Sayfa metni
184 / Ashâb-ı Kiram 2 «- Kadınlar Hâlid gibi bir er doğurmakdan acizdir» buyurmuştur. Busra’nın fethinde Tarih’de tafsîlen beyân olunduğu üzere şafak atmış ve güneşin ziyası asakir-i İslâmiyyenin nâsıye-i bahadırânelerine aksetmiş, iki taraf dehşetli bir halde ölüme hazırlanmış idiler. Asakir-i İslâmiyye Hâlid bin Velid -radıyallahu anh-’in İmametiyle sabah namazını kılmışlardı. Seyfullah atına binerek askerlere hitaben: «Askerler! Rumların hayatı sevdiği kadar ölüme mahabbet etdiğinizi bilirim. İşte bir elimde Seyf-i Meslûl-ü Şeriat, pîşgâhımda Livâ-yı Muhammedi duruyor. Sizi İ’lâ-yı Kelimetullah’a davet ediyorum. Bugün mücâhidlerin ruhânî sesleri düşmanların kulaklarını dehşetle dolduracakdır. Daha henüz yaraları kapanmamış vücudumun ra'şeleri kalbimin mukaddes darabâtı bu ma’rekeye atılmakdan beni asla men’edemez. Haydi sizi göreyim din arslan- ları, Peygamberimiz'İn Sıdk-ı Nübüvvetini, Dinimizin ulviyyetini fedâkarâne bir suretde âlem-i beşeriyyete gösterelim. Ölümden korkmanın hayata hiç faidesi yokdur. Maksadımız cennetin bahçeleri ve dünyanın âlî kâşâneleri değil ancak Rtzâullahdır. Yürüyünüz, varsın bu sahralar İsm-i Celâl ile inlesin!!!» Yine askerlere hitaben: «Bugün âlem-i islâmiyyet sîzlerin kılınçlarınıza bakıyor. Eminim ki, Resûlullah’ı gören gözler ölümden korkmaz. Celâdet-i Nebeviyyeyi düşününüz, işte ben önce canımı fedaya gidiyorum, bir muvahhid tasavvur etmem ki arkamdan gelmesin!!»

