Sayfa metni
İman Neşvesi taşlar, bir kuru yaprak dahi Hakk Teâlâ'nın izniyle hareket ederken, bizler de kulluğumuzda daim ve kaim, dosdoğru olmaya gayret edelim. Üstadımız (k.s.)'a, bu manevî derslerin, evrat ve ezkânn sonu nedir diye sorduğumda, "Oğlum! Ölünceye kadar Rabbimize kulluktur." buyurmuşlardı. Bize sorarsanız; işin gerçek yönü, Rabbimiz Teâlâ'nın azametini, ululuğunu, kendimizin de acziyetini, zayıflığını bilmektir. İnsanımız -çok azı müstesna- dünya nimetine erince değişiyor. Bu, dünyanın geçiciliğini, âhiretin de ebedî olduğunu tam anlamamamızdan kaynaklanmaktadır. Buranın zindan, öbür âlemin sürür olduğunu bilenler, eli kârda, gönlü yarda olanlardır. Çin işkencesi gören, hapishaneden çıktıktan sonra tekrar cezaevine, zindana girmek ister mi? Balı, böreği tadar, cifeye konar mı? Allah Teâlâ'yı tanıma zevkine erenler gönüllerini bu fâni âleme bağlamaz. İbrahim b. Edhem (k.s.), "İnsanlar bu dünyadan hiçbirşey tatmadan çıkıp gitmiştir." buyurunca, "Nedir bu tat?" diye soranlara, "Marifet lezzeti." diye cevap vermiştir.

