Sayfa metni
138/ Hozret-i Ömer sı bekiediği halde Hz. Ömer -radıyallahu anh- bunlarla konuşmakta devam etmişti. Ebû Süfyân bu muâmele- den kızarak: - “Hâle bakınız. Bugün köleler bize tercihân kabul olunuyorlar...” Fakat bu söz, adalet ve hak muhibbi olanlar üzerin de hiçbir te’sir icrâ etmemiş ve kendisine şu cevâb ve rilmişti: - “Hz. Ömer -radıyallahu anh-’den şikâyete hakkı mız yoktur. Biz kendi tâlihimize küselim. Müslümanlık herkesi birden dâvet etti; biz dâvete icâbette geciktik. Binâenaleyh, bizden evvel islâmiyyeti kabul edenler, bi ze tekaddüm etmek hakkını kazanmışlardır." & Kadisiye Harbi’nden sonra hizmeti görülen kabile lerle ashâb’a muhassasât bağlandığı zaman, Kureyş rüesâsıyle nüfûzlu kabilelerin iddiâsına ehemmiyet ver memiş, servet, mevki’, haseb, neseb, nüfûz, kuvvet gi bi esâsları nazar-ı İtibâra almamıştı. Ancak İslâmiyetİ kabulde herkese tekaddüm edenleri, mukaddes muhâ- rebelerde büyük hizmet ifâ edenleri tercih etmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh- bütün memurlarına mâfevk tavrı takınmamak, kendini âhâd-ı nâstan yük sek tutmamak için kafi emirler verirdi. Kendisinin reis-i devlet olduğunu gösterecek bir alâmet-i fârikası bulunmazdı. Bizans ve İran sefirleri İslâm hükümdârlarını ara-

