Sayfa metni
138 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a)----------------------------------------------- Hz. Hâlid’in askeri mahall-i maksuda gelir iken Vardan’ın gönderdiği adamlarına rast gelip bilmukabele cümlesini idam eylediler. Vardan’ın da haberi olmadı. Hz. Hâlid elinde süngü, Vardan da yanında Hübeyre ve elinde kılınç olduğu halde kırk hatve mesâfede karşı karşıya mükalemeye başladılar. Vardan: Ya Hâlid, siz aç adamlarsınız. İmparatorla harb etmek haddiniz mi? Bir mikdar erzâk veya bir yük hurma verelim de şuradan def olup gidiniz. Dünyanın cennet misali memleketlerinde saltanat sürmek nerenize lâyıkdır! Elimizdeki emval ve ganâimi almak istiyorsunuz ve sahibe-i cemallere kavuşmak istiyorsunuz değil mi? Haydi def olunuz. Yoksa bir taneniz kalmayıncâya kadar kılınçdan geçiririm. Hz. Seyfullah son derece hiddetle: - Behey Kelbü’r-Rum! Biz sizin gibi akçaya secde eden, kadınlara boyun eğen alçaklardan değiliz! Biznus- ret-i ilâhiyye ile mev’ûduz. Eğer şu fezâdaki bulutlara da karışmış olsanız kudret-i Hâlık sizi yerlere atar da yine keseriz, buyurdular. Bunun üzerine uzakdan gelen süvarileri Vardan ken di askeri zannıyle kılıncına davranarak Cenâb-ı Hâlid’e doğru yürüdü. Süvarilerin içinde bulunan Rumas da yük sek sesle: - “Dur! Vardan acele etme. Bu defa nasib şenin dir. Şam’da düğün yapacaksın!” diye bağırınca Vardan hayretinden geri çekildi. Bu esnâda Dırar bin Ezver Haz retleri elinde yalın kılınç olduğu halde göründü. Vardan hiddetle:

