Sayfa metni
128 / Hazret-i Ömer-------- ----------------------------------------------------------- Bir gün âhâd-ı nâstan biri: - “Yâ Ömer! Yarın Allah’ın gazâbından kurtulacağı nı zannediyor musun? Bilmiyorsun ki, Mısır'daki âmil lerden iyâz bin Gânem İpekli elbiseler giymekte ve ka pısında bir kapıcı bulundurmaktadır." dedi. Hz. Ömer -radıyallahu anh- derhâl, Muhammed bin Mesleme -radıyallahu anh-'ı Mısır'a göndererek, İyâz -radı- yallahu anh-'ı bulunduğu şekilde getirmesini emretti. Medine’ye geldiği zaman ipekli elbisesini gördükte, çıkarttırarak sırtına kıldan örülmüş sert bir aba vermiş ve çölde bir sürü koyun gütmekle tavzîf edilmişti. İyâz -radıyallahu anh- ise, bu hâlin ölümden ağır ol duğunu söylemiş, Hz. Ömer -radıyallahu anh- de: - Senin baban bir çoban olduğu için “Ganem” nâmı nı almadı mı?” demiş, İyâz -radıyallahu anh- da bir da ha vazifesini sıdk u ihlâs ve îfaya ölünceye kadar az metmişti. Devlet memûrları ve rüesâsı, halka karşı mütefev- vik bir hayat sürecek olursa; halk İstihkar edilmiş, küçük bir mevkiye düşürülmüş, yavaş yavaş şahsî idâreye alıştırılmış olur ki, bunun neticesi memurların efendi, halkın köle telâkkî olunmasıdır. Hz. Ömer -radıyallahu anh- Suriye seyâhatinde Hz. Muâviye -radıyallahu anh-’ın ihtişâm içinde yaşadığını görünce: - “Kisrâlara mı benzemek istiyorsun?” demişti.

