Sayfa metni
Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyûb El-Ensâri / 107 Akşemseddîn’in Kabr-i Şerîfi Keşfi Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri Ebû Eyyüb el-Ensârî -radıyallahu anh-’in Kabr-i Şerifinin yerini bulmak arzusunda bulunduğunu Akşemseddin Hazretlerinden rica eyledi. Akşemseddin Sultan Fatih’e Hitaben: «- Sultanım, ben geceleri şu semt’de bir yere nûr inmekde olduğunu görüyorum. Zannediyorum ki, o nurun indiği yerde o mübarek kabr-i şerif olsa gerektir,» dedi. Bir müddet Ebû Eyyûb’un kabr-i şerifinin bulunduğu yere teveccüh'de bulunduktan sonra: - Evet, Hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin rûh-ı şerîfi ile şimdi mülâkat etdim. İstanbul’un fethini tebrîk etdi ve: «- Beni zulmet-i küfürden kurtardınız!» diyerek ferâh ve sûrurunu izhar eyledi, buyurdu. Bunun üzerine Hazret-i Fatih ve Akşemseddin ve maıyyeti, hep beraber işaret etdiği yere geldiler. Fatih, Akşemseddin’e: «- Efendim, Kabr-i Şerifin yerini tayin buyurunuz ki üzerine bir kubbe bina edelim,» diye rica etti. Akşemseddin Hazretleri orada bir müddet teveccüh ve murakabeden sonra: .«- Burasını kazınız, inşaallahu Teâlâ iki arşın sonra İbranîce yazılmış61 bir mermer çıkacakdır. İşte burası Mih- mandâr Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-’in Kabr-i Şerîfidir,» diye buyurdu. Filvaki o yer kazıldı, Akşemseddîn’in dediği gibi bir levha zuhur etti. 61 ibranîce diye yazılmasında bir sehv vardır. «Küfi» olsa gerekdir.

