Sayfa metni
Ecnadin Vak'ası / 139 - Siz beni telef edeceksiniz öyle mi? Şimdi ben sizi mahvederim, diye Dıfar’ın üzerine hamle eyledi. Rumas: -Telâş etme general. Yavaş, imparatorun yanında gezen kızlara kavuşmaya benzemez! Dırar’a hitaben: - Ya Emîr! Söyletmenin vakti değildir. Çabuk işini bitir. Düğün geç kaldı, demesiyle berâber Dırar bir kıhnç atarak merkumu hâk-i helâke serdi. Vardan’ın katlolunduğunu gören Rumas sür’atle Hz. Hâlid’in yanına gelerek dedi ki: - Ya Hâlid! Şunun atını ve elbisesini bana ver. Zirâ bir muharebede atına binmek istedim de “Sen ona binmeye layık değilsin” demişdi. Hz. Hâlid: -Olamaz, bunlar Dırar’ın hakkıdır, dedi. Cenâb-ı Dırar, Vardan'ı öldürdükden sonra merkumun atına bi nip elbisesini de giyip doğruca İslâm ordusunun tarafına yürüdü. Rumlar uzakdan Vardan’ın atının Müslümanlar tara fına gittiğini gördükde hayretle birbirlerine: - Acâib! Hâlid katlolunsa Vardan’ın atı bu tarafa gele- cekdi. Demek oluyor ki kendisini öldürmüşler, dediler. İşte Rumların ordusunun ruhu mesâbesinde olan Vardan’ın da öldürülmesi onları ye'se uğratmış ve bittabi mukave met edemeyeceklerini bildiklerinden cümlesi Dımışk’a firâr eylemişlerdir.

