Sayfa metni
164 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) - Çabuk söyle şimdi helak ederim! Kal’a kapılarının anahtarları nerededir? Merkume neye uğradığını bilemedi. Ve korkusundan sesini de çıkaramayarak kal’anın mahfuz olan anahtar larını teslime mecbur oldu. Gece karanlığı göz gözü gör mez bir halde idi. Mücâhidler kal’a kapısına hücum eder lerken nöbetçi ve ahaliden bazıları tarafından müdafaa edilmek istenildiyse de hiç tesiri olamadı. Derhal kapıyı açdılar ve cümlesi birden tekbir almağa başladılar. Dışarda tertibat almış olan İslâm keşif kolları hemen kal’adan içeri girdiler ve arkadan Hâlid bin Velid Hazret lerinin fırkası ve daha sonra Hz. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-’ın ordusu gelerek kal’aya doldular. Kal’a içerisinde bir velvele-i azime koptu. Feryad u figan başladı. Kıtan’ın dâiresinde olan ashab-ı mücahidîn de önde Hz. Dırar elinde yalın kılınç Kıtan’ın yanına girdiler. Kıtan hayret içinde kaldı. Hud’a-ı harbiyyeyi anladı ve “emân" taleb etdi. Sulhan şehri teslim aldılar. Rumlar gafletlerinden dolayı pek nâdim oldular. Hz. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh- orduyu alıp tekrar Humus’a avdet eyledi. Muhâsarayı idâre etmek üzere Ubâdetü’bn-i Sâmit’i bırakarak kendisi bizzat Hama’ya ilerledi. Cizye mu kabilinde sulh olarak Hama'yı aldı. Sonra Şeyzer ve Muarretü’n-Numan’a hareketle buraları da “eman" taleb eyledi. Bilahare Lâzkıye’ye muvâsalat etdi. Çok müstah kem bir şehir olduğundan muhasara edildi. Düşmanın haberi olmaksızın şehrin etrafında bir çok çukurlar kaz-

