Sayfa metni
Hz. Haşan ve Hüseyin / 47 - Kalk ya Hasen! Aramızda cereyan eden âhvâle dair nâsa söz söyle, dedi. Haşan -radıyallahu anh- de hitabete kıyam ile Cenâb-ı Hakk’a hamdden sonra şöyle buyurdu: Ey Nas! Cenâb-ı Hak bizim evvelimiz (Cedd-i Muaz zamları Hazret-i Fahr-İ Rusül) ile hidâyet buyurub demlerinizi dahi bizim ahirimiz ile (kendi zat-ı âlileriyle) hıfz eylemişdir. Âlemde kiyaset-i fâzıla vera’ ve takvadır. Ve belâdet-i müf- ritafücûr u hevâdır. Ben ve Muaviye’nin ihtilaf etdiğimiz şu hilâfet maddesi; ya kendisi ona benden ehakdır, veyahud benim hakkımdır da Allah için ve Ümmet-i Muhammed'in salâh u selâmetleri için ve sizin kanınızı muhafaza için onu ben kendisine terk etmişimdir. Ben bilemem, belki bu da sizin için bir fitne ve musibet ve bir vakte kadar metâ-ı muvakkatti ir»60 60 Üsdü’l-Gabe 2/15 61 Câde Eş'as el-Kindi’nin kızıdır. Tarih’de hakkında tafsilat vardır. Sonra Haşan -radıyallahu anh- Medine-i Münevvere’ye avdetle orada ikamet buyurmuşlardır. Benî Ümeyye'nin avanesi Hazret-i Haşan -radıyallahu anh-ın orada hayat-ı tayyibelerini de rahat bırakmayıp o zât-ı muhteremi zevcesi «Ca’de»6’ ite zehirlemişlerdir. Marazları başlayınca birâderi Hüseyin -radıyallahu anh-’e: - Ey birâder, üç defadır zehirleniyorum, bu defaki gibisi olmadı, buyurup Hz. Hüseyin -radıyallahu anh-: «- Sizi zehirleyen kimdir?» diye sual edince: «- Niçin sual ediyorsun? Kâtillerim ile kıtal mı edeceksin? Ben onları HakTeâlâ’ya ısmarladım» buyurmuştur.

