Sayfa metni
176 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a] İslâm ile müşerref olmuş ve gusletmiş ve geri dönmek istememiş idi. Fakat Ebû Ubeyde Müslümanların sû-i niyyetle ithâm olunmalarını arzu etmeyerek kendisinin avdet ederek Hz. Hâlid’in düşman karargâhına gittikden sonra avdetinde berâber gelmesini” tavsiye eylemişdi. Hz. Hâlid: düşman karargâhına gittiği zaman yolda tepeden tırnağa kadar demirden zırh içinde atlarına binen atlılara rast geldi. Fakat Hz. Hâlid; öküz sürüsü içinden geçen bir arslan gibi bütün menâzırı istihkar ederek baş kumandan Mahan’ın çadırına vardı. Mahan Hz. Hâlid’i hürmetle istikbal ile yanına oturt- du. Ve taaccüble: - Ben seni üstü başı sırmalara gark olmuş bir zat zannederdim. Hz.Hâlid: - Hiç kemâlâtın alâmet-i mahsusası olur mu? İşte siz de bunun için aldanıyorsunuz ya! Mahan: - Bizim imparatorumuz yeryüzünde hükümdarların hükümdarıdır. Hz. Hâlid: - Sizin hükümdarınız dediğiniz gibi olabilir. Fakat bizim reis intihab ettiğimiz zât bir lâhza için aklından bi ze tasallut etmeyi geçirse onu derhal makamından hal’ ederiz.

