Sayfa metni
160 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) Hz. Ebû Ubeyde orduyu dört fırkaya ayırdı. Humus'u muhasara etdiler. Hz. Ebû Ubeyde ve Hâlid bin Velid -radıyallahu anhüma- hazeratı bab-ı sağirden hücum ile muharebeye başladılar. O gün ok muharebesi olduysa da akşama kadar bir netice hâsıl olamadı. Sabah oldukta Hz. Seyfullah Rumlara kendi ehem miyetlerinin derecesini anlatmak üzere bir kaç bin köleyi kafaya hücum etdirerek kılınçlarıyle taşlara vurmalarını emretdi. Bu garib hali gören Herabis taaccüble: - Arablar bu kadar budala mıdırlar? Taşlara kılınç çalmakdan ne çıkar? dedi. Ümerâ: - Onların indinde bizim hiç bir kadr ü kıymetimiz ol madığını bu sûretle bize anlatmak istiyorlar, dediler. Herabis Hz. Ebû Ubeyde’ye şu mektubu gönderdi; “Arablar, bizsizi âkil ve müdebbir adamlar zanneder idik. Meğer sizde akıl yokmuş. Dünkü gün, dört fırka ile kal’a kapılarını muhasara etmişdiniz. îcâb-ı hal de bunu iktiza ederdi. Fakat birkaç biçâreye kal’a taşlarını kılınçla döğdürdünüz, bundan ne hasıl olur? Geliniz buradan gidiniz. Eğer imparatoru bilmuharebe mağlûb ederseniz biz de teslim oluruz." Hz. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh- bu mektubu oku du. Mevkı-i müzâkereye konuldu. Hakikaten bu kal’a metindir. Uzun müddet burada beklemek icâb etmez.

