Sayfa metni
Hz. Halid Bin Velid / 185 Hazret-i Seyfullah'ın gönüllere tesir eden bu müessir nutku kulûb-i müslimîni o derece kuvvetlendirdi ki, yürekle rinin en hafî köşelerinden nebean eden bârân-ı şecâat ve katarât-ı îmandan âlâm-ı harbi ve ekdâr-ı bî-nihâye-i hayatı unutdular. Hazret-i Hâlid’in saf semaya benzeyen vech-i munîrinde envâr-ı şecâat ve hamaset parlamaktaydı. Guzât-ı Kiram bir lâhûtî girye ile hücuma hazırlandılar. Seyfullah’ın ateşe atılır derecede din uğrunda canını tehlikeye saldığını gören Guzat-ı Kiramın her birisi birer şerâre-i şehâmet kesilerek düşman üzerine şiddetle hü cum etdiler. Hazret-i Ömer -radıyallahu anh- Hâlid bin Velid -radıyallahu anh-’i seraskerlikden azl ile yerine Aşere-i Mübeşşere’den Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-’i tayin etmesi üzerine huz- zardan birisi kıyam ile dedi ki: - Yâ Emire’l-Mü'minin, âlem-i İslâm'a bu kadar hizmeti sebk eden Hâlid’i niçin azlediyorsun? Hazret-i Ömer dedi ki: - Ben kendisini seraskerlikden azleyledimse hizmet- den, bahadırlıkdan değili Hâlid’in son derece ibraz eylediği hıdemât-ı hasenesi bence müsellemdir, buyurdular. Müteâkıben bilcümle memurlara bir tamim göndererek Hazret-i Hâlid’i ancak halkın ona pek müfrit teveccüh gös termesinden ve onu her şeyin faili addetmesinden dolayı yalnız başına bir insanın hiçbir şey yapmaya muktedir olamayacağını göstermek için azletdiğini bildirmişdir. Hazret-i Hâlid’in bu kadar yararlıkları, fedakârlıkları olduğu halde azledilmesi askerlerde dedi-koduyu mûcib olduğundan Hazret-i Hâlid -radıyallahu anh- askerlere hitaben:

