Yüz elli iki, ay yaşa yirmi dört. Bu tarzımızda, ziyaretine vardığımızda, Nurayicümada da var. Ayet-i celîvelerde zikri kesiri Allah emridir. Hep fikirlerin beni bulurlar. Allah'a fikir de zikir, zihin de zikir. Anca da depremlerimizin devası da illüzillah zikirde. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zikrullah şifaun ölüp. Zikrullah kalbin şifası. Zaten vücudumuzda bir muzdayet parçası var. Fesale gitti mi bütün vücut fesale gider. Salih olduğun mu üç bütün vücut salih olur, Hadis-i Şerif'i. O da bir muzdayat parçası kalan kalp buyurdu Peygamberimiz. Kalbiniz salih ve bütün yüce salih olur. Kalbi salih eden şey de zikrinla. Zikrullah şifaul devam ederken, dil ile derken, ederken kalbe Kalp Allah, Allah demeye başladın mı o bin ile iki bin ile üç bin ile doymaz. Ne kadarından doyar? Akşama kadar ruhumun içinde sabaha da zikreder bir alıştırırsan albümü, gündüz akşama kadar.
Hacı Esad Efendimiz bunu tefsir ederken ey rağmen zikredin, letaifleriniz çalışsın da diyen döndüğümüz halde Allah zikretsin. Yörkana da, duruşkana da, oturduğu kana da, halen umumkana da. Oturduğu kana da öyle zikredin ve Kuran'dan oturduğunuz yerde. Oturduğun yerden letaiflerini dinleyince her biri bir yandan çalışır bir izninle. Bir alıştırırsan galinle çalışır, ruhun da çalışır, sırrında çalışır, kafan da çalışır, ahvanla çalışır, mersinle çalışır. Zikir kılınır bütün vücudun her azası böyle tekrar uzak erzak yasaktır. Tabii kardeşlerimizin böyle de görüştüm. Çok kalmış Ondan sonra bir kemiklerin de kemiklerin içine de gezdik gözükelim ki, bana ne ister? Bak, tarif edilmek ister. Biz de olmayınca yılda olmazı zannetmeyelim Allah aşkına.
Bunu, Mehmet Efendi bilir bizim, Mehmet Efendi dediler ama, Adalı Avrasya'ın zamanında İstanbul Canlı büyük bir fırça, ikna edilmedik kalp zikretmez dedim, ta bayezid, besvanti, deyim zamanında. Efendimiz'i oturun diye bir sırtanları getireyim, bunun yanında tarif edin. Hadi de tarif edin, bunu da tarif edin, çocuğa tarif edin, atayla tarif edin, hoca tarifi anlasın. Yazık böyle körlük etmesin. Amin inşallah. Biz de onun mühendisliği indirden yiyor dinleyelim dedik. İnan hazırlık dersi verdiğimiz alanlarda peydah onu veriyor vacip. Yani hazırlık dersi vermiştik, daha şey vermemişler, lakin o gün başlıyor karnmesi'e. Kalbimizle, üstadımızla edep risalesi de at yaz akana diyor ki Resulullah'a devam edin. Ben bunu zannedeyim diyeyim. Zannettim mi verelim o zikri oraya. Kulağının da zikri yeşelim, dulağınız da dağılmasın diye etrafa Allah'ın kudretini düşünerek Allah deyin.
Efendimiz bu işe yeni bizi başlat da askere gidiyorum, ey Veli de otuz seneyi geçmiş bakın, iyice bir arkadaşımıza nasıl karşısun duysunlar, şunun mutlaka haklı hafızayı. Bu şekilde şu şarahit ile çalışılacak, giderken bir ettim, gittim de askere mektup yazıyor. Dediğiniz an kalbiniz açıldı, Allah diyor. Yani, her türlü riayetini verse o olur. Yüzünden sürersen mahsun iyi bitmez. Aktıracaksın, yıkeyeceksin, işleyeceksin, tohumu at bakayım nasıl bitmez biiznillahi Teala. Rabıta kendi gübresiyle de gübreyle de malum nasıl ekin böyleden aşağı olurmuş? Bakımsızlığımızdan olur böyle şeyler. Yan yana dağları görüyor, iyi gören, gübrelileri görenin hüzmüne bak, öteki cinbül kiti bitenlere bak. Hep bakımsızlığımızdan olur. İyi bakarsak iyi mahsın mevzu, İyi bakmazsak iyi mahsın gelmez. Patması benden gelmesi sendenle olmaz bu iş. Derinliklerine inmek lazım biiznillah.
Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de İslam'ın Size şimdi iki vazife vardır Allah. Ben iki vazifeniz var kullarım, şimdi derim. Birincisi beni zik ediniz. Nayetiyle anınız. Ben de sizi bana layık ve anışla anıyım. Ben de sizi anlayayım. İnayetimi devam ettireyim. İnayetimi devam ettireyim, evet. İkincisi, bana şükrediniz, bana şükrediniz nimetlerime karşı kalben lisanan bedenen veya hepsini de birden daha tazim ediniz. Niye? Nimetlerimi yerine sarf ediniz. İnkar ve isyanla kisani ni'met etmeyiniz. Allah'ın Teala'yı hemlayı zikirden, zikrin iyilerinden Allah, Ya Settar. Hangi ismiyle zikredersen git. Yalnız üstadım ne dediyse onunla zikir. Bu Fitdin'l Arabi Hazretleri bütün isimleri cemiyeden Allah, Allah zikriyle zikredin beni diyor. Böyle olunca enva'ı zikirden hıfz ile zikir olunursa o da ona layık bir güç ile zakirini zikir ve yad edecektir. Allah da sonunu anacaktır.
Allah, Allah, Allah, bilhassa hacetatları açıp sahabe, sahabe, çatır diyor. Çocuklardan da ayrılara, ayrı oranlarısa orayı yakın, soldan oturur, gece lambasını da çekmek üzere yani karanlıkta olursa daha efdam olur diyor. Başkuzu açı olursa kalp gözü açılmaz. Başkuzu kataloğu sakın kuzu uzman açılır. Bismillah. Güle zikrine zikredin. Allah, Allah, Allah, ne istiyorum bulun, kuzanın istiyorum Rabbim, razıyım, razıyım. Ben de sizi böyle anlarım. Dünyada iki gün üç gün bu kağıt elimden düşmedi. Böyle dönüşüyorum, dandırdılar bizi çöp muhterem bir ikramında. Mustafa. En küçük Elazığ Tahir Hoca'nın bacanağı Hasan-ı Hüseyin var ve Kuran'ımız okuyordur. Bunların yanında. Şimdi siz beni tek taşlı değer bulun, yumuşak başlı olarak yani emrime dile gibi indiyatla zikrede vermeyin. Allah'ım! Allah'ım! Allah'ım! Böyle der. Ey elim bir sükünün üzerine kendisi hiç süzdüm yani.
Tezellül hallığı getirince dile gibi çocuk, yine dibe arkasına bir sürü diyor fırla rıyla kat ermez. İllakin güya dedim. Böyle itaatlı olun. Ben de sizi meziyetlendirmekle, meziyet, akranımız arasında sizi üstün etmekle zikredeyim. Yani kabul ettim razı oldum. Hakkran'ın içinden seslendim velilerden oldum. Allah'ım bir kulundan zikrederken razı oldum mu Bil-i Emin'e diyormuş, okulumdan razıyım. Görüyor musun bir yerde? Evet, görüyorum Ya Rabbi. Bundan razıyım, sen de razı ol. Ben de memnun oldum okulumdan. Sen de sev bu kulumu. Ya, cibi, beni bile seni sevdik. Meleklere de nida et de semadatın melekleri de sevsin kulum. Bütün meleklere nida edilirmiş. O kulunu bütün meleklerde sevmeye başlar. Bununla kalmıyor Allah yeryüzünde müminlerin kalbine de çağır. Müminler de okulunu sevsinler Allah bir kulundan razı oldu mu bütün müminler de onu sever.
Efendimizin, imtihanımızın bu yaştan sonra yanına varılmıyor. Sevgilisi hiç kimsenin kalbinden geliyor mu? Hiç sanmıyorum yani. Bulunduğumuz zamanlar buradan boşa koşa İstanbul'a varıyor. Bir cuma da Cuma namazında kendini görmek o büyük şeref olduğundan müsnayı gösteriyorlar, müsnayı göstermiyorlar. Allah bu kadar sevdirmiş geriye dönen adam da diyor ki Ben günahkar olmasam ünleli, namaza olsun kötülürler demez. Amin. Geliyor daha da iman dua ediyor. O zaman raz-ı Muhammed Abdullah'dan tatlı diller bir kardeşimiz var. Seyyid o, Peygamber sülalesi, canım gibi sevdiğim bir kardeşimiz. Kardeşim. İşte sevdikleriyle beraber haşlayacağı olur derler ya Hadis-i Şerif ya. Dünyeler kanadı haşlayacağım ediyor. Biraz da Gölde'nin ucundan geçerken de, Suriye'nin ucundan geçerken de, Taksim'ımızı arlana bir araya getirmiş. Göndemiz, eline de ölmüş. Böyle mi?
Beraber geçti, kardeş diyorsun ki: Babam kutlu cihanıdır. Ben Efendimiz'den de duydum, Arap Şeyh Anadolu'sı anlar, Büyükşehir'de Kamil Cihan'dır. Hiç bakmazdı kafeye vuruldun mu, hırdım mı, Hiç bırakmazdı, girdirilmez ki girdirilme. Halis'tan bu kimse, gucıyum da içeride saçerde kaplan giydirmez. Velev muhterem bizzat. Allah Sabbahatına nail. Onun mürşid olması şöyle olmuş: Yani, edep daha var mı vereyim? Kardeşlarımız duysunlar. Üç kişi gitmişler, silahını ziyaret edecekler. Birisi kapıyı çakmış, seneye girmiş. Kırktı, kapıyı vurmuş, almıştır. Birisi, ofatı açılınca Efendimizin huzurunda oturmaya ben ne ihtiyar demiş, şurada demiş, hafızalar bekleyin belki çıkarsa şu mübarek yüzünü bir göreyim. Aha kafi geliyor demiş. Bunun babası o şehyarat da demiş ki efendiyi görmek layık değil.
Busunu da görmek ruhunun karşısında Elnur ağlamış böyle o kardeş, öbür kardeş de vazifeyi tamam edip de çıkıp da böyle arar o da ayar üstünde din gelir gözünden böyle simsiyah simsiyah samimi yaşlar dökülüyor. Yatıyor. Adana dışkılaaya çıkmış, oradaki eli yaşında bağını bizi görmeyi evimizi görmeye kanaat eden yavruyu getirememiş. Havuza yüzümüzü görüp başka sohbetimize oturmaya layık değilim diyen kardeşi da getiriyor demiş. Bunun babasına musibetlik vazifesi gitti. Ben vefat edeceğim herhalde. Bu edepimizce siz müşir oldunuz demiş. Ne eder Allah aşkına? Sen oradan emek çek gel de gülmeye hacet yok evini göreyim yeter deyip niye demek oluyor? Allah'ı rahatsız etmiyor. Sen de diyor, halife oldun havludan yukarıya cesaret edemedin çıkmaya. Yani, edebim bozulur, dün burada kaldın hani bize bir şey yok, yemeğe yedirdiniz, sohbet olsun. Bize de hani aldın şeyi, haydi. Özbek de.
Edebin bu kadarının faydası var. Edepsizliğinde çok büyük zararı var. Allah bizi edepten ayırmasın. Edep olalım inşallah.