Sayfa metni
Hükümet Nizâmı / 127 - “Evet!” dedi. “Nefsimi yed-i kudretinde tutan Zât-ı Eceli û A'iâ'ya kasem ederim ki, böyle yapan bir âmili derhâl cezâya çarptırırım. Çünkü Resûl-i Ekrem -sallal- lahu aleyhi ve sellem- de böyle hareket ederdi. Müslü manları kat’iyyen dövmeyiniz ki, nefse hürmet hissini zâyî etmesinler. Sonra müslümanların hukukunu temin ediniz ki, isyân ederek küfrân-ı nîmete mecbûr olmasın lar." Bir kere bir âmil, birine haksız yere yüz kırbaç vur muş. O kimse de Hz. Ömer -radıyallahu anh-’a şikâyet etmişti. Âmilin kabahati tahakkuk edince, dövülen adamın âmile yüz kırbaç vurmasını emretmişti. Amr bin Âs -ra- dıyallahu anh- müddaîyi hakkından feragat ettirerek her kırbaç için bir altun tazminat vermek suretiyle hâdiseyi kapatmağa muvaffak olmuştu. Hz. Ömer -radıyallahu anh- âmiller aleyhinde vuku bulacak şikâyetleri tahkik için bir makâm vücûda getir miş ve buna ashâb-ı güzîn’in büyüklerinden ve bir defa Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından kaymakam olarak Medine’de bırakılan, Muhammed bin Meslemetü’l-Ensârî -radıyallahu anh-’ı tâyin etmişti. Şâyet bir âmil, halka karşı mütekebbirâne bir tavır takınır, kendisini, halkın fevkinde gösterecek bir hâl alır sa, şiddetle tevbîh olunurdu. Âmilin, hastaları ziyâret etmediği, zuafâ ve fukarâ- yı kabûl etmediği anlaşılırsa derhâl memûriyetten azle- dilirdi.

