Zikir ve Nefis Terbiyesi kaydında Bakara suresi. Ayet yüz elli iki. Sayfa yirmi dört. Ustazımızda, biz ziyaretine vardığımızda daima zikirden bahsettik. Tenimizden aldım bunu. Suğrai Ahzab'da da zikri kesir hakkında ayet-i celile var. Suğrai Cumada da var. Allah. Allah. Allah. Çok şükür. Çok şükür. Allah'a fikir de zikir, zikir de zikir. Anca da defterimizin devası da…
Bakara suresi. Ayet yüz elli iki. Sayfa yirmi dört. Ustazımızda, biz ziyaretine vardığımızda daima zikirden bahsettik. Tenimizden aldım bunu. Suğrai Ahzab'da da zikri kesir hakkında ayet-i celile var. Suğrai Cumada da var. Allah. Allah. Allah. Çok şükür. Çok şükür. Allah'a fikir de zikir, zikir de zikir. Anca da defterimizin devası da Bismillah zikirle. Zaten vücudumuzda bir muzda et parçası var. Fesale gitti mi bütün vücut fesale gider. Salih oldu mu bütün vücut Salih olur Hadis-i Şerifi. O da Bir muzdayet parçası olan kalp buyurdu Peygamberimiz. Kalbiniz Salih mi bütün vücut Salih olur. Kalbi Salih eden şey de Zikrullah. Kalpteki hırsı, tamah, kokulu, adavetatı, kili, buzu, riyayı, sumai, hasedli, kibri ne kadar ahlak-ı zemime varsa zikrullah biiznillahi Teale devam ederkene, giderkene, dilim ile derkene, derkene kalbe geçer.
Kalp Allah, Allah demeye başlarım mı o bin ile iki bin ile üç bin ile doymaz. Ne kadarından doyar? Akşama kadar uykunun içinde sabahı da zikreder. Bir alıştırırsan kalbimi gündüz akşama kadar. Hacı Esad Efendimiz bunu tefsir ederken Kıyamet zikredin ya Taifleriniz çalışsın da diyen de olduğumuz halde Allah'a zikretsin, görür kenara, durur kanala, oturur kanala, halen uyur kanala. Oturur kanada, öyle zikredin zafer, zafer, zafer, zafer. Geçen gün kardeşimizin develerde görüştük. Çok kalmış, faydalı olur. Bir kemiklerinde kütür kütür kütür kemiklerin içine de girdik müzike girdik. Ev vakıf ister, aman bir geniş vakıf da nefis. Bak tarif edilmek ister. Bizde olmayınca illa olmaz zannetmeyelim Allah aşkına. Bunu, Mehmet Efendi bilir bizim. Mehmet Efendi derler buna. Takılovus Hafızasının zamanında, Ustan Hocamı büyük bir hoca ikna edemedi. Kalp Efendimiz oturun dedi.
İhvanları getirin onun yanında tarif edin. Kalbi de tarif edin. Ruhu da tarif edin. Sıvya da tarif edin. İnan hazırlık dersi verdiğimiz adamlarda peydah oluveriyor bu hazine. Yani hazırlık dersi vermişler, daha şey vermemişler lakin hemen başlıyor Kalbimizle, üstadımızla, Edep Risalesi de bak yazakana diyor ki, Zikrullah'a devam edin. Zikrullah'a. Dilinizle derken kalbinizin önünde değiyor zanenin Ben kulumun zanna ildindeyim zannettin mi verilir, veririm o zikri oraya. Kulağınızla da zikri yeşirin, kulağınızla dağılmasın etrafa, Allah'ın azabını düşünerek Allah deyin. Efendimiz bu işe yeni bizi başlat da askere gidiyorum, Develi'de otuz seneye geçmiş bakıp iyice bir kardeşimize isterse olsun duysunlar Süleyman Faklı Hafıza şu şekilde şu şerait ile çalışılacak diye tembih ettim gittim ve de askere mektup yazıyor dediğiniz an kalbimiz açıldı Allah diyor. Yani tertibine riayet versen olur.
Yüzünden sürersen mahzun iyi bitmez. Ak duracaksın, dileyeceksin, üçleyeceksin, tohumu at bakayım nasıl bitmez bir İzmir'le İdaale. Rabıta fenni gübresiyle de gübreyle de bağlı nasıl ekin boydan aşağı olurmuş. Hep bakımsızlığımızdan olur böyle şeyler. Yan yana bağları görüyor, iyi gören, gübreli neri görenin üzümüne bak, öteki cingır çitin biterlere bak. Hep bakımsızlığımızdan olur. İnan iyi bakarsak iyi mahsuru veririm. İyi bakmazsak iyi mahsuru gelmez. Atması benden değmesi senden ile olmaz bu iş. Derinliklerine inmek lazım bir iznillah. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'inde Size şimdi iki vazife vardır Allah, sizin iki vazifeniz var kullarım, iyi dinleyelim. Birincisi, beni zikrediniz, layıkıyla anınız. Ben de sizi bana layık bir anışla anayım. Ben de sizi anayım, inayetimi devam ettireyim, inayetimi devam ettireyim. Evet, ikincisi bana şükrediniz, bana şükrediniz.
Zikir ve Nefis Terbiyesi kaydında Bakara suresi. Ayet yüz elli iki. Sayfa yirmi dört. Ustazımızda, biz ziyaretine vardığımızda daima zikirden bahsettik. Tenimizden aldım bunu. Suğrai Ahzab'da da zikri kesir hakkında ayet-i celile var. Suğrai Cumada da var. Allah. Allah. Allah. Çok şükür. Çok şükür. Allah'a fikir de zikir, zikir de zikir. Anca da defterimizin devası da…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Nimetlerime karşı kalben, lisanan, bedenen veya hepsiyle birden bana tazim ediniz, ya nimetlerimi yerine sarf ediniz. İnkar ve isyanla külahani ni'met etmeyiniz. Unuttan ve nankör olmayınız, nankör olmayınız, sonra dizinize gözünüze durur nimetler, böyle nankör olmayın. Allahü Teala'yı envai zikirden, zikrin nevilerinden Allah La ilahe illallah Muhammedur Resulullah Neyle, nevi zikrin çok Ya Rahim, Ya Rahim, Ya Rahman, Ya Settar, Hangi ismiyle zikredersen et. Yalnız üstadın ne dediyse onunla zikret. Muhyiddin Arabi Hazretleri bütün isimleri cemiden Allah, Allah zikriyle zikredin beni diyor. Öyle olunca envai zikirden hangısıyla zikri olunursa, bu da ona layık bir vech ile zakirini zikir ve yad edecektir. Allah da kulunu anacaktır. Allah Allah Allah bilhassa hacet kapıları açıp, SAHALE, SAHALE çatırtı, Çıtırtı yok.
Çocuklardan da ayrılarak ayrı olanlarıysa orayı yakıp hurda oturup, gece lambasını da çekmek üzere. Karanlıkta olursa daha efdal olur diyor. Başgözü açı olursa kalp gözü açılmaz. Başgözü kapalı olursa kalp gözü uzman açılır. Bir isimde, böyle zikre zikredin. Allah, Allah, ne istiyorum oğlum? Rızanı istiyorum Rabbim. Razıyır, Razıyım. Ben de sizi böyle anlarım. Şeyin çok ciddi bir ayet-i celilide. Allah kulunu anması ne demek? Allah kulunu zikrederse Konya'da iki gün üç gün bu kağıt elimden düşmedi. Böyle konuşuyoruz, kandırdılar bizi çok muhterem ikramalarında. Ondan sonra en küçükleri Hacı Tahir Hoca'nın bacanağı Hasan Hüseyin var. O da Kuran'ımız okuyordu. Çok hoş bunların yanında. Şimdi siz beni set başlı değil kulum, yumuşak başlı olarak yani emrime deve gibi indiatla zikredemiyor. Allah'ım, bak vazife yedim böyle değil. Elelim bir zikrin üzerine, kendisi, hiç güldüm yani.
