Sayfa yükleniyor…
Video yükleniyor…
Burada bir hoca anlatıyor, diyor ki, biz diyor Kur'an kursundaydık okurken, Sami Efendi Hazretleri gidiyor dediler, biz de arkasından ona yetiştik. Onun hürmetle, saygıyla ellerini öptük. Bizi öğrendikten sonra buyurdular ki, bu din hizmet bekliyor. Aman ha, Kur'ân-ı Azimuşşan'ı hafız olun, ilim ehli olun, öğrenin, talim edin, dinimize hizmet edin, dedi. Aman ha, dinimize hizmet edin. Kendilerinin ehli ilme de ayrı yeten bir muhabbetleri vardı. Aynı zamanda diğer meşâhî kirama da muhabbetleri pek çok. Bu Sivas'ta İsmail Hakkı topraktı diye kıymetli bir zat vardı. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Bunu Üstaz-ı Âlimiz, duyduğum bu inşâAllah hata etmeyiz, kutuplardan diye ifade buyururlardı. Bunlar meclislerinde çok çay içerler. O zaman da sıkıntılı bir zaman. Şimdiki gibi bolluk yok. sıkıntılı.
İnsanlar zor ge Zaten g i fazla harcanmas diye Efendi Hazretlerinin t Ne yapalım, ne edelim demişler. İhvânı da buna çok alışkın. Yalnız bardaklarını gördüm, çok küçük bardakları. Çok küçük, hep de doldurmuyorlar. Öyle kırk bardak ne dedikler bizim bu bardaklarla belki beş altı olabilir. Böyle küçük bardaklarla içiyorlar çayı. Efendim şekerimiz tükendi deyince diyor, Sami Efendi Hazretleri bizim şekerimizi gönderir diyor. Sâme Efendimiz de Kattesallâhu Sırr'a yanında bulunan cemaatten varlıklı olanlardan birisine diyor ki, bizim Sivas'tan İsmail Hakkı Efendi'nin şekeri tükendi. Ona şeker gönderin, buyuruyor. Meşâî-i ızâm arasındaki sevgileri de bu. Aynı zamanda fakir ve yoksulu da gözetiyorlar. Veli dendiği zaman sadece postun üzerinde oturup 99'luk tesbihatını çekmekle meşgul değil. İnsanlara da çok faydalılar. Çok faydalı. Fakirini, yoksulunu hep gözetiyorlar.
Kaynak: Mihmandar video analiz arşivi
Video yükleniyor…
Oynatıcı hazırlanıyor