Büyüktür. Büyüktür. Oğlum Rabbinin zikri her şeyden ebdaldır. Allah. Allah. Hacet kapılarını açlığı zaman etse hala Mevla yiyecek etmek, daha başka zaman ayet-i celîlede verdiği geliyor burada onlarla buluşalım inşallah. Namaz zikri müştemil olduğu için her taat den daha büyüktür. Buyurduğundan buraya namazı aldım. Namaz zikri, müştemil olduğu için her taattan daha büyüktür. Bütün meleklerin ibadeti var. Bütün hayvanatın ibadeti var. Bütün ağaçların ibadeti var. Elif gibi rüyamda durmak. El gibi rükuda Namaz kılmayan Adem olmaz. Yevip için uyumakla Allah sevinir. Çünkü bu sınır sünleyi hayvana münhasır. Allah yok rızkı yok. Yevip hiç uyumak hayvanım daha dedi. Belki bu sınıf zümreyi hayvana mi lazım? Topraklar, taşlar. En çok Rabbini zikreden, en çok Rabbisini zikreden taşlarla topraklar. Bunlar mütemadiyen zikrirler meşgullar. Muhyiddin'nin Arabi hazretlerinin görüşü bu.
Büyüklerimizin duyusu da bu. Yani seslerini duyuyorlar taşların, toprakların. Başlarını, toprakların. Hiçbir şeye muhtaç olmadığı için o daimi zikir eder ama ağaçların azıcık az zikreder. Ağaçlar. Ne diye? Ihtiyacı var. Gübrelendi, sulandın mı İftarhal eder sanlanır. O zaman biraz sonra tutlar lazım. Bundan sonra yine başlar. Burada münasebet gelmişken size bir münasip Cemaat diyen Allah'ı zikrederler. Şimdi bakınca da yüzüne ne eğer dünya adamı değerli ahiret adamı, asabi süb falan birisi gibi böyle söylenir. Babam o zaman da vardı böylesi. Sonra Gazetine bir hoca efendinin kalbinde gelir. Baş efendi bağının bahçesinin başına bir güzel ev yapmış. Orada oturur. Günün dört, sekiz, yedi, yedi, yedi, bir bahçe. O dermiş der ki ah ah ah ah ah ah ah diyerek hocanın o halini hoş görmemiş. Akşam insanın kalbinden geçiyormuş bunlar.
Akşam yemek ne yiyince Hoca efendimiz demiş ki yavrum evimize giriş, çekiş, ta kadın almaya karşıyalım. Bahçemizde elmaların dibine yatağını gittiler. Yaz günü de sıcak serin serin yatır orada yavru demiş. Oraya göndermiş. Erüş yırtın mı da? Yat sıyrıldıktan sonra abdestli tazelemiş. Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Efendimiz hazretlerine gittiğimizde uyku ne olduğunu hiç bilmedik. Çünkü uykudan daha lezzetli bir lezzet geldiği için uyku uyku aldık ve atıyor. Ben bir aylarca uyumadım ben uyumazdım. Uyuma gelmez. Tahir hocamız bir gün buyurdular ki Hasan Efendi kardeşim, ha ne olur yetmedi de üç ay olsun şöyle diz çöktü sabaha kadar oturalım diye. Böyle bir isteyen vardı. Şimdi hayvan gibi uzanıp yatıyorum. Hastalık şükür yatırmıyor da. Tek abdest alayım dedim öyle mi onun için? Her şeyi unuttum. Allah usulumuzu affetsin.
Eriş sabahla seher yerleri eserkene bütün yapraklar Allah, Allah, Allah, Allah bütün ağacın yaprağı Mevla'yı zikrediyor. Daha şafak yaklaşınca Ya Rabbi benim sahibime ahbap mağfiret et Ya Rabbi. Ey böyle dua ediyor. Geldi Vah ben boşa geçirmişim, güzel niyetle her şey ibadet olurmuş merime, anlayamamışım bir şey. Ben yalnız zikrediyorum, hoca efendinin bütün ağaçlarını zikrediyor, kendine oluyor bu zikirler. Ondan sonra bütünü dua ediyor, her yapraktan dua sesi geliyor, taacki bittim ben bu işe. Sabahleyin kalkıyor, Kocan diye çok rica ediyor. Şurada birer sıcağız parası biriktir mi de biriktirdin idi, lakin buraya ayağımın bastığı yer kala dikilmiş. Oraya dikmiş şu yanlı sen olsun, bu yanlı bana da cemaat lazım yavrum namaz buldun ye. Onu demiş. Kendi bahçesinde kalmış.
Kendi bahçesinde yine aynı zikrini fikrini devam etmiş, seherler yaklaşınca, ağacın, seher yeri esince ağacın sesleri Allah deyip feryat ediyor böyle Allah. Yani ispat istersen Kuran-ı Kerim'de İslam'ın resulullah Allah'ı zikretmemek hiçbir şey yok yani her şeyi Allah'ı zikreder. Kendi lisanıyla Allah'ı zikreder bütün mevcuda. Şimdi zikir bittikten sonra Rabbi beni dikeni, beni büyütene af mağfiret et Ya Rabbi diye ağaçlarından böyle ses gelince, evveli benim sahibimi diyordu bir gün evveli, bugün duayı çevirmiş beni dikeni büyütener, beni dikeni, kapı mağfiret et deyince, sabah da pişmancaları alırsan al lakin mihev paramı demiş. Hangi oğlum paran var? Dünkü zikrine duasına aldandın sen. Dün duayı çevir dedi değil mi? Beni dikeni büyütene affı mağfiret et diyor. Onun için görüyorum.
Benim de keşfim kerametim böyle elimkar ve gönlümyar da Allah'a çalıştığım için ağaçlarım bile zikrediyor, bana gönderiyorlar. Sen de yet bir arsayı boş arsa al, kimse çeyiztir. Özel meyveler ilk, sula büyüt de zikretsin diyor. Kardeşim Muhyiddin Arabi hazretlerinden açtım da Allah'ı en çok zikreden taşlar olan topraklar, ondan sonra ağaçlar geliyor, ondan az yapıyor ağaçlar. Çünkü sulandıkları zaman dedim, gübreyle sulandığı zaman bir iptikarlar sallanması var. O zaman bir an için zikri unutuyorlar ama toprak taş unutmuyor. Efendimiz hedef risalesine yazmış bunu, size okuyorum. Ondan daha az zikreden hayvanlar. Hayvan da çok zikreden ama ağaçtan az zikreder. Çünkü onların yemesi var, içmesi var, uyuması var, şahavatı nefsaniyesi var. O zamanlar Allah'ı unutuyor, binaenaleyhlardan daha az zikrediyor. Ama onlardan daha az zikreden de insan var.
İnsan yiyecek, içecek, uyuyacak, şahavatın efsaniyesi var, geçimi var, kazancı var, evladı var, ahbadı var, işi var, gücü var, mahkemesi var, planı var. Her çeşitli okuyacaktır, sınıf geçecek, meşguliyeti var. Bunlar yüzünden zikri çok zaman unutul da az aklına gelir. Bize olduğu gibi olur. Onun için kendi kendimize, yani her şeyden biz büyüyor zannetmeyelim. Bizden daha çok zikreden için. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'ini okudun da, Bismillah. Ekber. Ekber deyince ilmi insan da bilir. Allahu ekber diyoruz. Allah büyük dinle oluyor. Kudret sahibi Allah büyük diyor. Muhakkak zipbullah daha büyüktür ibadetlerin içinde. Muhakkak namaz fuhşiyetten, der. Allah korusun. Namaz kılan insandan kötülük gelmez. Amma ve Celleden de hiçbir kötülük gelmez. Daha büyüktür zikir. Hangi hususatta? Münkeratı fuhşiyetten kurtarma hususatında.
Namaz, abdest, oruç ve hepsi büyük de bunlar dışındaki patlayan anca silerler, yağlarlar. Allah zikillar gönle girdiği için derin derin inle vurur, haplar yutar, bağını iç tep, hesabından kurtarır. Çıban ne kendi kendine ahlaklar, gurur gurur gelir. Bunun için arkadaşlarım, zikrimize çok devam edelim. Allah'ımız zikrinden, fikrinden ayrılmasın. Daha mana vermiş. Allah'u Teala'nın umunun zikri Siz beni zikret edin ben de sizi zikreteyim diyor Allah. Allahü tealanın kulunun zikri, kulun Allah'ın zikrinden daha büyüktür. Allahü tealanın kullarını zikri demek. Demek. Husnu kabulü ve hüsna ile mukabele etmesi demektir. Husna ise kemalullah da. Zikreden kuluna Allah kemali daha kemalını gösterir. Iki yüz beşinci ayet-i celîle-i cemile. Ne buyuruyor Rabbimiz?
Rabb'ının içinden, Rabb'ının içinden yalvararak, korkarak fakat yüksek, yüksek görmeyen bir sesle kendin duyacak kadar sabah ve akşam zikrin gafillerden olmak bulup. Gafillerden olmak. Ya iyice dinliyoruz. Sabahımı rabbimiz neler buyuruyor bu hakka ehli. Efendimiz biçücük küçük. Rabbimiz diyor, sürahi diyor. Allah'ı zikredin dinelerek oturduğunuz yerden yaptığınız yerden yaptınız mı ayağınız toplanın ihvan abdestli yatmazsa uyku israf olur. Tarikatta yere uyuyorsun mu öyle öylece olursan imam da ölmüş gitmiş olursun. Onun için geldiğimiz yerden de Allah deyin. Oturduğumuz yerden de Allah deyin. Yattığımız yerden de Allah'ımız geldi buyuruyor. Ayet-i celile bu. Hazreti burayı tefsir eder ve şöyle buyuruyor. Dinlediğiniz yerden letaifleriniz Allah, Allah desin ve uhu'den oturduğunuz yerden de kalbiniz, ruhunuz, sırrınız, hafiniz, erbanınız bütün vücudunuz Allah desin.
Yattığınız yerden kalbiniz, ruhunuz sırrı ve hep Allah desin, anneciğim yiyemezmiş. Babamın zikrinin kalpteki gürültüsünden, İstanbul'dan geldiğinden, kalite olduğunda, beş günde bütünüyle taifini geçmiş. Beş tanecik günde. Beş sene de geçemiyor ihbarımız, on sene de geçemiyor. Soruyorum daha kalbi zikretmemiş yazdık yani. Bize yazdık, bunun için yatıkmaz. Yanındakini uyandıracak şekilde kalbi Allah diyor. Diyor ki de Azam efendimizin kalbinin gürültüsünden komşular uyuyamazmış. Allah'ım. Bir arkadaşımız vardı, halakayı zikir okurduk, durdurdur bir ses geldi lan. Şimdi ne oluyor? Kalime böyle gürültü geliyor. Mi böyle gürültü geliyor? Ne kardeş? Biz de olmayınca başkasında da yok zannetmeyelim. Günah olur diyor. Yani biz. E yok ama elde var. Kimsede para yok şimdi zannetme. Bastı duruyor. Duruyor. Onda var ama bizde yok. Da, zikrimize böyle devam edelim. Ey o bütün iman eden kullarım.
Allah'ı çok zikredin. Zikri kesil yapın. Çok zikredin zikri kesir ama efendim baş başa bağlı, baş padişaha bağlı. Kendi kafamıza alsak zikre devam etsek olmaz. Ölçüyle. Ölçüyle, tartıyla yenilecek bunlar. Onun için, kalbini zikrettim mi her zaman zikretmiş olduğundan dilinizle bin bir dilerse bin, doyamıyorsanız söyleyin, birle zikre doyamıyorum diye iki al. Birle zikre doyamıyorum de üç bin al. Çünkü hadisi şerif. Allah, Allah dedik sıra, nasıl miden bir şey yiyemez halde doktora varınca iştah açıcı bir şurup içince ekmeğe doyamayıyorsun. Zikri az yaptık sıra, kalbin hasta nasihat daha olur. Şurubunu zikrullah şurubunu kulla çoğaldık sıra, kalbin açılır doyurma bilmez gar. Satı Halid'i Zülcelal insanlara yemek yemen için bir akşam bir sabah, hiç görmeyen adama. İçiyle meşgul olana üç denir tamam. Yedi de namaza beş vakit diyor, elli vakit veriyor.
Onu sünnetlerle doymaz ruh da onun için, onun ihtiyacı çok. Sıdullah onun için çok istiyor kardeşlerim. Hadis. Peygamberimiz Muhammed Mustafa efendimiz buyuruyorlar. Ne diyorlar ya maazibni Cebel radiyallahu anh. Hazretimaz anlatıyor. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, Allah şefaatin uzmanlarına nail meram buyursun inşallah. Elinden tuttu peygamber dedi ki, ey Muaz Allah'a yemin ederim ki seni muhakkak seviyorum. Sen sahabeden olun, seni muhakkak seviyorum buyurdu. Sana vasiyet ediyorum. Şöyle ki, her namazın sonunda sakın şu zikri bırakma. Her namazın sonunda sakın şu zikri bırakma. Abdest alırken ağzımızı yıkarak okuduğumuz dua bu. Bu zikri bırakma. Bu buyur demek oluyor. Allahümme. Için benimle, beni, estimle, zahiri ve batını, sünnet ve edeplerimi yerine getirmek gibi ihsanıyla diye. Yani bunu dersen öyle demiş oluyorsun. Allah'ın ifade ettik.
Rivayet olunduğuna göre, Nevi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Allah şefaatine nail buyurmuştur ki, beni zikreden ıp, zikretmeyen ölmüş gibi dünyada. Ayakta geziyor ya ölmüş. Zikirden mahrum çünkü. Öyle mi buna? Benzeri nasıl? Peygamberimiz benzetiyor. O misal veriyor. Zikredenler hayata kavuşmuş sağ adam gibi. Zikretmeyenler hayatı kaybetmiş öyle gibi. Gönlü bir insan. Ve için de, günah hadisi şerifin devamı, ve için de Allah'u Teala zikolunan yer ile zikrolunmayan evin benzeri de diyor el-Sami kalkmış namaz kılıyor Allah, Allah razı olsun yavrum. Yani uyuyamadım, geçen kalktım bir müddet oturdum niyettir mi? Sonra kalktım diyenler. Baktım da namaz kılıyor, daha ben abdestle gider bana. İşte anne çocuğun biri boynunu bükmüş, Allah, Allah diye zikrediyor. Meryem'den ayna, öte yandan kız hepsi Allah'ı zikreder, beni çok sevinç doldurdu içimde. Ulan. Şakalı o yana hal.
Yani o evham olmuş ol diyor peygamberimiz. İçinde zikredilmemiş. Köylerine güneşten na evvel kakılmamış diyenler harap olmuş diyenler. Yıkılmış deve benzer buyurdu Peygamberimiz. Misal verdi böyle. Zakidin zahiri hayat ve amel-i sa'yahle müzeyyen batını ise bu dolu sürurla mamudur. Hafız ise zahire atıl hoş, batını batıldır. Anlayabildik der mi iyice? Tabi efendim Allah'ımız bizi zikrinden, fikrinden alıkoymasın. Ebi Hüreyre oldu ya Allah'a. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Benden rivayet ederek buyurdu ki, Allahü teala buyurdu, Allahü Zülcelal buyurdu, ben bunun bana zannm zannındayım. Nasıl zannederse büyüyeyim ben. Allah'ımız buyuruyor. Efendimizden, hep ötelerimden kalmış kafamda birisi cehenneme gidiyor. Cehenneme götürüyorlar. Günahı çoğmuş. Götürecekler demek manasında. Giderken ben böyle zannetmiyordum, ben böyle zannetmiyordum diyormuş.
Meleklere Allah'ımız, soğum, burun neyi zannetmiyormuş böyle? Melekler sormuşlar, ey Allah'ın kulu, neyi zannetmiyordun sen? Beni Allah cehenneme yakmaz zannediyordun, götürmez. Kusurum şu anlama ben yakmaz zannediyordum çünkü buyurdu. Ben kulumun diyordu. Ben ise şimdi cehenneme geliyorum. Böyle geleceğimi zannetmiyorum diyorum dedi. Halid Zül Celal çevirin kulum Cennet-i alaya gitsin. Meryem böyle zannetmiş. Kardeşim zanda da büyük şey var, kıymet var. İnan Arafat Dağı'na çıkar bir insan, orada Huccac-ı Kiram'la beraber, Huccac-ı Kiram ile beraber vakfaya durur. Dualar eder. Hüngür hüngür ağlayanlar çok. Çok zaman ağıt gelir biiznillah. Kabuğun işaretinin ağıdı ağıdı o. Bir gün çok ulemane var Konya'dan. Dualarını ettiler. Bir milletvekilinden doktor diye bir şey diyorlardı. Kalbime baktım hocam, oturduğum yerden bakmaya, yani kalbin çarpıp ölecektim.
Kalbini alıp hemen hapı gittiler getirdiler işte. Ayakta olacak dedim, bakla oturduğumda de olmaz. Ayağı dinlettiler. Kırı çeviriyi getirdiler epey yeleği, az mal verdiler. Hem son duayisi gireceğimsiniz. Kalbimi neyi unuttum? Yani ağlama. Bütün anas, acim, kucakla yollar böyle, alnımdan üfüyorlar. Buradan Arafat dağından affolunmadım zannederek gülmek günahakebahir.