Sayfa metni
1 34 / Hazref-i Ömer-------------------------------------------------------------------- Abdullah bin Mes’ud -radıyallahu anh- gibi zevat da bu yüzden hâkimliğe tâyin edilememişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-’ın Ebû Mûsa’l-Eş'ârî - radıyallahu anh-’a gönderdiği bir fermanda deniliyor ki: - “Kazâ (icrâ-yı adâlet veya dâvâları hail ü fasi et mek) muhkem bir farizadır. Mütteba’ bir sünnet'tir. Herkes senin karşında, meclisinde ve adalet huzû- runda müsâvi olsun. Zayıflar adâletten me’yûs olmasın. Kaviler senden tarafgirlik beklemesin. Dün bir hüküm verdikten sonra onu tekrar teemmül neticesinde hakka rucû’dan tereddüt etme. Kitab ve sünnette bulamadığın husûsatta İdrâkine müracaat et... Müddeî-beyyine göstermeğe mecburdur, inkâr eden tahlif olunur. Sulh câizdir; haram olan birşeyi helâl eden, veya bir helali haram kılan bir sulh olmamak şartıyla. Birbirine benzeyen veya mümasil olan şeylere dik kat et, sonra bir kıyâs yap. Bir kimse delâil takdim etmek isterse ona mühlet ver. Verilen mühlet esnâsında matlûb delâili takdim ederse hakkını ver. Aksi takdirde da’vâsını ıskât et. Bütün müslümanlar adûldür. Ancak celd edilenler yani haklarında celde (değnek) cezâsı tatbik edilenler, yâhut yalan yere şehâdet cürmünü işleyenler, yâhut ve-

