Sayfa yükleniyor…
Video yükleniyor…
Gördüğüm kadarıyla hocamızın görüşmesini takdir ile karşılamamak mümkün değil. Çünkü burada Şifai Şerif, Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz'den bahsediyor. Bu çok güzel. Onu dinlemek, sonra şefaatine mazhar olmaya da vesile olur. Çünkü onun hayatı veriliyor, onun güzellikleri. Şimdi çıkarken onu da söyledim. Efendimiz için dedim güzellikleri dinebilir mi? Güzel zaten o. Bir gün üstazımız var. Bu İzmir'de Dursun Aksoy Mustafa Efendi. O da var. Başka zevatta bulunuyorlar. Çay getirilmiş. Çay getirilmiş, şeker de tutuluyor. Üstazımıza gelince ben şeker kullanmıyorum demiş. Mustafa Efendi demiş ki Hacı Hasan Efendi'ye şekere ne lüzum var demiş. O kendisinden şekerli zaten demiş. Gerçekten öyle. Sami Efendimiz'in görevlileri içerisinde onu canla başla karşılarlardı. Böyle bir inci gibi inci, inci. İnşallah onların huylarıyla, edepleriyle ne diyelim sürtüne sürtüne benzemeye çalışacağız.
Rabıta zaten aynileşmedir. Rabıta aynileşme, benzemedir. Mesela Ashab-ı Güzin Efendimizle sohbet, ne yapıyor? Ashab-ı Güzîn oluyor. Tâbiîn, sahabeyi Güzîn'le bir araya gele gele tâbiîn oluyor. Tebe-i tâbiîn, onlarda öyle. Böyle bir ruhi yakınlıkla aynı hal meydana gelir. Tâbi makamları, halleri değişik olmakla birlikte, râbıtada da öyle. Size bir şey anlatayım. Burayı hemen söylerim. Konya'da dişli Hacı Mehmet Efendi. Bu dişli. Ama Allah'ımız gönlüne nur vermiş.
Kaynak: Mihmandar video analiz arşivi
Video yükleniyor…
Oynatıcı hazırlanıyor