Sayfa metni
Adalet ve Riyaseti / 143 Hz. Ömer -radıyallahu anh-tn idâresindeki sırr u hikmet; onun hazine-i umûmiyyeye âid işleri en emin el lere tevdii ve hazîneyi her türlü isrâftan vikaye etmek idi. Hz. Ömer -radtyallahu anh-, bir taraftan en uzak mesâfede bulunan orduyu idâre ve onların harekâtını murâkabe ve ta'yîn, diğer taraftan muhtelif milletlerle olan münâsebâtı idâre, fıkhı toplamak, fetvâlar vermek gibi işleri bizzat kendisi tedvîr ediyordu. Nihâvend’de İranlIların bütün kuvvetleriyle taarruzu esnâsında en buhranlı zamanda Hz. Sa’d -radıyallahu anh-’dan şikâyet olunmuş, Hz. Ömer -radıyallahu anh- de: - “Vaziyet buhran-âmîz ise de Sa’d şikâyeti vâkıaya cevâb vermek üzere dâvet olunmalı ve hatt u hareketi ni şâibeden tetahhür etmelidir.” demişti. Bizans İmparatoru, Sûriye’yi feth için Cezîre halkı ile uyuşurken Cezîrelilere karşı Hz. Ömer -radıyallahu anh- o kadar sür’atle ordusunu i’zâm etmişdi ki, Cezîre- lilerin yolunu keserek imparatorla tevhîd-i harekât et melerine imkân bırakmamıştı. Hz. Ömer -radıyallahu anh- tebeasının refâhiyle fevkalâde alâkadar olmakla berâber, onun uluvv-i cenâ- bı hiç bir vakit kuvvetli ve sıhhatli insanları atâlete sevk eden müsrifâne bir mâhiyet almazdı. Asya hükümdârları ise isrâf ve sefâhet yüzünden halkı fakr u sefâlete dûçâr etmiştir. Bir defasında Hz. Ömer -radıyallahu anh-, bir dilen-

