Sayfa metni
118 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) - Şu Araba benim kudret ve azametimi anlat belki havfeder. Tercüman: - Ya Hâlid, bu general Kayser'in kız kardeşinin oğlu ve bizim kumandanımızdır. Bütün Cezîretü’l-Arab’ı şe- câatiyle titretdi. Hâlid: - Sen beni generalinizin şecaâtiyle mi korkutacak sın! Bana İrâke karasının demir kapılarını kıran Havran sahralarını alt üst eden Hâlid bin Velid derler. Generaline söyle imtihan olalım. Uzun söz lâzım değil. Tercüman generale: - Efendim bu Arab korkacak bir adama benzemiyor. Sizinle dövüşmek arzusundadır. Ordularımızı mahveden işte budur. Haydi bakalım general seni göreyim, bir ham lede mahvetmelisin. Kalus: -Aman Cercis, Hâlid’e söyle bana bir gün mühlet versin de gideyim ümerây-ı askeriyye ile meşveret ede yim. Cercis: - Ya Hâlid generalimiz bir gün mühlet taleb ediyor. Ümerây-ı askeriyye ile meşveret edecekmiş. Cenâb-ı Hâlid: Bu halden ziyâdesiyle gazabnâk olarak: “Behey hâin sen benimle istihzâ mı ediyorsun?” diyerek atından aşa ğı indi. Kalus’u tutup bir kaç defa yere vurduktan sonra kılıncmın tersiyle darb etmeye başladı. Bu ne derece havf u haşyetdir ki kendi gözleri önün de generallerinin dayak yediğini gören kırk bin kişilik muntazam ordusundan bir ferd bile çıkıp da tesâhüb edemedi.

