Sayfa metni
Humus Ma'rekesi / 155 bir kılınç darbesine de rast gelmemiş, din arslanlarının pençe-i âteşînini tatmamışdı. Herabis, kumandanlarla reîs-i rûhânî patriki celb ederek, "Hazır mısınız? Yarın Arablarla harb edeceğiz. Hiç fırsat vermemelidir. Hemen bir hücumda mahvedi- vermeli!” dedi. Patrik de: - Sen ne söylüyorsun! Busrâ’yı Dımaşk’ı fetheden, Kalus ve Vardan'ı öldüren Hâlid meydanda duruyor, iş senin bildiğin gibi değil, demişti. Herabis gülerek: - Ben öyle Hâlid tanımam. Bizimkiler ahmak imişler de mahvolmuşlar. Artık bu kadar kuvvet ve iktidarım var iken şu birkaç Arabdan korkarda mağlub olur isem bana da Herabis demesinler! Harabis kal’adan Arabların üzerine ok atmayı em redince, mücâhidin üzerine yağmur gibi ok yağdırmaya başladılar. Hâlid bin Velid -radıyallahu anh- Hazretleri de muka bele etmek üzere askerlere emir verdiler. Guzât-i kirâm aşağıdan yukarı kal’a üzerindeki rum- lara ok atarak armud gibi yerlere dökmeye başladılar. O gün ok muharebesi şidetle akşama kadar devam eyle- diyse de bir netice hâsıl olmadı. Herabis ertesi sabah kal’a kapılarını açdırarak her tarafdan hücum edilmesini emretti. Rumlar Ba'lbek karasından yalın kılınç ile dışarı fırladılar.

