Zikirullah ve Kalp Şifası ile Ehli Sünnet Vel Cemaat
Zikirullah ve Kalp Şifası ile Ehli Sünnet Vel Cemaat kaydında Mümin, müminat, Müslüm, Müslüman, ta'ab ve ehlistantin kardeşlerimizin ruhuna Hele sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız Akraba-i Taluk hadisımızdan ahfete şu Ayet-i Celile-i Celilesinde ne buyuruyor? Mümin olanlara Mentaat verir. Müminlerin kulağı üç gün vaaz duymazsa kalbi kararmaya başlar. Peygamberimiz üç günü geçirmezlerdi.…
Mümin, müminat, Müslüm, Müslüman, ta'ab ve ehlistantin kardeşlerimizin ruhuna Hele sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız Akraba-i Taluk hadisımızdan ahfete şu Ayet-i Celile-i Celilesinde ne buyuruyor? Mümin olanlara Mentaat verir. Müminlerin kulağı üç gün vaaz duymazsa kalbi kararmaya başlar. Peygamberimiz üç günü geçirmezlerdi. Mihrab-ı Alilerinden Sahabe-i Kirama vaaz verirdi. Allah da böyle ayetler gönderirdi. Mümin olanlara menfaat verir vaaz imanı olanlara, o neyi biliyorsunuz ki münafık olanlara da zarar verir vaaz. Münafıklar karışık olarak müminlerle dinleseler Allah'ın rahmeti ekinlere hayat verdiği gibi o çakır dikenine bir yere hayat verir. Onların da dikeni büyülür. Hakk'a mümin olanları Allah tarif ediyor. Müminlerin yanında Allah Allah diye zikredildi mi kalbi haşyetullahtan, Allah korkusundan titremeye başlar.
Zikredilir de, edilir de hiç kalbimin haberi olmazsa faide görmüş değil rahmet ürmeyen tarla gibi. Lakin Allah zikr verildi de kalbin yerinden oynamaya gelirse o zaman Halık'ı zülcelal hakka mümin bu kimse. Hepimiz birden. Allah Allah Allah Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah kalbin şifası kardeşlerim. Yani nasıl dersen, nasıl ilaçlar şuruplar karnın ağrısının, midesi, midenin ağrısının, ibretlerin sızlamasının şifası oluyor diye kaç damlaya damlattı da içtiğimi kesiliyor. Zikrullah şurubunu da kullananlar kalbindeki hırsı, tamama, fokurdu, adavatı, keni, huzur, reyayı, sümayiyi, hıkıdı. Böyle aklab-ı zeminelerin kalkmasına vesile olur kardeşlerim. İlle, lisanı ile bir zikir alır. Evrad-ı ezkarı okuduktan sonra Allah, Allah, Allah, böyle Allah, Allah, Allah deyip geçirmez.
Yani bu Allah dedikse de Allah'ın kudretini, azametını tefekkür eder. Uzatı uzatı okursa böyle olur. Yok. Kısanmasa bile Allah, Allah dese kalbe tesir etmez. Dilim Allah'tır. Kulağında kalbine verirsin, kalbin nerir. Kalbin zikrini de düşünmeye başlar. Böyle Mevla'yı zikrederken üstadunuz der ki bu zitullah taştır. Kalpteki olan kötü ahlakları yakar. Yalnız kalbi ısınmaya başlar. Bu kardeşlerimizin içinde öyle olan olur. Kader vereyim hepsini ölmeden evvel de kardeşlerimiz göğsünden. Efendimiz diyor ki: İki üç odunla bir halkını kaynatamazsın. Anca ısını. Ne yapacaksın? Biraz daha lefza celal alacaksın. Birini çekiyorsan, iki binle içireceksin. Ama kendi elinle der tarif eden halifenin emiriyle hareket edeceksin Biraz daha yukarıya çıktın Allah Allah dedim mi Bak sanki su ateş gibi olmuş ha daha kaynamayır Geçelim, dün bir kardeşimiz geldi kalbim diyor böyle yanıyor, ruhum da yanıyor.
E gelmek istiyor zikirli ez daha altına odun vurmak istiyor. İki, üç daha odun attın da dört bin beş bine çıktın mı bak sanki kalp yerinde duramıyor Allah Allah diyor. O halkının kaynadığı gibi kaynamaya başlıyor. Ama böyle yerinde sayarsa benim gibi doğru yatır yerinde olmaz bu. Onun için mutlaka harekete geçinmek lazım. Efendimiz, sultanımız diyor ki Bir hava gazının üzerine cezveyi koyarsın bir solukta cik cik cik cik hemen başlar. Gidip birkaç daha yağ sonra. O cip cik diyenler kalp, ruh, sır, hafa, ahfa düşteki o beş madde tahammül edemez, zikre dayanamaz. Başlar kalp ve bunlar bırt bırt bırt bırt başlamaya. Biraz daha çok durdum mu? Kaynar ameliyat dışarıya dökülür. Ne yapalım ya? Onu bir gezilere kaynatmayalım diyor diyor. Halkın kadar kalbimizi geniş tutalım, kaynasın içinde kalsın diyor. Dışarıdan kimsenin haberi bile olmasın.
Zikirullah ve Kalp Şifası ile Ehli Sünnet Vel Cemaat ne anlatıyor?
Zikirullah ve Kalp Şifası ile Ehli Sünnet Vel Cemaat kaydında Mümin, müminat, Müslüm, Müslüman, ta'ab ve ehlistantin kardeşlerimizin ruhuna Hele sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız Akraba-i Taluk hadisımızdan ahfete şu Ayet-i Celile-i Celilesinde ne buyuruyor? Mümin olanlara Mentaat verir. Müminlerin kulağı üç gün vaaz duymazsa kalbi kararmaya başlar. Peygamberimiz üç günü geçirmezlerdi.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kayseride neden bulunduğumuzsa, Ankara'da neden bulunduğumuzunsa böyle sözlere tahammül edemedikleri. Allah, Allah, bağırıyorlar. Bu diyor, içeriye alamayız, zikir ediyor. Giyiş tutmuyor kalbini, bu dünyanın yarısı kadar geniş niyaz şeklinde tutacak. Allah gerekirse ve kaybedecek, yine içinde kalacak kardeşlerim. Onun için Rabbimizi zikredenlerin Allah zikredildi mi kalbi oynayanların mümini kamil olduğunu Allah'ın zülcelal ve tekabde sazladıkları Kullarımın yanında Kuran-ı Kerim okundun mu imanları artar. Efendim nasıl artar, kaç tane olur? İman bifteci iki olmaz. Adem aleyhisselamdan beri iman din bifteci Artık mı kudreti artar. Mesele efendimiz Allah şefaatine nail etsin.
Bu sevgilimizin imanını Peygamberimiz kendi zamanındaki yirmi dört bin müsahademin kendinden sonra gelecek ilçe mutlu cihanların kıyamet kotan'a kadar ne kadar mümin geleceğiz, tartılsa hepsinin imanından hazır gelirdi Ebu Bekir'in iman ediyor. Böyle kuvvet bulur yavrucuğum. Allah'a layık'e tevekkül eder. Neye tevekkül eder? Ayanların ver Rabbi, ben bir yere çalışmam ne demez. Herkes bir meslek tutar da Allah'ın vereceğine inanır. Tevekkülü tarif eden kitaplar, tarlaya tohumu saçar da bitirmesini, yitirmesini Allah'a tevekkül eder. Devleti ambardaki gür gibi buğdayı öterük yazıya yabana atar. Bakmak ki ekim böyle takdimmiş Allah. Allah'a tevekkül bu demek olur ya oğlum. Yani ayanıç anlayıp dayan yatıp doğru olmaz. Temizsel dediğim buraya, aman nasuhuhu bilmem istavınızın kitabından. O rızkı neden bulur da yer ola diye düşünür, bir büyük boğa yani sığırlanan erkeğe.
O da gelir su içmeye başlar o pınardan. Yok olan bir aslan gelir. Bir tarafından girince bir tarafından çıkar, oraya düşülerek yıkar şeyi bu ayet, topal tilki yemekleyerek varır. O etten yer Allah Allah, ne kadar rızık birden biri Allah diyor. Demek ki ben de otursan rızkımı bilecek diyor. Bütün o tamamını, hırsını, buhulünü hepsini atar, ibadete çekilir. Hadiften bir nila gelir, derken oğlum sen topal tilki gibi olma, sen aslan gibi ol da çalış da senin artığını fakir, kara yesin. Ne güzel aklın ölçüsü bu. Onun için diyor oraya varıp da böyle diyor topal dilkiyi götürür bak kalk, çalış, Şu bana, para kazan, işte Fahr-i Kainat Muhammed Benim zamanımda fakirler hayırlı, ahir vakitte zenginler hayırlı olacak buyurdu. Aman Ya Rasulallah, ne ikisi birbirinden ayrı olacak? Benim zamanımda fakirlik çok faideli. Harbe buyurun dedim mi cihada fakir olanlar kese çıkıp geliyor harp meydanına.
Çünkü ganimet niye de isteği var kendileri de yoksul ev aç olacak, bir elaci olacak. Onun için ters çıkıyor ama zengin olanlar ağır ağır ağlayaraktan, çocuğu arkasına ağlayaraktan böyle çıkıyorlar. Ben biliyorum ki fakirlik benim günümde daha hayırlı. Evet. Zamanında bir fakir olursa fakir olursa yüz taraftan ona yardım gelirdi. Hakir vakıf da bir fakire bir taraftan yardım gelmez. Yani perişan olur, fakir olanlar kördeleye çalışsın gitsin, herkes çalışıyor diye aczinden itirazlar gelir. Bunun için benim zamanımda fakirler hayırlı diyorum. Ahir vakitte da insanlar dinini parayla muhafaza edecek şekil gelir. Ben bunları hep bire bir gördüm. Yaşadığım, durum için söylüyorum, elli seneyi biliyorum bu tarafa doğru. Ne zaman dediler ailelerin karları yırtılacak, peçeleri yırtılacak, namusları onların da görünecek dediler.
Bazı adamlar sucu tuttu, parasıyla resulalaşıp da ailesini çıkarmadı, kimseye göstermedi. Kevser'den evvel kerevzadeler neler hep böyle yaptılar. Onun için kardeşlerim çalışalım, çabalayalım, Allah rızası için, infak edelim. Burada size bir okuyacak şeyi yeri açtım. Dilime göre başka tarafa geliyor, onu okuyun. Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Evlatlarım size vasiyet ederim diyor. Size vasiyet mi diyor. Onların vasiyeti yaşar. Bin sene evvel gitseler aynı vasiyet yerinde durur. Kuran-ı Kerim bin dört yüz sene evvel geldi, yeniliğini, tazeliğini öyle muhafaza eder. Her gün Elhamdülillah okun, Fatiha-i Şerife okun, bir günde yılkınlık gelmez böyle tat, içi tat dolu. Hadis-i şerifler öyle. Binlerce Mevlüdi Şerife yazan oldu. Süleyman Çelebi'nin yazdığı mevlit, daha demin hiç kaçırmaz. Bir günde on yerde okunsa hepsine dinden lezzet alır.
Böyle büyük zatların Kuddusü bela zatlarının divanı, Yonis'in divanı, Muhammediye kitabı Yazıcıoğlu, hep insanı okurken okurken, aşka kavuşturur. Bunlar aşkla konuşan daima devam eder onun şeyleri. Bak buna devam ediyor. Evlatlarım, yeni halde edep, yeni halde ilim edep takva üzere olasınız. Yeni halimizde ilim okuyun. Başka mektepten yetiştim hiç tanımımım. Kitabı okumayı biliyorum, yeni yazıyı biliyorum. Büyük İlmihallar var. Hasan Basri çantayı, onlar Nasuh'u bilmenin tefsirleri var. Hasan Basri'nın rızık keratin hadis-i şerifleri var. Üstadımızın yeni yeni, parlak parmak kitapları çıktı. Onları sohbet kitabı edip bir hasta üstadımız okunursa rabıta gulletleşir Kıvılcım. Onlara da devam edelim inşallah. Edep edep bildiğiniz gibi değil. Bütün tekkelerin üzerinde ah edep yakamı koyarsanız edep hakkında kırk beş dakika konuşmuşsun Konya'da İbrahim bin Edhem'in.