Tezellül haline getirin ki deve gibi çocuk deveye giderse, arkasından bir sürü deve kovaları gider, kat ermem. Böyle inkıyaya edin, böyle itaatlı olun. Ben de sizi meziyetlendirmekle, meziyet, akranımız arasında sizi üstün eylemekle zikredeyim. Seni kabul ettim razı oldum. Akranın içinden seçildin velilerden oldum. Allah'ımız bir kulundan zikrederken razı oldu mu Cibril-i Emin'e diyormuş, o kulumdan razıyım. Görüyor musun, iyi yerde? Evet görüyorum Ya Rabbi. Rabbi. Bundan razıyım, sen de razı ol. Sen de memnun oldum kulundan. Sen de sev bu kulumu. Ya Cibril, benimle sen sevdik. Meleklere de nida et de Sema'daki melekleri de sevsin olur mu? Bütün meleklere nida edilirmiş, o kulu bütün melekler de sevinmeye başlar. Bununla kalmıyor Allah, yeryüzünde müminlerin kalbine de çağır. Müminler de o kulumu sevsinler, Allah bir kulundan razı oldu mu bütün Müminler de onu sever.
Efendimizin, sultanımızın bu yaştan sonra yanına varılmıyor. Ama sevgisi hiç kimsenin kalbinden geliyor mu? Hiç sallanıyor yani bulunduğumuz zamanda. Buradan boşa koşa İstanbul'a varıyor. Bir Cuma'da Cuma namazında kendini gülmek en büyük şeref olduğundan, kimisine gösteriyorlar, kimisine göstermiyorlar, Allah bu kadar sevdirmiş, geriye dönen adam da diyor ki ben günahkar olmasam mı dedim dedim, namaza olsun götürürler demezsin diyor. Ağlıyor. Geliyor daha kıymetli oluyor. Ozan bazı Muhammed Abdullah tatlı diller bir kardeşimiz var. Seyyid o Peygamber sülalesi, canım gibi sevdiğim bir kardeşimiz. İşin sevdikleriyle beraber haşrice olur derler ya, Hadis-i Şerif ya, dünyada ekrana da haşr-i cem ediyor. Hicaz'da Ürdün Hüdüdünden geçerkene, Suriye Hüdünden geçerkene Taksim'ımızı Allah bir araya getirmiş. Önünde biz birileri de onlar. Böyle beraber geçtik.
O kardeş diyor ki, babam Utbe Cihanıdır. Ben Efendimiz'den de duydum, Arap Şeyh var, doksanda Mürşeydi Kamil kutlu cihanıdır. Yani hiç bakmazdık, kapıya vuruldun mu, girdirmem derdi, girdirmezdi. Hiç bakmazdı, girdirilmedi, girdirilmedi. Halis'in muhlisi gözü yumdu içeride serçerdi kapıdan girdirmezdi. Böyle bir muhterem mizah. Allah Şefaatına nail etsin. Onun mürşit olması şöyle olmuş. Yani edep dava vereyim, kardeşlerimiz duysunlar, üç kişi gitmişler, şahını ziyaret edecekler. Birisi kapıyı çakmış içeriye girmiş. Tık tık kapıyı vurmuş, almıştır. Birisi o kapı açılınca Efendimizin huzurunda oturmaya ben la ihtiyar demiş, şurada demiş havluda bekleyeyim, gel ki çıkarsa mübarek yüzünü bir göreyim bana kafi gelir o demiş. Bunun babası o Şeyh Arap da demiş ki Efendi'yi görmek layık değil mi? Yüzünü de görmek evinin karşısında elini bağlamış böyle.
O kardeş, o bir kardeşte vazifeye tamam edip de çıkıp da gelene kadar orada ayak üstünü din gelir, gözünden böyle simsiyah simsiyah samimi yaşlar dökülüyor. Dışarıdan dışarıya çıkmış. Oradaki eli yaşında bağlı bizi görmeyip evimizi görmeye kanaat eden yavruyu getirememiş. Havluda yüzümüzü görüp başka sohbetimize oturmamaya layık değilim diyen kardeşi da getir, yürü demiş. Onun babasına, babasına mürşitlik vazifesi gitti, ben vefat edeceğim herhalde. Bu edebinizle siz mürşit oldunuz demiş. Ne edep Allah aşkına, ta oradan emek çek gel de ölmeye hacet yok evini göreyim yeter demek. Ne demek bu diyor? Allah'ı razı ettim yavrum. Sen de diyor halife oldun havludan yukarıya cesaret edemedin çıkmaya. Yani edebim bozulur dedim orada kaldım. Hani size bir şey yok, yemeğe yedin bunu sohbetiniz oldu. Dünya'dayken aldın şeyini hadi yok. Düşümüz de girer. İşte edebin bu kadar faydası var.
Edepsizliğinde çok büyük zararı var. Allah bizi edepten ayırmasın. Edepli olalım inşallah. Dedi. Siz bana şüphe edin. Size vasıl olan nimetlerin benden geldiğini duyuyor mu, kullarım? Az nimeti azsanma kimden geldi ona bak. Az günahı azsanma kime karşı ona bak. Az günahı az zannetme ha, Allah'a karşı olduğundan çok büyük olur. Doğru söylem sokaklarda gezerken içtiğiniz sigarayı burada içebilir misiniz? Neydi içmiyorsunuz? Olmaz. Burayı yere diyelim. Burada Hoca Efendiler var. Efendimizin yanında? Hiç olmaz. Rasulullah'ımızın yanında hiç olmaz. Yarın Allah'ın huzuruna karşı çıkacak o sırra elinde. Ne ile ölürsen onunla kalkacaksın Hadis-i Şerif bunlar. Neyle olursan onunla ölüm, neyle ölürsen onunla kalkarım. Biz onun için iyilerle olalım da iyi ölelim diyor. Gülünce onlarla beraber de haşlayacağım olalım. İşi sevdikleriyle haşlayacağım olur. Olurum. E, olursak nasıl olur?
Peygamberimiz Allah'ı onların içinden günahınız yüzünden seçmeyecek. Günahkarsınız ama tövbe etmişsiniz, iyi deve katışmışsınız. Seç bu kulunu. Seç desem diyor o zaman mürşidi mi yani koca koca kutlu cehennemle kırılır müteessir olur. Onları müteessir etmek istemem. Geçirin burada geçsin cennete. Biz çok günahkarız kardeşim ama iyileri sevdiğimizden bir faide göreceğiz inşallah. Sevebilirsek, seviyorsak. Hacı Tahir Büyükkörükçü hocamız, onunla beraber oturduk. Hani kardeşim olur çok da. Efendimize vardım dedi. Ben de hazırlıkları, rica ettim, bir şey söyleyeceğim efendim. Müsaade buyurun mu? Müsaade alınmadan nefsine karşı söylenilmez tabii müsaade alıyor. O da edepten buyur diyor. Efendim, bana himmet et diyemeyeceğim çünkü hizmet edemiyorum sana, hizmet gidemiyorum. Yer sene de iyice hizmet vermiyorum. Nasıl bilmek istedim? Onu siz bilirsiniz.
Efendim dua et bana diyemeyeceğim Çünkü vazife vermiş olurum. Kuran okuyanlar bile Elhamdülillahi rabbil alemin diyor, Mürşid Fatiha diyor. Fatiha dersen belki efendiye emretmiş olurum Elhamdülillah değil. Bu kadar edebi, yani ileriye gidişi var. Biz bir emek, edepli olursak çok faydalı oluruz. Allah bizi edepli etsin. Ayrıca'nın edebi bu. Duanız bizi bulur eğer layık olursam. Yoksa efendim dua ettirmeye olmaz mı? Yalnız bir şey isteyeceğim. Allah'ımıza ayan, Allah şahit. Seni çok seviyorum. Etrafındaki ırkvanlarını da seviyorum. Allah bu sevgiyle beni yaşatsın, onu ona öldürsün diyorum. Amin dedi. Tahir Efendi diyor. Baktım Efendimiz ağlayamaz. Kendisi çok genç olduğu için ağladı dışarıya vurmaz. Hayır efendim, benim de bundan başka bir midem yok Allah'ım. Kardeşlerimi sevdiğimin var ümmetine affederim ona, diyor. Her büyük tirim tirim titriyor.
Allah'ı çok bilen Allah'tan daha çok korkuyor. Böylelere hiç kıyas edilecek halimiz, vasiyetimiz yok. Sana zor olmasın diye Greyfurt'u neye getirdik? Siz bana şükretin, size vasıl olan ni'metlerin belden geldiğini duyun. Onların hepsini yarattıklarım yerlere, emrettiklerim yerlere sarf edin, şükür yapın. Ben de sizin her çeşit nimetlerinizi artırayım, çoğaltayım. Üçüncüsü de böyle devam ediyor. Siz beni usul ve hatalarınızı itiraf etmekle zikrlediniz. Usulunuzu hatalarınızı gözünüzün önüne alarak zikrlediniz. Rabbil alemin. Istiğfar çekmede, Lafza-i Celal okumada büyük üstadımız der ki Allah'a görür gibi diyor derse o. Siz görmezseniz namaz da. Yani siz beni göremezseniz ben sizi görüyorum diyor Allah. Allah sizi görüyor gibi yapın ve ve makul iğneme küntüp, sağ olasın. Siz neredeyseniz kullarım, oradayım, oradayım. Hastalığımla bismillah. Damarınızdan da yakınım size.
Bir kardeşimizin Yahyalı, yani ben yetişmedim, il de yetişmemi zannetmiyorum diye ismini vermiyorum da anıyorum. Dersimiz sorar. Üstatımız gizli zikirden açığa çıkın. Kadrimler sonuna kadar giderler sonra hafi zikre başlarlar iç kısmına. Nakşiller de iç zikrinle devam ederler derler, sonra açığa çıkarlar. Nefisbat'tan sonra tevhid okun. Murakabalar'da tevhid okun. La ilahe illallah hıfzesinin Celal zikrinden oraya dönün. Ama yaparken la ilahe illallah, Şu vücut, Efendimiz bir kalem beyaz mı? Bize gösterirken. Böyle Vücut murakabalardan evvel, gayri ihtiyari sallanma hali. Hiç kendinin havale yaptı bana, ohh, rüzgar Efendim diyor, la ilahe illallah diye sallanıyordum diyor içimden ben buradayken sen kime sallanıyorsun diyor içimden. Ben Ben hazırana sen kime sallanıyorsun diyor. Ben tekdire ararım sallanıyor. Sallanma artık. Bir şey sallanma ne işin. Böyle veliler var kardeş.
Allah bunun için birbirinize hormet ettin. Bilmiyorum ben orada kim olduğunu. Böyle ben buradayım ona sen kime sallanıyorsun? Ben mi? İçimden bu iddiayı olduğu yere geliyor. Babam böyle haber vermezsek kardeşler hayalden konuşmuş gibi oluyor. Yani ta ilerilerden oluşmuş gibi, Rüstem Hoca'ma Mera Memduh da Efendimiz açıktan söyle anlasınlar diye, hepinize size açıktan söyleyelim. Siz beni kusur ve hatanızı itiraf etmekle zikredin, ben de sizi onları bağışlamamla, bezle ve Ata ile zikredeyim. Hüayiden yok mu kabul edeyim. İstiğfareden yok mu affedeyim. Günahından sıkıntıya düşenler yok mu affedeyim. Rızk için, ihtiyaç için dağılan yok mu? İsteyin de veriyor. Allah'ımız böyle her gün seherle nida buyuruyor yemin yüzüne. Onun için bizim ihvanlarımız gösterişli olmaman için camide namazdan sonra da yapmaz zikrini.
Yani saharla kakar, kimse görmediği zaman üstadımızda orada oturuyor, bütün ihvanda oturuyor. Zaten kalbin içinde kalıyor hepsi, Efendi o zaman bu derste hepsini görüyor. Biriznillah, dediğimiz hatası yok çünkü Hacı Şaban Efendimiz rahmettir. Allah kabri pörne olur Çok ahlaklı bir üst tarzı bu. Efendimizden kağıt yapmış. On yedi tane kardeş, dersine okutmuyor. Sabahları hiç ders okuma ayıyordu, diye isimleri verilmiş.