Sayfa metni
176 / Ashâb-ı Kiram 2 - Yâ Resûlallah, bu kılıncın hakkı nedir? diye sual etdi. Resûlullah -sailallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de: - Eğilip bükülünceye kadar düşmana vurmakdır! buyurunca: - O şart ile ben alırım demiş, Hazret-i Resûl-i Ekrem -sailallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de bu seyf-i şerifi Ebû Dücâne’ye vermişti. Ebû Dücâne -radıyallahu anh- kılıncı alıp başına bir kırmızı sarık sararak: JJ> ^ÂJIII û>i- JJ3I J>jJI f JN dİ j^Jji «- Ben ol merdim ki, yâr-ı vefa-şiarımla nezd-i nahli- sandaki sefh-ı cebelde bulunduğumuz sırada keyyulde yani sufûf-i harbin gerisinde bulunmamak üzere ahidleşmişimdir. Allah’ın ve Resûlullah’ın seyfiyle harb ederim» ürcûzesini okuyarak.Uhud Harbinde meydana çıkmış ve çalımlı çalımlı yürümeğe başlamıştır. Aleyhissalatü vesselâm Efendimiz Hazretleri Ebû Dücâne’nin bu yürüyüşüne; «Onu Hak Teâlâ Hazretleri bu makamların gayride sevmez» buyurmuşlardır. Ebû Dücâne Hazretleri o gün hücûm ile müşrikinin saflarını ve başlarını yararak öte tarafa, yani arkada müşrik askerlerini teşyi için def çalan Hind ve diğer kadınların yanına kadar varmıştır. Tenezzül edip onları vurmamış ve