On sekiz sene, lütçe ve temas edin çocuklar, duysunlar İbrahim bin Edhem berih padişahı. Allah şefaatine nail ettin, insanlık mutlusu ve u'l aziz. Tam panalıdır padişah. Günlerde bir gün damın üzerinde pat, küt bir ses geliyor ayak sesi. O ses neydi sordu pencereyi açtı. Deve yitirdim, deve arıyorum. Allah Allah! Deve damın üzerinden mi olur? Diyor. Deve damın üzerinden mi olur diyor. Eve damın üzerine çıkar mıyız? Akıl kabul eder mi? Deli misin sen? Ben de sana diyorum. Yatakta horul horul uyumakla Allah'ın rızası bulunur mu? Devenin damın üstünde olmayacağını biliyorum da Allah'ın rızası, ulkuyla olmayacağını bilmiyor mu kalksan da gece namazları teheccüd namazları kılsan Allah'a boyun döksen, dillerini çöksen, gözlerinden döksen Allah, Allah desen olmaz mı? Sen bir nutpa sudan hal olunmadın mı? Bir padişah olmakla ne var? Padişahı alem olmak, bir guru sevdaymış.
Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş. Bir veliye bende olsam olmaz mı da tuttum da gittim de yani yasakta horul horul yapıyorsun da uzanı uzanı Allah'ın rızasını mı bulacaksın diyor. Geriye geliyor ama hiç uyku da tutmuyor ama ibadete de alışkın değil Abdestlanayım da namaz da kırayım diyemiyor sabaha kadar devşirmiş böyle Sabahla kırk kaftanlığı kırk kaftanlığı Cariye Rumunda kırk tane bir gerdanalıkları, tatlı, gülerlikleri arkasında tahtına götürüyorlar. Yetmiş oraya oturmuş, şişkin ama kalbinde bir acı var, gece çok zoruna gitmiş o söz. Erkani devlet böyle toplanınca yara yara bir adam gelmiş, güler büyükçe. Yendi, başta bir hali var. Selamün aleyküm demiş padişahın yanına gelmiş. Ya babam ne istiyorsun sen ya demiş. Kimsin sen niye istiyorsun? Ne diyorsun benim kim olduğumu? Niye geldin, ne ettin? Ana geldim demiş. Hani ey demiş. Hangi otur diyorsun ya işte.
Oğlum kafan mı yok bura padişah mı, seray'ı, mayulu. Deli misin sen demiş. Sen mi delisin belki? Burası senden evvel kimin evi? Babamın adı. Babamdan evvel dede midir? Devemin adı. Daha cebdinin evi. Biri gelip biri giden yere hamdiller işte demiş. Çoban çorabını da dışarıdan çekmiş gözlere. Bir aşiret alanına benziyor. Çıkmış gitmiş. Kim olsa ya Rabbi bunlardan da şimdi. Efendimiz diyor ki, Ram'ın başından gezen İlyas aleyhisselam, bu gelen de Hızır aleyhisselamıdır. Allah bir kulunu irşad etmek isterse Hızır'ını, İlyas'ını hep göndermemişti İzmir'le. Senin ıslah etmen için ne hal geliyorsunuz diyor, biliyor musunuz? Yani bunları gör de ibret al sen de ben sizlerden ibret alıyorum. Sen insan beğenmeyen keşke şu halimi beğeniyorsanız bu halim ile sizin gençliğimizi dövseler üste de bütün varlığımı verir genç. Gençlik ne diyorsun yavrum?
