Sayfa metni
îman Neşvesi Adeviyye (rh.aleyhâ)'nin yüksek anlayışını, "Fillerin ağzına göre ayarlanan lokmalar, karıncanın ağzına sığmaz." diyerek avama göre kıyaslaması gibi. İmanın kemaline vesile olan tevhid dersi, nefy ü isbat tatbikinde, alınan feyizle, mânevi coşkunlukla, "Efendim! Bu dersler neden daha önce öğretilmedi!" diyen müridan gibi. İnsanlara akıllan ölçüşünce konuşun, gerçeğine aykın gibi görünen bu beyanlar, hakikatlere erip, nefsin tuzağına düşmememiz için anlatılmaktadır. Zaten kardeşlerimiz, bunlan, bu anlayışla okuyup, dinler. Mürşid-i kâmillere, Sıddîk-ı Âzam (r.a.)'dan bu zamana kadar gelen meşâyih-i kirama yakınlığımızın derecesine göre, Habîbi Kibriyâ (s.a.v.)'ya hemcivar, komşu oluruz. O gönüllerden geçenler ancak, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Zât-ı Kibriya (s.a.v.')'ya kavuşurlar. Yetişkin evlatlarını, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'e cübbelerinin altında takdim ederler. Allah Teâla'ya, Rasûlü (s.a.v.)'ne ve sizden olan ulü'l-emre, otorite olan her şahsa itaat bize Kur'an'da emredilen bir esastır. Dünyanın ve ahiretin ışıklan olan hakikat ehli, ulemâya bağlılık Hadis-i Şerifte haber verilen bir gerçektir. Dağlar, 23

