Vezir. Ben bu ana kadar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ismini ağzıma abdestsiz almadım. Değerli dostlarımız manevi yolculuğumuza mürşid-i kamilin vasıflarından edep ve erkanla Zikrullah'a teşvik eder başlıklı sohbetle devam ediyoruz. Yolda bir kağıt üzerinde yazılı ismi celali temizleyip güzel kokularla pak eden Bişr-i Hafi'yi arkadaşları içerisinde ikrama layık kılan Rabbimiz kullarından ismi ilahisine saygı duyulmasını ister. Ne latif bir elma bu diyen ariflerin sultanı Bayezid Bistami Gatdesallahü sirrahü'l aziz Hak tarafından ismimi bir elmaya mı verdin diye ikaz olunur. Allah diye kucağına atılan yavrusunu almak isteyen babaya bu çocuk bize Halıkımızın ismini hatırlattı diye mani olan Mahmud Sami Ramazanoğlu Mevla'ya duyduğu derin saygıyı ifade eder.
İsmi ismiyle beraber yazılan Peygamberimiz'in mübarek ismi alilerinin belki saygıda kusur ederiz düşüncesiyle Ashab-ı Kiram'ın yavrularına verilmemesi, ismi peygamber anılınca renklerinin değişmesi kutsi değerlere karşı ne eşsiz bir sevgidir. Gazneli Mahmud'un çocuğa vezirin oğlu diye seslenip çocuğun ismini söylememesi veziri hayrete düşürünce padişah vezir, ben bu ana kadar Muhammed ismini ağzıma abdestsiz almadım der. Bayezid Zikrullah'a başlamadan ağzını gül suyu ile yıkaması, sigaralı ağızları düşünceye sevk etmeli. Bunu Hacı Efendimiz Duhan melaik dağıtır, zikrin tesirin soğutur. Letaiflerin ağıdır, içmeyene ezadır bu mısralarıyla ifade eder. Kimi zikrettiğimizi onun isimlerini, ef'al ve sıfatlarını düşünerek tazimle, huzur ve erkanla bir defa Allah demek binlerce defa Allah demekten üstündür. Aşk ile bir kez Allah dese lisan. Dökülür cümle günah, misli hazan.
Mevlit yazarımız Süleyman Çelebi bir defa canı gönülden Allah derse kişi, güz gününde yaprakların döküldüğü gibi bütün günahlarından temizlenir der. Dağ başında yalnız kalan birine ne yer ne içersin denilince hoo der. Bu ıssız yerlerde ne ararsın sorusuna da hoo der. Ne sorulsa Hu diye cevap verince, Hu demekten gayen Allah demek mi denildiğinde ismi celali işitir işitmez ir sayha atıp ruhunu teslim eder sahibine. Zikir yalnız dilin lafza-yı celali tekrar değildir. Yapılan zikirle ferdi, ailevi, içtimai görevler Allah ve Resulü sallallahu aleyhi ve sellemin isteği doğrultusunda yerine getirilir. Anne ve baba kim olursa olsun her ferdin evladını Kuran tilaveti, ehli beyt ve Resulullah sevgisiyle yetiştirmesi, Tacirin ticaretini, doktorun tabipliğini, muallimin talimini, çiftçinin mahsulünü, her meslek sahibinin vazifesini en güzel bir şekilde icra etmesidir zikir.
İşini sağlam ve düzgün yapanı Allah sever buyurur Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Talim olunan zikirler bizi her türlü kötülükten men etmiyorsa Habibullah'ın ifadesiyle o zikir ancak bizi Allah'tan uzaklaştırır. Ayaktayken, otururken, yanımız yatakta iken kendisini her halimizde zikretmemizi emir buyurur Mevla. Yaşantımızın her anını ibadetle ihya edip gaflete düşmemeye çalışalım. Herhangi bir topluluk eğer oturdukları meclisten Allah'ı zikretmeden kalkarlarsa merkep leşi bulunan bir meclisten kalkmış gibi olurlar. Kazançları da pişmanlık olur. Adamın biri hayır kapıları çoktur. Hepsini yerine getirmem güçtür. Bana bir şey söyle de onu yapayım deyince Efendimiz dilin daima Allah'ın zikri ile yaş kalsın buyurur. Sevgili dostlar kimi andığımızı tefekkür edersek zikrullah da huzur meydana gelir.