Gençlerin ibadeti güneş gibi parlıyor, ihtiyarlıktan sonra ibadetlerin yıldız gibi anca oluyor. Gençliği boşa salman Allah aşkına, çok müteessir olduk nefse uyman. Nefse uyman, şeytana uyman, haklarına uyman. Allah dostlarından ayrılman. Allah dostlarıyla oğlum. Ondan sonra, dedi ki bir ava çıkalım da İbrahim'in eten birer kalbini şeyi geçsin diye mi? Çıktılar, ava çıktılar. Ayrı ayrı geliyor böyle düşünceleri. İlla ki atın ehhinden atın ehhinin kaşı var. Bilirsen o. Oradan ses geliyor. İnteba. Ya İbrahim. İnteba uyan ya İbrahim. Allah'ım ya. La havle vela kuvvete öyle. Oyana uyanına dönüyor. Ya İbrahim. Ölmeden evvel o yanıyorsa öldükten sonra, oyanın amma boşa çıkar, doğuştan yamaca geçer. Sekahat bir boğazına çöker de, rüzgarın toka gibi açılır. O zaman bütün mehdallar şakır şakır şakır eczailin eline geçmiş.
O zaman geriye dönmek ister, tövbe etmek ister, ibadet etmek ister, kaza etmek ister, hiçbir günah yapmamak ister ama geçmiş geçmiş vakit geçmiş. Böyle de deyince daha çok müteessir oldu. Bir geyik çıktı evine, Ümmü'ne İbrahim'in efendim. Geyik gelirken okunu kaldırdı, vurma için. Geyik geriye döndü. Allah seni o oğlak için mi halk etti? İbadet, taat etmeni için mi halk etti? Lisanı kal desem de caiz bunlar. Lisanı hal ile olsa da caiz, böyle açıktan olsa da caiz, seni böyle deyince attan aşağı ağlayaraktan indi. Padişah elbiselerini çekti çekti kopardı o çengellerin. Orada çobanı varmış. Hepsini çobana verdi, yendi, bir kepen ettik, takla giydi. Bunun soyunup da onu giyerken semadaki velitleri hep ağlaşıyordu Allah Allah. Dünya elbisesinin soyuldu, ahiret elbisesini giydi, yetti. İntizab etti. Otuz, on sekiz sene odun çekti dağdan Yanına yakıyla, omuzlarının başı yarar oldu.
Bir gün şeyhına geldi de Efendim bana himmet et dedi. Edepsizlik oldu buna. Nimet et demesi. Kapıdan kovmaya sebep oldu. Uzun bunlar, uzun, çok uzun. Diyorum ya kırk beş tabirle devam etmiş konuşurken sana. Dedi ki Git seslenmedi şeyhin şahsı bozuldu. Çıkıp gittikten sonra çığırdı hatunu demek ki İbrahim geldi dedi edepsizlik etti dedi. Ben odundan o sandım demek oldu, çekmeyeceğim demek istedi, bana daim etti dedi. Biz ettiğimiz mahsulun çapasının suyunun vaktini biliriz. Kendine demeye hacet yok. Buyurmuş edesun diyor ki, bizim açık açık sünnete muhalif hareketlerimiz edebe muhalif hareketlerimiz ne? Nasıl olduğunu siyaset, kapıdan kavumdu, yeniden geldi, üşini kamil oldu. Ona okusunuz kitaplardan Yalnız edep deyince hatıra geldi, takva üzere olasın. Yani Allah'ım, Allah'tan korkasın.
Nasıl diyor, dün okuyoruz her gün bir şey, iki aslan altın arasında bir ilkinin korktuğu zilkinin korktuğu gibi Allah'tan korkacaksın. Bir de cehenneme, cennete minicik bir şey girecek dilerse, beynel-Haklü ve reca olacaksın. İnşallah Allah'ın aklı çok ben olurum. Cehenneme bir tanecik kişi girecek derlerse inşallah benim Allah'ın cehenneme belki benim o cehenneme girecek olan Allah'ın gazabı büyük diye ağlayacaksın. Bu, bunun ismi bu işte. Onun için kardeşlerim, takvamız da lezzetli olsun. Takvalar Cennet-i A'nada Allah'tan korkanlar. Takvayı tahlil eden kitap var, diyor ki bir kimse diyor gıybet ediyorsa Allah'tan korkmuyor, tekvası yok. İnsana suyu zannediyor, kötü zannediyorsa tekvası yok. O kimsenin takvası yok. Hasetliği varsa takvası yok. İsyanı varsa takvası yok. Edebi yoksa takvası yok. Yazıyor, yazıyor, yazıyor. Bazıları da çok veriyoruz.
