Mekanın eşeği namaz demektir. Yanımız Rabbimiz buyuruyor. Zikir bu hususta daha iyi gelir. Yani Namaz, niyaz, münkerattan, fuhşiyetten nehiy der ya Namaz bu hususta daha ek ver, daha beter. Allah'ı zipnetmek daha beter. Yani namaz, abdest, ibadet çıkan çıvanları üstünden deler, sığar, kanlı çıkarır ve merhem sürer. Ama şu yana bir daha çıkar. Şu yandan hırs çıbanını sıram, şu yandan tamah çıkar. Şu yandan fokur çıkar, şu yandan adeva çıkar. Hiç durmaz bir çıkar biri batar. Böyle olunca Zikullah şifa olur kulüp. Zikullah kalbin şifası, kalbi şifaya kavuşturur. Hap yutmuş gibi, inne vurmuş gibi kan fesadını kaldırır, çıkan tabiatıyla kovulur, kaybolur ki bir Bismillah çıkmaz bir daha. Tecrübe veriliyor çünkü üç üst üste belası olurdur onu, termeve geliyor, çaban da geliyor.
Zikrullah içeriye vurulan ilme gibi kamın teshatını düzelttiğinden ahlaklar Allah Allah demek Mevla'yı zikretmek Ya eyyüheellezine Emenür kılma hallıktan kesil yıla. Hanefi Zülcelal, Sure-i Bakaba'da, Sure-i Ahsette, Sure-i Cuma'da Yeni Zikri kesir ile zikredin, kullanın ben. Çok zikredin, çok zikredin ben. Dünyada bir şey alıp göriyorsanız çok zikredin. Kuran-ı Kerim bunlar, Ayakta durduğumuz zamanda beni zikredin. Oturduğumuz zamanda beni zikredin. Yani yatağınıza yattığımız zamanda, yatağına yattın, kafayı vurdum caizdirdir, abdestle yat. İhvan abdestsiz yatarsa uyku israf olur. Oy, doyuttuktan sonra yerse israf olur. Altı saatten fazla uyursa israf olur. Bunlar cahiller bir far. Yatağa yaptığın zaman Allah Allah Allah Allah Allah. Buyuruyor ki böyle ama ölürsen iman da ölmüş onu.
Bu Ayet-i Ceriliğe çeşitli mana veriyor üstadlarımız ben birini daha deyip eğer bir kimsenin kalbi zikrederse ruhu zikrederse, sırrı zikrederse, hafisi zikrederse, İhbası zikrederse, Lepayife Hamsei Alem-i Alem-i Halk zikrederse bütün ziklik olursa vücut, Din geldiği yer dükkanınden evvel Bütün vücut zikreler görüyor musun Kıyameten Haccez, Hz. Muhammed böyle mana veriyor. Başka müfessirler Kıyameten dedikleri için zikri ayağa paharlar Allah hay, Allah hay, böyle ayakta vuracağız Abdulkadir Geylani Efendimiz yine. Ayağa paharlar, öçelerlerdi. Her zaman zikirce, yani her gen içinde, her yürüyüşımda Allah'a zikretmez. Kulekaipah hala. Hani seniyy alem-i emir. Allah Allah hadi böyle sallanır. Sen seslenme alma. Gelin bir şey demez ama kalbim bir. Değil mi? Birincisi, oturduğun rahatlarda dinlen vücut sop, sop, sop, sop, sopaba her yıl ellerin, ayaklarının, ikilik kül olur.
Dedim ya ta ters Usta, neresinden gelmiş de diyesini bilememişler zikri diyor. Bir keresinde bu kadar gaflete dalmanın hüzmülü yok. Efendimiz buyuruyorlar ki hiç değil mi kalbimiz husum derecesinde abes çürütmesin. Bu aldığın iki harfi yani. Allah, Allah dediğim binine çevirmez, iki bin çevirmez üç bin rabıta yarım saat olmayınca atletarifler hoplamaz. Onun ırzı tırnağa bakıyor, kedi yok da ondan çalışmıyor vücudunuz. Kendini hepsine diyormuşum. Onun için kardeşim, letaiflerin bitecik bir Efendimiz kalbi olsun çalıştırsınlar da, tabii de yazlık, külliyat gitmesinler. Tabii yiyemesin bunu vücudunu. Aşık öldü diye salağa verirler, ölen hayvanmış, aşıklar ölmez. Allah'ı zikredenle ölmezmiş, onlar dirilirler.
