Sayfa metni
212 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) mansur ve muzaffer olduklarından mesrur olarak as- hâb-ı kirâmı Mescid-i Şerife dâvetle müessir bir hutbe okudular: - “Cenâb-ı Hakk’a şükürler olsun din-i celîl-i İslâm sâyesinde askerlerimiz mansur ve muzaffer olmuşlar, o tarafda bir çok memâlik elimize geçmişdir. Malumunuz olsun ki ben Ebû Ubeyde’yi serasker nasbiyle Hâlid bin Velid’i. emaretden azletdim. Zirâ bazı cihetlerde hatâsı görüldü!” Huzzardan birisi kıyam ile dedi ki: - Yâ Emir el-Mü’minîn! Âlem-i İslâm'a bu kadar hiz meti sebkeden Hâlid’i niçin azlediyorsun? - Ben kendisini seraskerlikden azlettimse hizme tinden, bahadırlığından değil. Hâlid’in son derece ibrâz eylediği hıdemât-ı hasenesi bence müsellemdir, buyur dular. Minberden inip serasker-i cedid Ebû Ubeyde -radı- yallahu anh-’a bir mektup yazdı ve Abdullah’a verdi. “Mek tubunuz bize vâsıl oldu. Nail olduğunuz muzafferiyetten dolayı Cenab-ı Hakka şükürler eyledik. Hâlid bin Velid’i seraskerlikten azl ve seni emîr-i Şâm nasbeyledim.” Bu emir geldiği zaman Hz. Seyfullah cenge girmiş Yermuk Harbi'nin en şiddetli zamanında idi. Medine’den gelen Abdullah’ın yanına bazı zevat ge lerek havâdis öğrenmek istemişlerse de “Halife tarafın dan imdad gönderilmek üzeredir" gibi sözlerle geçişdirilip hakikat-i hal ketm edilmişdi.