Onun için takvayı bu kadar göstermiş olalım. Sünnet ve cemaate mülazım olasın. Ehli sünnet vel cemaate daima orada olasın. Anlayamıyorum ben efendim. Ehli sünnet vel cemaati ne? Yani hazreti Muhammed aleyhissalatü vesselam efendimizin ve sahabeyi ve sahabeyi kiramın yolundan gidenler ehli sünnet vel cemaat. Tebbir hadisi şerif var peygamberimizin. Ümmeti yetmiş üç fırkaya ayrıldı. Yetmiş ikisi ehli nahb ehli cehennem mülteci ehli cennet. Bunu iyice anlayalım hepimiz. İtici. Babam bunu dedim mi korkardık biz acılı biz ehli cehennemliyiz ya rabbi diye. Oğlum, diye de bizim fırkamız büyük. Büyük. Nasıl büyük? Aleviler, Rafazunlar, Biberiler, gadiyül mezhepler, silahlar. Bunları hep dalalet bir tezit ehli sünnet vel cemaat. Hazratı Allah'ın peygamberi Muhammed aleyhissalatu vesselam'ın yolundan giden ve sahabei kiramın yolundan giden kurtulur. Allah bizi o yoldan ayrılmasın. Bak ayrılmışlar.
Solun yolun sağını bırakmışlar da sola geçmişler. Karşımdan gelen masayı çarptı mı suçlu sola geçen. Ve ashab-ı yemin ma ashab-ı yemin, ashabı yemin sağ taraf ehli cemiyet ve ashabı şemali ma ashab-ı şemali ma ashab-ı şaha bir surayı surada üç defa gelir bu Ayet-i Celileler. Onun için Allah soldan etmesin yavrum. Aşırı cır, aşırı cır sağlar var. Geçen Antalya'dan geldi birisi konuştuk. Hocam işte bizim Said I Nursi Bediüzzaman Hazretleri kitapları yarısında okudum ben de okudum dedim. Ama bizim arkadaşların bazısı diyor Kuran-ı Kerim'in üzerine diyor o kitabı koyuyor. Kuran'ı aşağıya alıyor, onu yukarıya alıyor. Ha, bak, bu aşırı sağcılık, yani susanan girerken kırmızı işaretli taşlar var ya dikilmiş ondan da dışarıya çıktığından patlamakla dönüyor. Allah cümlemizi korusun kardeşlerim.
Onun için ehli sünnetle cemaat doğru gelenler ve yoldan doğru gelenler, sağa sola sapmayanlar, Allah bizi cümlemizin muhafaza buyursun inşallah. Amin. O zaman Aleviliği ile neyle ayrıldılardı? Şimdi şimdiki Türkiye çocuğuyla, mahzunculuğuyla, Yahudi meselemesiyle, kimisi işte kavgalara git de bak Maraş'ta neler. Kimisi Alevi kavgası. Kimisi kurt kavgası. Kimisi kurt kuş kavgası. Ehli sünnetle cemaate bir şey olduğu yok. Allah bizi ehli sünnetle cemaatten ayırmasın. Şimdi size konuşacak çok şeyler oldu şurada ya, konuşmak için yalnız bırakacağım her türlü Allah rızası için şöyle iyice konuşun bakalım. Demek ehli sünnet vel cemaat bizim yolumuz iki ray demirin üzerinden ahirete giren bir yoldur bu. O ray demirinden birisi şeriat. İkincisi tarikat yolu. Şeriat ile tarikatın üzerine şu vücut vak'unu korsan gelene kadar gider. Efendim Hazreti Ali efendimiz buyuruyor.
Ya panikatta küçük bir edepsizliğin olur, ya şeriatatta küçük bir noktanın olur.
Kaynak: Genel
Zikirullah ve Kalp Şifası ile Ehli Sünnet Vel… | Mihmandar