Sayfa metni
İman Neşvesi seyretmesiyle meyveleri soğuk vurur. Rüzgâr da sert eserse dallarda ürün kalmaz. Âşık kulun gönlü; namaz, tebliğ, oruç, Kur'an okuma, hac, zekât ibadetlerine, sohbet ve zikir meclislerine devam etmek sûretiyle yanar, nûr ile dolar. Kişi hâlini muhafaza etmeyip de; şeytanın ve nefsin hilelerine, beyinleri ifsad eden İnsan şeytanlarının tesirine, dünya muhabbetine; baş olma arzusu, hased, ucub, riya, gıybet, yalancı şahitlik, cehalet, bidat gibi mânevi hastalıklara düçar olur, isyan ve günah rüzgarları esmeye başlarsa, bu olumsuz haller kalpte, irfan meyvesi bırakmaz, alır götürür. İrfan bahçesindeki; şükür, kanaat, tevekkül, nza, şefkat, merhamet, haya, emânet, sükût, tevazu, hüsn-i zan gibi meyveleri muhafaza edebilmek için, o bahçenin etrafını, dîni emirlere riâyet duvarı ile çevirmemiz gerekir. Ayrıca, mikrobunu kalbe hiç sezdirmeden atıp kendini gizleyen şeytana, zikrullah bekçisiyle mâni olmamız; az yeyip, az uyumamız, boş sözleri terk ederek nefse muhalefet etmemiz, dünyanın fâni olduğunu idrak ederek ölümü düşünmemiz, sâdıklarla cismen ve ruhen beraber olmamız îcab eder. Manevî bahar, Kur'an- ı Kerim'de şu şekilde tarif edilmiştir: "Erkek veya kadın, mü'min olarak kim iyi amel işlerse, onu 46

