Sayfa metni
206 / Ashâb-ı Kiram 2 -------------------------------------------------------- «Ebû Zerrdedi ki: - Ben Gıfâr kabilesinden bir kimse idim. Günün bi rinde Mekke’de bir kimse çıkmış, peygamber olduğunu iddia ediyormuş, diye bize haber erişti. Ben de kardeşim Uneys'e: - Haydi Mekke’ye, şu kimseye git görüş, ne söylerse dinle ve onun hakkında edindiğin haberle bana gel, dedim. Nihayet kardeşim gitdi. Resûluilah’a kavuştu. Sonra dönüp geldi. Kardeşime: - Ne haber var? dedim. O da: - Bir kişi gördüm, o hayırla emrediyor, şerden nehye- diyor, dedi. Kardeşime: - Gönlüme şifa verir bir haber getirmedin, dedim. Ve kendim bir dağarcık bir de asâ aldım. Sonra Mekke'ye yö neldim. Mescid-i Haram’a geldim. Fakat ben Resûlullah'ı tanımıyordum. O’nu başkasına sormak da zoruma gidiyordu. Zemzem suyu içiyordum ve Mescid’de bulunuyordum. Bu sırada yanıma Ali bin EbîTalib uğradı. Ve: - Şu adam garipdir sanırım, dedi. Ben de: - Evet garibim, dedim. Ali: - Öyleyse bizim eve buyur, dedi. Ali ile berâber gittim. Sabaha kadar o bana seyahatime dair bir şey sormadı, ben de ona haber vermedim. Sabah leyin kalktım. Resûlullah’ı sormak için kuşluk vakti Mescid'e gitdim. Fakat kimse bana O’na dair bir şey bildirmedi. Yine bana Ali uğradı ve:

