Sayfa metni
Hz. Hamza / 143 «- Sakın korkma, şeref-i İslâm ile müşerref olan elçilere Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir zarar gelmez» demişlerdi. Bu hey'etle berâber gittim, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna çıkdığımda beni görünce: «-Sen Vahşi misin?» buyurdu. Ben de: «-Evet Vahşi'yim,» dedim. Resûlullah: «- Hamza’yı sen mi katletdin?» diye sordu. Ben de: - Bu iş size haber verildiği gibi oldu, dedim. Resûl-i Ekrem: «-Bana yüzünü göstermeyebilir misin?» buyurdu. Ben de huzûr-ı Seâdetden çıktım ve bir daha görünmedim. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- irtihal buyur duğunda Museylimetü’l-Kezzab vak’ası çıkmıştı. Kendi kendime: - Ben de Müseylime’ye karşı çıkayım, belki öldürürüm de Hazret-i Hamza hakkındaki irtikâb etdiğim cinâyetin mu kabil mükâfatı olur, dedim. Ve sevk olunan orduya karışdım. Gitdim. Müseylime vak’ası malûm olduğu üzre cereyan etdi. Nihâyet günün birinde başının, kül renginde deve tüyüne benzeyen saçları darmadağınık birisinin duvar deliğinde bulunduğunu gördüm. Harbemi bunun üzerine attım ve iki göğsü^arasına kondurdum, harbe bunun ketifeyni arasından çıktı. Müteakiben ensardan birisi yani Abdullah ibni Zeyd, Müseylime’nin üzerine atılıp başına kıhnçla vurdu. Evin içinde bir cariye: «- Eyvah, Emiru’l-Mü’minîn’i (Müseylime’yl) siyah bir köle öldürdü, diye feryad eyledi.»