İnan Müzeki Nüfus kitabında çocuğu falan görmüştüm ben şöyle çocuğum desem işte on beş yaşında evvel babamın yanındaymış kitabı okudular diyor ki Bir Ehli Zikir ölmüş Ehli Zikir Ölünce demiş ki Hoca Efendiler bunu Ehli Zikir'den birisi yıkasın bundan sırlar zuhur eder belki demiş. Bir perde çektiler diyor böyle perdenin içinde yıkıyordum diyor Ben çevirmeden kendi şu yanına çeviriyorum diyor Sırtını şu yanına çeviriyorum diyor Allah Allah Yavuz bu adam saklime dedim diyor. Gözünü açtı dedi ki Aşık öldü diye salağa verirler. Ölen hayvanmış aşıklar ölmez. E hadi zikir ölür mere diyor. Şu sağından şuraya girdik biz diyor. Mutu kable entemutu sırna mazhar olan bunda gördüğü haşr-ı neşri nefayisur olmadan Mutu kable entemutu sırır demek, ümmeden ibret görecek insan. Efendimiz ne?
Ürmeden gıybet gülen insan ve onu sana manasına tamah yaptır, dünyaya muhabbet ettir, fabrika yap de ki şu fabrika seni ol. İstememiş. E, ölmüş ya, ne etsin? İhtiyarlığına genç olsa bile yani yirmi beş, yirmi, yedi yaşında kutlu cihan oldu Hacı Eshal Efendimiz. O zaman ölmüş olacağız kutlu cihan olunca ölmüş. Sırrına mazhar olan, bunda gördüğü haşr-ı neşti detay-ı sur olmadan, bunda her şeyi gördü. E o adam ölmenin için ne? İşte şu salından ne tarafa salına geçmiş falan geliyormuş. Gelin ağzımın tadı var mı size bunu anlatayım, yeniden anlatayım. Hani şu ikinci ağzımda değil, hasta derken başlatayım da anlatayım. İnşallah. İki arkadaş var. Allah Dursun, Allah 'tır. Böyle bildiğin gibi de, indiriyle beraber yerler, beraber şeyler, zebabına kılavuz havuzından biz öyleydik. Allah rahmet etsin. Kardeşim demiş sen ölürsen, sen ölecek olursan ahiretin sızunu bana haber ver Allah aşkına.
Bir şey buyur görmemiş. Ben görürsem bende sana haberim. Yav ne alaka dedim olur nasıl beceri verebilir miyim lan? Yok yav sende bir hal var muhakkak ahiretten buraya haber verebilirim evi ve arkadaşım biliyordu bunu Kabrinin başında vardı murakabaya aldı görüşmeye başladılar. Nebi Fatih Sultan Mehmed Hazretleri Akşim Sikdil Hazretleri'na Eba-i Yübü'l-Asari'nin hiç bilmezler böyle zatlar kabir halini bilir derler Hacı ben bilirim ona deyince bu Sultanimiz. Geriye döndürdü diyor hala amca kabir halini en küçük bir evliya Konuşanlar ne var. Geçen ölüyorlardı ben gemdeğin buluştuğum birisi vardı ben yıkanır öleceğim baktım bağırmaya. Doğru ki oradan haber almıyor gardaşım. Haber almıyor diyorum sana inanın. Mellem yazuk lem yarif batmayan bilmiyor. Sırrı hep dışarıya attırmak caiz değer. Dedim mi inanın da insanın yakasını bırakın.
Bu zat diyor ki ben gittim diyor Kabrinde bir murakabeye vardım konuştum. Nasılsın kardeşim Cennetten pencereler açıldı. Huriye kızı geliyor, boğaz, maat'ta. Ben zevkin içinde hep ne zaman öldüm defosu'yu hiç bilmiyorum der diyor. Bin sene ölen iki dakika oldu daha ölen diyor. Bin sene olan diyorlar, görüşüyorlar. Kardeşim bunlara ehli tanıksın, sen biricik bileceksin bunları. Keşke olacak gözün yumunca gözü yumup gören var değil mi? Yallah böyle gözü yumup gören var. Allah'ım ayırmasın bizi onlarla. İnşallah. Ne alemdesin, nasıl döndüm Diyor. Ben ölümümü bilmedik ki diyor. Böyle yatıyordum. Doktor götürelim, doktor götürelim filan. Millet bir telaşa düştü diyor. Hallaşmışsındır demek diyor. Ama yok diyor. Hayat ucundan bir doktor geldi yanında bir de hademesi var diyor. Sıkıyorsun. Hasta diyor. Buyur yine ne arıyor? Bir düşünün tepemden tırnağıma kadar ağrıyor.
Hastahaniyenin yerini demezsen biz ne edelim şu iyi düşün de söyledin diyor Allah Allah şu dizimden aşağıda hiç ağrı kalmadı, yokar ağrıyor. Şu dizimden aşağı canını çekmiş gelince. Dedi ki diyor en iyi ifade yanlış dedin. Efendim ben de ne yapayım diyor, bir iyi düşün bakayım. Allah Allah bebeğimden aşağı hiç ağrımıyor, yukarısı ağrıyor. Bildim ki diyor şey diyor Dünyada gelmişsin. Ondan sonra diyor iyi düşün helal dedi, iyi düşün. Neden Arif başımda az bir ağrı kaldı. Başka ağrıdı tükendi. Anamla biz de görüştük de yani o sağ kana babam kurban olduğum, sıhhat buldum hiç eski ağızlarım kalmadı dedi. Yakın. Geçti. Beni uçurdular kaçına. Rüyamda diyor. Yeni verdim uyandım bizim oğluya bir ağalık başlamıştı. Oyy oyy ne alıyorlar yok ben hastahanim ben de iyi oldum derim diyor. Ne bileyim öldürümü diyor.
Ya gardaşım, sevgili gardaşım inşallah burda ölürsek orda ölmeyeceğiz Bu da nefsimizi öldürürsek yani Nefsin dediğini verirsek ölmez şu hava tavsiye. Bismillah Sonra ne oldu kardeşim aileme bağırıyor ya niye ağlıyorsun sen diyorum diyor. Bana da yanına bakmıyor kusmuş diyor. Gittiğini bilmiyor. Elmen ruh yetiyor çünkü. Kardeşime dedim diyor ki kimse bana sesleniyor bende bir yere şöyle oturdum diyor. Kafamı şöyle elimi okuıyordum. Ağlayamıyorum diyor. Kim olduğunu da bilmiyorum birini yıkayıp duruyorlar oradan. Sağdılar, sarmalaralılar diyor. Gittik beraber diyor. Cenazeyi bende kıldım diyor. Kendi cenazemmiş ben kıldım diyor. Kabir yapılıyor Kabir yapılırken diyor üstünü bastırmadan ayağımdan kahreddi Birisi diyor beyaz sırtı gine diyor. Ay ödüm benim diyor. Üstümü bastırınca diyor. Kapacımı geri verdim oraya diyor.
Yani hiçbir meydan diyor, yine olan doktorlar öyle gülüyorlar diyor o doktor. Nasıl, yıldın mı? Selamhamdulillah dedim diyor. Ben bilmiyorum ki o alem, bu alem. Genel buyurdırdı. Bir perde var. Açıldı diyor. Veysel Karani Efendimiz oturmuş bütün evliyaullah diyor. O koca kutuplar diyor ağzına bakıyor konuşuyor. Gelelim gel buradan daha tatlı yer var gel şöyle yeşil perde var diyor bir çekti diyor açıldı diyor baktım Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz oturmuş diyor sağında solunda bütün Peygamber Ali Zamla rivayetim yüz yirmi dört Peygamber. Sen nedir sen? Mübarek olsun, dedi. Sen vefat ettin, haberin var mı? Huu derim, diyor. Yani ölümden korktuğumdan daha orada korkuyorum, diyor. Ölüm niye bilmedim ya Ya Rasulallah? Ölmeden evvel öldü mü de, sen döv diyor. Kardeşim ben ölümü bu kadar buldum. Babam bana dedi Nasılsın babacığım dedim.
Üç gün sonra vefatından sonra gece tuza ölür gibi daldım, oturdum dedim. Hiç haberim yok oğlum. Utbeacı Hanım başımda oturuyordum. Hacı Esselam'e bakıyordum öyle diyor. En sevdiğim için canımın çıktığını duymamışım diyor. Kabir Suarı nasıl oldu dedim kabir Suarı olalım dedim iki melek geldi dedi. Sağdan iki melek geldi. Derler ki diyor Alim imiş ilmiyle hamil olmuş. Bir, üç aylarında vefat etmiş. Decceb-i Şerif'te vefat ettiği ve iki, bir şey kula başında oturduğu için Zikrin rubne Azamı yarısından sonra çoğu rabıta olmazsa terakki edemez. Efendimiz böyle razı olsun. Bir kardeşimiz daha nedir efendim Babanız daha ne dedi Allah aşkına söylüyor? Kalem açıldı birkaç yüz ihvan senin için ağlıyor. Vefat etti Şaharedeyim. Sen bizim için düşünmen ve ağlaman var dedim. Dedi ki oğlum sizleri unutturulan Hasrat-ı Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetine geldi diyor.
Niye diyor siz hatırın ne dünya hatırımda nail hatırın ne? Biz daldık bir aleme diyor. Onun için haberini olmaz zannetme. Buradan haber gelip durur ne istiyorlar rabıta istiyorlar. Ne istiyor? Zeki istiyorlar diyor. Efendimiz, babamın kız kardeşi çok sevgi veriyor dost. Rüyasında kocasını azaba gittiğini görüyor. Varıp yakalıyor. Nereye götürüyor? Diyor zebanlar ne diyor hocam diyor tutma tuttu da diyor hakkını vermedi de diyor. O hakkın için götürüp dünyaya haber gönderiyorlar. Rüyayla neyle gönderiyorlar. Yani bize ayıktırmanın için ahirete gidenler gelen adamdan. Hiçbiri haber gelmiyor diyorsun ya. Nasıl gelmiyor yahu? Geçen Dörtyollu Mehmet Baba rical'dan Hacı Esan Efendimizin yanına varmışlar Sağlığında. Efendim bir Yakup kardeşim var. Seferberlikte kayıp oldu. Acaba hayatta mı ola memat'ta mı ola bilemiyoruz. Öldüyse o tutsak ruhuna ne diyor. Koca Kutlu Cihan Hacı Esa derler bilir.
Efendimiz de oluyor. Şöyle diyor. Mehmet Efendi Allah rahmet etsin diyor. Gözünü hiç yumdu diyor. Kafasınıcıyı böyle diyor. İnan bir iki dakika sürmeli diyor. Allah rahmet etsin diyor. Nasıl olmuş efendim diyor. Bütün sahaları çevirdim Yakup ses vermedi. Mehmet Efendi evliyanın gözünde kavga kadar olur dünya. Bütün dünya. Çığırıyorum Yusuf ahete döndüm çevirdi da Yakup buyur efendim. Dedi. Ne yapıyorsun söylüyor seni şehit oldum korktuğumdan kurtuldum umduğuma nail oldum. Abime selam söyledi. Öyle kardeşim haber yetmiyor ordan. Fatih Sultan Mehmet Hazretleri Allah'ın arkasından olsun, şefaati nasip olsun Peygamber'in lisanı ile o ne güzel amir dirildin, len zat yetmiş tane veli var, yetmiş yedi tane evliya var. Mesih ümmetinin bulunduğu buhar.
Lakin yetmiş yedi veliden Ebaiyubun Ansari Kabri neredeyse efendim gösteririm de Keşkenin de kerametinizi İsa'nın de ne olur da bir görünsün de orayı yaptıracağım. Kabre türbe yaptıracağım. Orayacağımı yaptıracağım. Orayı ziynetleyeceğim. Peygamberimiz o Mihman Dağıdır diyor. Akşam üstümden beri geliyor. Şu semte bir nur iniyor. Ebaiyyu'l'un nuru o semadan arş-ı asamdan iniyor Evliyor. Müsaade buyursan Kabrini keşke de ne kadar davranmıştım. Bütün evliya, bütün salih abi, bütün asker ve padişah bekliyorlar böyle. Bulamalı da uykuya daldı diye itirazlar başlamış Edirne. Yani bulamadım ben, uyuyayım demek istiyor demiş. Bak, Eba Eyyub ile görüştük. Kazanızı, Fethinizi tebrik ediyor. Mübarek olsun diyor. Beni Kürdistan diyarından ayaklar altından kurtardı da Müslümanlara kavuştum Elhamdülillah diyor. Böyle selamı var sana dedi. Gördünüz mü? Yani daha açığını konuşturmaya.
Ondan sonra ne oldu efendim? Şura dedi göbeğe, şurabaşı dedi bir Çınardalı getir dedi. Oraya Yusuf'tu. Burayı kazdın mı iki buçuk her şeyin aşağısında Kabri Ha'da Eba Eyyub'ün Ansarı diye yazdı başvuracaksınız mermerde Arapça yazıyla yazılmış şurada ayağı bu ara Padişah ne diyor böyle söyle yüzümü çıkarayım da ortaya güvenip yarın gelince yanılmayalım gömdüler diyor gittiler. Padişah zikrin, evliyaullah'ın kıymatının ne olduğunu bilen padişah kabri nur olsun. Akşam sohbete oturmuşlar böyle bizim gibi konuşuyorlar. Sabah olana kadar padişah böyle diz büklüm bir abdest değişiyor, geliyor oturuyor hiç uyku gelmiyordu gözüne. Hiç uyku gelmiyordu. Akşemsid-i nazarları abdest aldın mı? O Valide Sultan geliyor abdest suyunu döküyor. Padişahta peş kere tutuyor böyle. Bu arada diyor ki bir keramet göstersene diyor yine bir sevinsek.
Akşam dedim diyor ki padişah diyor senin peşkül tutuşun Vahide Sultanı abdest suyu döküşünden daha büyük keramet olur mu diyor. Insanın kerameti bu ne kadar şeref diyor padişahın valide sultan abdest suyunu döksün padişah ayakta pişpir tutsun deyip böyle ishal ediyor O arada çıktığının birinde diyor ki Çoğula Çınarları değiştir, yüzüğü al başka yere göm. Yani, varınca bir yanlışlık yapacak mı yapmayacak mı bahanım? Yani padişahlarda çok akıllı tecrübe de iniyor tabi aslı var mı yok mu bahanın bir aldan yok mu? Vardılar diyor S. A. Efendim, Müslüm'in kabri ve kasarım. Hekeri var diyor. Buradan yüzüğü çıkarmıştı tabii. Çınarları da değiştirmişler diyor. Hani işte şu yüzüğümüz diyor Çınar Dalları lakin gönderdiğin çoğu kerametleniymiş der diyor. Neden bildim efendim diyor. Eba Eyyub'un yıkandığı yere dikmiş ola diyor. Yani o diken de diyor oraya başlıyor.
Hep konuşulmaz yani o dikilen yerde diyor Ebu'l Yüzün yıkadığı yere dikilmiş diyor lakin buradan kaldırmış diyor. Burayı kazmaya başladılar. İki buçuk ersin oğlu tak taşa geldiler. Aynı diğer yıl taş vermeden üstünde Onun yazan üstadının parmakları Ben onun yazılarımdan okuyorum bunları size Kazmaya başladılar, gazılıyor diyor Kazmaları soyasına vurduk. Dik vurma vücut-u alicisine değecek. Usul usul. Tamam oldu diyor. Padişahın birileri titremeye başlıyor düşeceğim hemen tuttular ama bari canlı oldu. Efendim Dursun ya doktorun etrafındaymış bir şey mi var? Yani bir şey mi geldi ani olarak turizmi kesiliyor olsa. Dinin altında buldular, yaptılar şimdi Teba-i Bulansanın bir yeri açık olur da varınca dikkat ederseniz tüm orta göbek taşı o kabilden çıkan taş. O taş yazın taş bu oda. Kürbenin orasında. Allah şefaatlerine nail etsin galacığım. Yani bilinen ikiyle bu ifadeler tükenmez.
Bizim evimizin içindeki olan Hadiseye, Hayran-ı Ekber veren Nebeliğe. Bir daha diyeceğim. Olsun çocuklar, annemin babamın oğlu şad olsun. Gerek yok diyor babam imam. Buyur. Iki buçuk ay evreni Anşa isminde bir ailen vefat etti mi diyor. Sonunda Ya Resul bak der ne ise anlayamadım mektubunu hayraten öyle bir çocukların annesi vefat etti ne diyorsun diyor yine ve mektup yazıyor İki cihan güneşi Muhammed aleyhissalatu vesselam'ı ile görüşme nasip oldu Fatıma da zühra yanında oturuyor bir hanım da döne döne hizmet ediyor. Ya Resulallah bu Fatıma ta zühra bu kim? Bu Yahya Eliş Müstafeminin ailesi ancak şey mi yani rüyamda kasip miyim saadet miyim? Hayat acıyla bir ailemi vefat etti mi? Diye sordum. Sen de vefat ettirirdin. Müjde ediyorum yani ailemiz da Resulullah'ın yanında. Sonra birkaç defa Çünkü halini ben biliyorum. Ağaçların içine yatırılamazdım. Allah rahmet etsin.
Ağaçların zikrini duyduğundan öyle bayılıp geliyordu. Bütün ağaçlar diyor. Böyle biri bir tespih okuyor. Bize dememiş. Babam öldükten sonra dedi. Buradan umduğum diyor. Böyle yere bakıyorum. Aşağızdan görünüyor. Şaşırt. Ben şöyle yere mütemadiyen ağlıyor bir gün. Ben de gördüm niye ağlam, diye. Babam sormuş bize demezler. Hacı Eshab Efendimiz hiç gözümün önünden yetmiyor. Böyle. Ayağına baksan da onu dönüyorum. Bir tane de. Böyle rabıta ediyorlardı ya.