Sayfa metni
172 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) Düşman safının önünde patrikler ellerindeki büyük haçlar ile ilerliyor ve askerleri nutuklarla teşcî ediyorlardı. Mıkdad bin Esved dahi Ehl-i Bedir'le berâber saff-ı harbde Sûre-i Enfâl’i okuyup müstemiînin tüylerini ürpert- mekde idi -radıyallahu teâlâ anhüm ecmaîn- Ordular birbirlerine yakiaşdığı zaman patriklerden biri meydân-ı mübârezeye çıkdı. Hz. Seyfullah ona karşı Kays bin Hübeyre’nin çık masını emretdi. Kays: “kocalarını ve evlâdlarını öldürerek dul bırak- dığım haclenişîn kadınlara sor. Harb günü bir harb kah ramanı değil miyim?" Şiirini inşâd ederek ilerledi. Patrik silâha davranmadan Kays kılınçla patriğin kellesini ikiye ayırmış bütün Müslümanlar “Allahu Ekber” sayhalarıyla umûmî taarruza geçmişlerdi. Yermuk harbinin ilk günü böyle geçmişdi. O gece Mahan kumandanlarını toplayarak bir meclis akdetmiş, Ehl-i İslâmî para ile itmâ ederek Suriye’yi terke dâvet etmeyi teklif etmiş ve bu teklif umumiyetle kabul edilmiş idi. Satvet-i islâmiyyeyi tefekkür ediniz ki ilk günü bir hü- cûmda din arsianlarının yıldırım gibi sür’atle saldırmaları nı gören düşman kuvvetleri beş misli kadar fâik oldukları halde gözleri yılmış ve korkmuş, dünya ve altınperest olduklarından para vermek sûretiyle sulh talebinde bulu nuyorlardı ki bu da Din-i Mübîn-i Muhammedi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in asâr-ı mûcize-i bâhiresindendir.

