Zikir ve Kalp Temizliği ile Manevi Arınma kaydında Ruhuna hem salavat, okuyana şefaat, kim ederse icabet ümmetimdir Muhammed. Aline ashabına rahmet ey derya Mevla, bizi de kabul eyle mahşerda sen Muhammed. İki yüz on bir ismin Nuri Hak'tandır aslsın, Halil İbrahim neslin ceddin ala Muhammed. Bu kadar daha razıyım. Allah'ımız iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem…
Ruhuna hem salavat, okuyana şefaat, kim ederse icabet ümmetimdir Muhammed. Aline ashabına rahmet ey derya Mevla, bizi de kabul eyle mahşerda sen Muhammed. İki yüz on bir ismin Nuri Hak'tandır aslsın, Halil İbrahim neslin ceddin ala Muhammed. Bu kadar daha razıyım. Allah'ımız iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e Habib-i Muhammed, Resulün Ya Muhammed, sen vavzu nasihati et mümin olanlara menfaat verdin. Mümin olanlara menfaatli olup farzın. Talebımız kefil olarak müminlere menfaat için bazı emir buyurdular. Hakk'a mümin olanların terazatı da bu ayeti eliyle. İla ahiru'l-A'la nihayetine kadar. Müminlerin, Müminik kamillerin Hakk'a Mümin olanların yanında Allah, Allah, Allah zikrin girildiği zaman HAV-İ ilahiyeden, Haşyatullah'tan kalbi titreyen, Azamet-İ ilahiyeden fethinden Allah'ın kalbi ürperir demeye başlar. Müminin ayarı bundan belli olur.
Zikredildiği zaman kalbi ihrizat etmeye başlar. Tüyleri bastırırsa ürperir. Şafakla dersine o ormana başka alem olur. O her insanın şahsında bir başkanlık olduğu gibi, insanın içinde kalbine de de bir türlü Rabbimiz tecelli buyurur, takdir zikir başkalaşır, kalbi cilalandırır, kalbi feyiza savuşturur. Biriznillah. Nikah hadis-i Şerif'ten, niçin ayet-i kerimeler var. Bilirsin bu Muhakkak salat fuhşiyetten, münkirattan Allah kullarını namazda kurtarır. Namazla bir tür de fuhşiyat ve Münkerat olmaz. Lakin Allah'ın üstüne geziyor yine. Veladiculullahi Ekber. Bu hususta zikir daha büyük büyülüyor Allah. Yani kalbi temizlemenin için zikir daha ezberdir. Bir tane Allah'a yardım tekrar, zikir Nasıl şifası? Hırsı, tamamı, populu, adalası, yeniyi, buğzu, riyayı, sünay'ı, kıdızı içeriden çıkarır Rabbim. Zikrederkene, gezerken de hapis yükü aldı mı başlar. Yani buraya dönüyorum şimdi.
Birçok kardeşlerimiz, Rabbimizi zikrediyor ve zikrediyoruz Elhamdülillah. Zikreden zümreye Rabbim bizi ilhak buyurmuş. Bu nimete şükredelim inşallah mükafatlanırız. Yani Konya'daki şöyle o kıyviyelim herhalde o elli kaç bin bine kadar nüfusun içerisinden, Halid Zülcelut bu kullarını seçerek, takdir ederek filan velinin evladı oldum demiş bize. Yani bu nimete hiç şükredilmez mi? Birçok zenginler var, zenginlerde fakirlere dinler. Biz zenginliğimize şükredelim ya siz de sakatlığa şükredin Allah fakirlere de sıhhatlık etmiş derler ya, bize Halık'ı Zülcelal. Henüz zenginlik lütfetmiş, henüz sıhhatlık etmiş. Hacı Es'ariyyen biri Kuddise sirra olan Hacı Efendimize Behice Hanım annemizin bir sözü var Ya Behice yahut da Behice Hanım soruyor, Ya Üstabı Azam Hacı Effabi Erbili Firdevs, Allah sizi mi pek seviyor bizi mi pek seviyor diyor.
Şah Annemiz sükut ediyorlar, beni Allah çok seviyor dese benlik, oluyor, sizi çok seviyor dese yanan oluyor. Yani, kendi o bunu Allah, ta çok seviyor Allah. E, o zaman niye tercih ediyor? Behice, şu anınızın cevabını diyor, siz verin Behicah Hanım da hulahadan en kıymetli bir hanım. Fedenin hayatları bile varıldı onun için, hayvan nisah Hatice, epik olsun makam olsun yüce. Bilal'i elhamdülillah diye, kadınların hepyatlarda vardı. İstanbul'da tenam-ı dergahında zikirler yapılıyor, lağızlar veriliyor, Lağzım biriktiriyor, lağız veriyor. Lağız verirken her birisi vardı kulağına söyledi lağızın pelere iki halife tayin edilmiş. O halifeden pelere söylüyor. O hocaya ne diyor biliyor musun o 0 söyleyen adam bilmiyorum. Hocaya diyor ki ibareye iyi dikkat et! Behice Hanım burada, yani Behice Hanım var ibareye iyi dikkat ediyor. Peder buradan meczup şekilde ettiğinden vücut daima sallanıyor.
Zikir ve Kalp Temizliği ile Manevi Arınma ne anlatıyor?
Zikir ve Kalp Temizliği ile Manevi Arınma kaydında Ruhuna hem salavat, okuyana şefaat, kim ederse icabet ümmetimdir Muhammed. Aline ashabına rahmet ey derya Mevla, bizi de kabul eyle mahşerda sen Muhammed. İki yüz on bir ismin Nuri Hak'tandır aslsın, Halil İbrahim neslin ceddin ala Muhammed. Bu kadar daha razıyım. Allah'ımız iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Üstazı alsan, Hadi Erbili, Putsi Razı'l Aziz Onun terbiyesini fehhına değişmişler bir sükunet haline gelmiş. Hiç zikrederken özünü yumaması, lahime üstadın hanına bakarlarmış. Bir gün ayrı yerde zikredilirken de daha şükür ak buldu zannedilmiş. Kader böyle zikre başlayınca, Keramı dergahında o harekayı zikirde yerde denize düşmüş gibi diyor beni bir kayık üzerinden dardağıp gidiyor gibi hal oldu beni orda bulmuşlar mest halimle. Üstada varmışlar efendim, döneminin gezmesi yenilendi, feyiz hali geçti, gezme geldi. Hayır hayır, üstünde bir ince hanım var da Mustafa Efendi'ye çok taasşuku vardı o çeki giydiriyor mu diyor. Bu anne diyor ki üstada, Allah'ım seni mi çok sever bizi mi ben sever? Siz bilirsiniz diyor. Bütün ihvanı Allah daha çok severmiş üstadım diyor. Neden biliyorsunuz? Senin gibi bir babaya evlat olduğunu biliyoruz.
Yani senin gibi bir babaya evlat olanı Allah geliyor ki evlat etmiş diyor. Buradan bir latife olsun gönüllerimiz açılır. Hazreti Ali radiyallahu anh Efendimiz, Allah şifatını Ali, ya Ali çok buyururlar, ya Ali, Allah'ı sever misin? Severim ya Rabbi, ya Resulallah. Ya Ali, Muhammed'i sever misin? Severim ya Rasulallah canım, Feda-i Ebi ve Ümmi Enestir. Ya Rasulallah, annem babal aklı canım kurban olsun bana, sevilme mi sen? Ya Ali, Ya Ali'yi buyurun Fatıma Tazı Zuhra'yı da sever misin? Ya Rasulallah, Fatıma Tazı Zuhra'yı da severim yalan söyleyemem onu da severim. Ya Ali Hasan Hüseyin'i de sever misin? Hasan Hüseyin'i de severim Ya Rasulallah, yani yalancı söyleyeyim onları da söyle, severim. Bu dört tane sevgiyi bir kalbin içinde nasıl bakışsın yani? Süput etmişler kalmışlar, sonra da cevap veremiyorlar.
Halbuki, Vaaz'ın dilinde Allah'ın inayetiyle diyor, ne sorarsanız sorun cevap vereceğim Allah'ın inayetiyle. Neye güveniyorsun ya Ali? Diyorlar. Doğduğum zaman annemin kıymetini tutmadan Muhammed Aleyhisselam, ağzıma çıktığını vermiş diyor, yani onu yenmişim, hıf bağıma kadar ben Ali'l-Vur'yum buluşuyum diyor. İlmin medinesi benim diyor, Peygamberin şehri Ali kapısıdır, ilim kapısından gelen oradan gelir. Sadakat kapısından gelen, Sıddık'ın, doğruluğun şehri benim, kapısı Sıddık'ı anlam oradan gelsinler. Kaderin yediği nehri benim, kapısı, onarı Tarihi oradan gelsinler. Halamın şehri benim, kapısı Osman-ı Zinnureyh'in hayadan gelen oradan gelsin buyuruyor. Allah şefaatine nail ediyor. Bu kadar alimi olan Ali cevap veremeyince mahzun şekilde, Fatıma'da Zuhruf'da sinyaller varmışlar. Belli, üst düşüp. Yani gözleri püçelmiş, ağlayacak gibi. Yedi defa etrafını kıvranırmış, tavaf sürermiş.
Fatma'da, zira Adem sırtını gördün mü Hazreti Ali'yi? Onun sırrınılığını düzeltsin diye yedi defa etrafını tavaf eder, boğazına tarla buradan oynuyor ya Ali. Niye oldun da böyle sen diyor. Mahsul duruyorum, yıkıldım diyorum babana. Sultan-ı Enbiya sual sordu, şaşkına gönderdi beni. Ne diyor dedi? Ne diyor, ne söylüyor? Allah'ı sever misin Muhammed'i sever misin, Fatıma Tzuva'yı sever misin, Hasan Hoca'yı sever misin, pisimize severim ya Rasulallah bizim. Hepsini bir kalbe nasıl sığdırıyorsun, o biri gelse o biri girer dedi, bilemedim geldim. Vay Ali, desendi: Allah'ı sevmek aklımızdandır. Muhammed'i sevmek dumanımdandır. Vaazmaka'yı sevmek şehvetimdendir. Hasan Hüseyin'i sevmek tabiatimdendir. Onlar severdir. En neyimizdirdir. Babuştular hemen vardılar. Sonra cevap vereceğim: Ya Muhammed, buyurun dedim. Allah'ı sevmek aklındandır. Muhammed'i sevmek dinindendir.
Fatıma da Zuhra'yı sevmek şehvetindendir, Hasan Hüseyin'i sevmek tabiatindendir. Hazreti Muhammed Aleyhisselamdır. Hay İr Ya Ali Hayd. Bir suallinin altından sen bakacak gibi değildi. O nübüvvet ağacının meyvesi olan Fatıma verdi. Ancak o nübüvvet meyvesi hırsı ala cevap verdi. Bir günün birinde yine, günün birinde günü, ya hadi sende öyle bir fazilet var. Ne var? Ben zaten artık dört tane kan görünüyor üç tane. Birisi, senin kayın baban iki cihan güneşi, benim kayın babam iki cihan güneşi değil. Dıygı avgamı göndersem oğluna ister. Kemal ruh farika göndersem oğluna ister. Birisine söyleyemedi. Bizzat geldiler var mı? Dinle utanmak olmaz, bellayım. Sakın fark matarda zır rahip bana ver huzuruna imtihandı. Yani, içinde bir hal var, sen onu kandırıyor, niye konuşmuyorsun? Haya ediyorum ya Rasulallah. Din de bir mahsuru yoksa haya etme.
Allah aşkına diyor, dinimizde İslam dininde bir mahsuru yoksa haya etme, bizde utanılmaz mı? Ya Resul, ya Resul, Bu tanarak söylüyorum Fatıma'daki orayı bana Allah'ın emri levhi'nin emri levhi'nin emri levhi'nin emri levhi'nin boyu basit etmek göründü de, Halil yarım saat gelse de Fatma'yı versem diye hatrımdan geç Kızıl harp nasıl ya gelmiş. Ama Cenabı oğlu Ali gelmiş kazığa gelmiş. Seni nikahla Allah'ın emridire alman istiyor alır mısın? Züntadimizde hep ilham suretinde gelen semada Ali Yal-Muta'yla Bakmasa Celal'ın nikah merasını bitti. Bitti yerde yapın. Yalnız Halid-i Zül Celal soruyor. Mithat'a neyi bilelim? Muhammed kızını müteahamet ebel ister. Yani ne isterse Fatıma istersin, biz onu diyeceğiz, imtihana diyorlar. Suali diyorlar, diyorlar. Muhammediye Kabe İsmail'e Hakkı alçaklarının kitabında Manzur-u Kafiane'm olmuştu. Gittiler ve geri geldiler. Allah'ın selamı var.
Allah'ın selamı var. Bir zevti Ala cennetini imtihana duysak gayr mı farkına soruyorlar? Gayralısın. Hayır, bu magnım değilim. Ben cenneti istemiyorum. Ne istiyorsunuz? Olan, yani, milletinin derdine düşüp de şefaat ettiği zaman cehenneme artık olarak gidenler olursa o erkeklere giderken ben de kadınlara şefaat etme mevzuliyetini bir erkek veya kadın şefaat hakkı etsin Allah da bir damla dokuyorsun. Dibi de emin geliyor ve geriye nazil oluyor. Allah'ın selamı var, Mevzumuzu şöyle alıyoruz. Allah, anladın mı? Müminik kamillerin kalbi Haşyapullah'tan Hılfi-i İlahi'den titremlemeye başlar. Böyle anılınca kalbi titremeyen, kalbine geç gelmeyen bir borçtan kurtulun.
Kurtayınca teşekkür ederim, teşekkür ederim deyip de Allah kendini, kendini, efendim anne ile baba ağzından olan bir damla çıkınca bütün vücudu yıkamayınca emin olmayan bir sudan aldırtmakla ana rahminden kurtarıp, dışarıya çıkarıp anne bütünsüz süt yeter, biz damla süt gelmez demesine. Devuruyor çünkü. Yavrula geldiği zaman yani o yurlül süt et olur. İyi incelemem de bakın. Yoksullar, numune arsalar sizin içinde et yok. Ama yedi mi seda olarak ete tahrik eder. Çocukla bünyeye geldiği gün üç gün üst üste et verirsen annesine makinelere mum isterseniz. Etin içinde bir damla süt yok. Annesinin yemeleri, el yemeleri sütle dolan, Allah'ın kudret musluğundan ve yolunun altına yerin, ana kanat sütle doyuyor. Bizi süt devrinden de getiren, ananın elinde mahkum, mescitler içinde kalmış ve böyle akıl vermiş, fikir vermiş, iman vermiş, imtihan vermiş, imtihan vermiş.
Bu numara birçok şut izlerken, şunu bilemeyip de, uçuk ve şaşırt etmeyip de Allah'ın Ettin olumlu mu? İman ziya derlersiz. Efendim, iman ziya deneyi kabul eder mi? Kabul eder. Üzerindeki olan yakin rehberlerdir. Daha anlamaya çalışacağız. Kuran-ı Kerim o kulluğuzu ve o da tefsirlenir mi imansız ziyadaşır. Onun rüyası rüşvetleşir. Birkaç bir tarihsel birini veriyoruz. Sıddıysa alzamı imanıyla diyor Peygamberimiz. Şimdiki bulunan zamanında ve kıyamet tokana kadar, ne kadar ehli iman gelirse onun imanıyla sükduydu alzamın imanı terazinin içi gözüne konursa elbette sükduydu imanı daha alır gelir. Böyle suya geldi. İstanbul'da Eren gününde, Ralgır sene geçen hafi zatıyı konuşturuyorlardı. İmanın diyadalığından bir insan daha hatırıma geldi. Orada konuşmuştum, buradalar konuşayım. Biz eskiden göküs yakardık. Alefiziklerimiz de olur. Oraya bir yer, biz korsan dökeriz.
Bir de kibrit çalan, oradaki boruyu ise ısındı mu? Isındıktan sonra son batına batmaya başlarız innesini kontrol eder. Basar sana, batarsa, suya, ufuğa, ufa, ufa, ufa, ufa, ufa, fuck hakkına tencerelerden dışarıya bakacak kadar, gıyası kuvvetleşiyor. Yani Mümin imanı da zikrederken ayetler okunursuna riyalaşa, riyalaşa, başlıyor pencerelerden dışarıya çıkıyor. Bu imanınız da pencerelerden dışarıya çıkıyor mi acaba? İşte kontrol edelim baharın çıkmış mı? Yani hepimizin eline terazi vereyim. İmanımız, imanımız kudretli mi geliyor, zayıf mi geliyor? İman içeride tesadüfüsünde İman kalpte kökünü attı da, kökü temas tutsun mu dalları semaya doğru, yani gözlere doğru, kulaklara doğru, ağızlara doğru, evlere doğru böyle yükselmeye başlar, fırtına hıştır. İmanın rüyası da bu rüşvetler. Bak ve löküs yapıyorduk. Löküs yaptık mı pencerelerden dışarıya uyuyordu.
İman akken sıkıştırmaya başladı da gözüne geldiyse gözün semaya baktın mı vur gibi anlar. Bununla yok, yüreksiz nuren Allah'ım der, ibret vermiş göze. Mübret gelmeyen Ruzu sahibi içeride iman bahis, nefis kıtfazı da dışarıya vurdum mu oranın geyiti, şuuru, efendim, huzurdan haşa imansız olduğu zaman, hasleti oturan gözün genin ırzına, namusuna buraya iman daha geçememiş, filizini oraya atamamış, ziyatı dışarıya çıkmamış, anlıyoruz bunu diye. Demek, kulağımda doğru geldi mi, kulağa geldi mi iman dışarıya yapıştırdın mı, Kulağa vakit dinlediğin bütün mevcudat Allah'ın zikretdiğini bilir. Ondan sonra yola açılır, yolunu aç diyor Ondan sonra yola devam etsin ve Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah diye başlıyor. Şuraya vuruyorsun, Hakk hak diyor, altındaysa imanı buraya gelen adama Hakk hak denir duyar diyor. Yani hak hak diyor.
Gürcistan'da ümidi oturuyor, yedi yüz yetmiş bir fevalanmış aşık olduğuna çünkü söylüyor. Al elmanın leşimi, etini, yıkıldiğinden etini, canını yatamadım, gönder gel diye diyor, liman kulağı doymuştur, hevesimize yapıştırmış. Al elmanın geşini diyor, beş vakit namazı al, kabul et. Tazibi erkanı da, farzıyla, vaktiyle, sünnetiyle bunu kabul et diyor. Görmüyor musun adam diyor. Bitirdin ben eşimi diyor, rızanı, titizdin. Ya Rabbi hangi Allah yolunda kurtulacaksın diyor. Hayır, görmüyor musun adam diyor. Yalnız, yapamadık. Babide yalnız nasıl yapıyor? Ailemi, elini, barsımı, her şeyi bıraktırıyor mu ya Rabbi? Sokuyorsun oraya. Nasıl yapıyor? Gönder gelsin hekimi. İman işini gönder diyor, görmüyor mu diyor. Alfred'i matarın ulemalarından Vaktin feribi gibi olan Hacı Zülfikar Hazretleri merza durur olsun, pederimin yanına gelmişti. Bugün değirmende yakındır, şahfen dizil.
Yalnız, tahammül edemedim ve uyuyamadım. Suyu dinledim diyor, değmene dökülen su. Hu, hu, hu, sabahlara kadar hu çekiyor, diğer günün bazı insan yürüyordur diyor. Çünkü Başa baksın ki, diyor. Göz vız diyor, dilimi yetiştiremedim, kalbimi uydurdum oraya, diyor. Kalbimi hamursuz oldu, çatlayacak mısın, diyor.
Kaynak: Genel
Zikir ve Kalp Temizliği ile Manevi Arınma | Mihmandar