Sayfa metni
156 / Hz. Hâlîd Bin Velid (r.a) Herabis askerlerine hitaben: "Haydi sizi göreyim. Bir tane bırakmayıncaya kadar kılı nçdan geçiriniz” diyerek askerini teşvîk ediyordu. Ebû Ubeyde ve Hâlid Bin Velid -radıyallahu anhüma- Hazretleri de bir tertibat olarak orduları ikiye ayırdılar. Said bin Zeyd’in fırkası ileri cebhede bulunup harb şiddetle devam ediyordu. “Allahu Ekber” sadaları yük selerek din arslanları maniaları yararak müdhiş sûrette saldırıyorlardı. Rum fırkaları gittikçe takviye kuvvetleri alarak birbirini müteakip mücâhidin üzerine hücum ile şiddetle tazyik ediyorlardı. İki taraf ordusu birbirine iyiden iyiye karışdılar. O sahralar dökülen İhsan kanlarıyle mülemmâ olmuşdu. Bir vâveylâ kopdu. İslâm askerinin her bir ferdi, din yolunda ölmeyi büyük bir şevk bilerek düşmana karşı şiddetle kılınç çalıyorlardı. Muharebe gitdikçe imtidâd eylemekde idi. Rumlar bir hîle-i harbiyye olmak üzere Arabları muhâsaraya almak fikriyle bir dağ eteğinde istihkâma benzer bir mahalle çıkıp gizlenmek istediler. General Herabis ile Patrik berâberlerinde idi. Said bin Zeyd’in fırkası fırsat bularak merkumları muhâsaraya aldı. Muhasara tuzağına kendileri düşdü- ğünden şiddetli hücum tazyikina dayanamayarak muvak katen olsun muharebenin terkedilmesini taleb zımnında Patrik’e emreyledi. Patrik:

