Hiç zengin olup da kefenine cep taktıran görülmemiş. Hiç zengin olup da para kasasına teker takıp da kabre indiren olmamış. Onun için sahi bir zengin. Günümüzde cihat en çok mal iledir. Zaten cihat anlatılırken başta mal dikerler ondan sonra can. Evet, soslu takva eline tespih almış, akşamdan sabaha kadar çek. Çek ama. As ve yoksul insanları düşünme. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem bunların ibadetinin doğru olmadığını ifade buyuruyor. İlk faide görmeyeceğini imanda kemale eremeyecekler. Bana da oluyorlar, eğer din kardeşi aç olduğunu bildiği halde kendisi rahat olarak getirilecek olursa o kimsenin imanı Kemal'de değildir, buyuruyor. Kimsenin imanı Kemal'de değildir buyuruyor. Hadis-i Şerif imanı yoktur diyor. Buna maamı deli alırken bunu kamil bir imanı yoktur diyor. Zengin mi yap diyor adını hak yolunda.
Elleri titreyen büzülen yarın birbirlerine girip de hakim ve savcı kaldıracak çocuklara bırakmanın manası yok. Bırak, evet, onları zengin et ama fakiri de düşün, yoksulu da düşün, davanı da düşün. Tabii sahabenin bu husustaki fedakarlığı anlatacak olsak bitmez. Dağdan odun ederler, doğurunu satarlar. Karşılığında elde etmiş oldukları vurmaları bir kısmını ailesinin yiyeceğine, içeceğine onlara ayırırlar. Bir kısmını da fakire, yoksula dağıtmak suretiyle münafık etmenin ecir ve mükafatına nail olmaya çalışırlardı. Bak Suriye'de bu komünist istila geldiğinde, Hariri diye birisi diyor ki, benim yüzümden geldi arkadaş diyor. Ne? Çünkü diyor bir kısım talebeler gelmiş. Amca çok zenginsin, fabrikaların nelerin var. Biz İslam için gayret gösteriyoruz ve şiyonik bir idarenin gelmemesi için, sosyalist bir idarenin gelmemesi için çalışıyoruz.
Bize yardım et deyince o günün parası beş lira çıkartmış. Kime de almışlar yüzlerine, yüzüne çarpmamışlar, hedefleri müsaade etmemiş. Ondan sonra da o idare her şeyine artık hakim. Bu adam ortada kalmış. Ondan sonra diyor ki, bu idarenin gelmesine ben sebep oldum. Zaten bizim zengin dediğimiz imanı zengin, geri zengin değil. Allah iman zenginliği versin. Fatıma Radıyallahu Anha annemizin cihazı bundan ibarettir. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin bu husustaki rivayetleri, dünyanın süsüne püsüne, alayışına, gösterişine önem vermeyişleri hakkında bilgiler verildi. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Fatıma annemizin nikahından sonra ağladılar. Niçin ağladığı sorulduğu zaman buyurdular ki, kızım Fatıma, keşke annen olsaydı da o senin geyiğini hazırlasaydı. Sen de benim gibi anasız olarak zuhur ettin, dünyada bulunuyorsun dediler.
Fatıma annemizde de bir hayrı bir keder var Nikahlarından sonra. Dediler ki, ya Fatıma niçin kaygılanıyorsun? Ben seni insanların en üstünde nikahlarım. Hayır Ya Rasulallah, bunun için kaygılanmıyor. Yalnız benim nikahımda nehrim başkalarınınki gibi maddi olmaz. Eğer maddi olacak olursa seninle bir başkasının arasında fark kalmaz. Ben, nehrime sizin Ümmet-i Muhammed'in günahkarlarına şefaat etmeniz benim mehrim olsun, diye söyledi. Derhal Cenab-ı Hak tan bunun kabul olunduğu ifade edildi. Fatıma radiyallahu anamıza, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin gelin olurken vermiş olduğu öğüt. Her ananın kız çocuğuna vereceği öğüt. Bizim kız çocuklarımıza vereceğimiz öğüt. Öyle buyurdular Fatıma annemize radiyallahu anh. Resul-i Ekrem Efendimiz. Sen kocana yer ol ki o sana gök olsun. Sen ona çadır ol ki o sana direk ol. Sen ona hizmetçi ol ki o sana köle ol.