Sayfa metni
214 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) muhılli-İ nâmus bir hareketden yahud hizmetinden adem-i memnuniyetinden değil ancak halkın ona pek müfrit tevec cüh göstermesinden ve onu her şeyin fâili addetmesinden dolayı yalnız başına bir insanın hiç bir şeyi yapmaya muk tedir olamaycağını göstermek için azlettiğini bildirmişdir. Hz. Hâlid’in muvaffakıyyât-ı mütevâlîyesi ve fütûhât-ı azîmesi cihetiyle hasbe'l-beşer kendisine ucüb ve hod- pesendlik gelmek tehlikesinden vikayeten Hz. Ömer - radıyallahu anh- ona o tedbir-i mürşidâneyi tensib bu yurmuşlardır. Ve bu suretle ümmet-i İsiâmiyyede gayet âlî ve zîşân bir kumandan daha yetiştirmişlerdi ki aşere-i mübeşşere -rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmâîn- meyânında yegâne “Emînü’l-Ümme” unvân-ı celili ile mübeccel bulunan Hz. Ebû Ubeyde’nin nâm-ı âlîsini de âleme öylece göstermişlerdir. Hz. Hâlid bin Velid -radıyallahu anh- şecâatta olduğu gibi sehâvetde dahi vâsıl-ı gâye-i âliye olmuşdur. Nitekim: Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-den rivâyet edil- mişdir; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri zekâtı emrettiğinde İbn-i Cemil,32 Hâlid bin 32. ibn-i Muhallebin dediği veçhile Ibn-i Cemil münâfık idi. Zekâtı vermek istemezdi. Bu cihetle ibn-i Cemil ve emsali münâfıklar hakkında âyet-i cellfe nâzil olup, Münâfıklar mâli vecibeleri inkâr etmediler ancak Allah'ın ve Peygamberin hazîne-i kereminden bunları iğnâ etmesinden dolayı inkâr etmişlerdi. Bunlar bu inkârlarından tevbe ve rucû' ederlerse kendi leri için hayırlı olur.» (Tevbe / 74) buyurulmakla kendilerinin tevbe etme lerinin hayırlı olduğu bildirilmişdi. ibn-i Cemil: Rabbim benden tevbemi İstedi ben de tevbe ettim, demiş ve hakikaten ıs(âh-ı hal etmişdi ve nâsı- yesindeki nifak lekesini tamamiyle silmişdi.

