Merhabalar sevgili dostlar. İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan zekat konulu sohbetle devam ediyoruz. Bugün cimrilik ve zekattan yüz çevirmenin çirkinliği bölümünü sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Ebu Hureyre radiyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Sahibi tarafından zekat hakkı verilmeyen deve kıyamet gününde besili güçlü kuvvetli olduğu halde sahibi yanına gelerek ona musallat olup ayaklarıyla sahibini çiğneyecek. Zekatı verilmeyen davar da gayet semiz ve kuvvetli olarak sahibine gelerek tırnaklarıyla onu çiğner, boynuzlarıyla da vurur. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem devamlı buyurdu ki bu hayvanların haklarından birisi de su başında sütlerinin sağılması fakir ve Ebna-yı sebiile yani yolculara tasadduk edilmesidir. Bu da bir haktır.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yine devamlı buyurdu ki, sakın sizden hiçbiriniz kıyamet gününde omuzunda zekatını vermediği koyunu yüklenip avaz avaz bağırarak ve ya Muhammed diye istimdat ederek bana gelmesin. Ben ona hükm-i ilahiden senin için bir zerresini tahfife, malik ve muktedir değilim diye cevap veririm. Yine sizden hiçbirinizin omuzunda zekatını vermediği devesi yüklü bağıra bağıra veya Muhammed diye istimdat ederek bana gelmesin. Ben buna da hükmü ilahiden bir zerresini senin için tahfife mezun değilim. Sana dünyada hükmü ilahiyi tebliğ ettim diye cevap veririm, buyurmuştur. Binaenaleyh zekatını vermeyen zenginler kıyamet gününde şefaat-i Nebeviyeye iltica ettiklerinde buyuracaktır ki, ben size hükmü ilahiyi tebliğ ettim. Şimdi sizin azabınızı tahfife yetkili değilim.
Yine Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh rivayetle sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, kim ki Allah Azze ve Celle kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse kıyamet gününde zekatı verilmeyen mal sahibi için gayetle Semnak yani zehirli erkek bir yılan suretine konulur. Onun iki gözü üstünde vahşet nişanesi olarak korkunç iki nokta vardır. Bu azgın yılan sahibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan ağzıyla sahibinin çenesinin iki tarafından yakalar. Sonra ben senin dünyada çok sevdiğin malınım. Ben senin hazinim der. İşte zekatını vermeyenler mahşerde böyle azaba düçar olur. Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki bundan sonra Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şu Ayet-i Celile'yi okudu. Allah'ın kendi fazlından ihsan buyurduğu emvalde cimrilik edenler, düşkünlere muavenetten kaçan bakiller, cimriler kendileri için hayır zannetmesinler. Belki o cimrilik onlar için şerdir.
Zira layık olan mahallere sarf etmekten esirgendiği malı başına bela olacaktır. Yarın mahşerde kıyamet gününde malları toka olarak boyunlarına takılır. Halbuki göklerin ve yerin mirası Cenabı Allah'ındır ve Allahutaala sizin amellerinizi bilir. Keza, Kim cimrilik ederse ancak kendi nefsine cimrilik etmiş olur, buyrulmuştur. Esma Binti Ebi Bekir radiyallahu Anha'dan Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. Ey Esma kesenin ağzını boğma. Allah da sana nasibi tutar. Bir rivayette malını sayıp zapt etme. Allah da sana nimetlerini sayıp esirkar. Bir rivayette sakın çömlekte para saklama, sonra Allah da sana senden imsak eder. Sana vereceğini tutar. Ey Esma gücün yettiği kadar az olsa da sadaka ver, buyurmuştur. Zira saklamak emel ve cimrilik alametidir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir.
Cimriyle infak eden cömerdin örneği şu iki kimsenin misali gibidir ki bunların arkalarında göğüslerinden köprücük kemiklerine kadar vücudunu kaplayan demirden cübbeler vardır. Bunlardan munfik cömert olan sadaka verir vermez o demir zırh o kimsenin bedeni üzerinde genişler, aşağı doğru uzar. Vücudunu tamamıyla kaplar. Hatta ayaklarının parmaklarını örter. Hatta zırhın uçları yerde sürünüp sadaka veren kimsenin ayak izlerini örter. Cimriye gelince o hiç sadaka vermek istemez. Derhal o zırhın bütün halkaları vücudunun her tarafını şiddetle sıkar. Cimri de bu sıkan zırhı genişletmeye çalışır fakat muktedir olamaz. Bu Hadis-i Şerifle cimri ile cömertin ruhi halleri açık bir misal ile tasvir buyrulmuştur.
Cömert olan kimse sıkıntı içinde olan bir fakirin ihtiyacına, yardımına koşmakla gönlünde bir inşirah, kalbinde bir ferah, bir genişlik husule gelir ki bu genişlik vücudunun her tarafını istila eder. Cimri olan kimsede de düşkün fakirlere karşı katı yürek ve merhametsizliğine binaen yardımda bulunmadığından kalbinde bir ızdırap ve bir sıkıntı hisseder. Kalbinin bu üzüntüsü de başından ayağa kadar cismini istila eder. Bir fakire muavenet edip de gönlünü azap ve ızdıraptan kurtarmaya muvaffak olamaz. İşte Hadis-i sahihte edebi bir üslupla, cimriyle cömertin hali böylece temsil teşbih buyrulmuştur.
Ebu Mesud el-Ensari radıyallahu anh demiştir ki, sadaka yani zenginlerin malından sadaka al ayeti nazil olup da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize sadaka ile emrettiği sıralarda sadaka vermeye kudreti olmayan herhangi birimiz çarşıya gider, arkasında ücretle yük çekerek yani hamallık ederek iki avuç hurma kazanır ve kazancından sadaka verirdi. Bugünse bunlardan bazılarının yüz binlerle serveti vardır. Vakidi'nin beyanına göre en çok para ile tasadduk eden zat Abdurrahman Bin Avf Radıyallahu Anh'tır. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz ashabını sadaka ve zekat vermeye teşvik buyurunca Abdurrahman bin Avf radiyallahu anh malik olduğu sekiz bin dirhem servetinin yarısını dört bin dirhemi tasad tok etmiştir veya Resulallah servetimin yarısını işte getirip Cenabı Hakk'a ikraz ediyorum. O bir yarısını da aileme koydum demiştir.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizle dua edip verdiğinle alıkoyduğun malına Allahutaala bereket versin demiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu duası hürmetine Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh'ın malında geniş bir feyiz ve bereket hasıl olmuştur. Hatta vefat ettiğinde milyonu aşkın bir servet ailesine kalmıştır. Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan şöyle rivayet olunmuştur. Bir kere Nebi sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna bir kimse geldi. Ebu Zer olduğu rivayet ediliyor bu kimsenin Ya Resulallah ecir ve sevap yönünden hangi sadaka büyüktür diye sordu. Buyurdular ki sevabı büyük sadaka. Senin cömert son derece bayil olduğun halde fakirdan korkar ve zenginlikten hoşlanır bulunduğun halde verdiğin sadakadır. Can boğaza gelip de bu malım filan içindir, şu malım filan içindir diyene kadar o zamana gelinceye kadar bekleyip de sadakanı geciktirme.
Zira malının üçte birinden fazlası veresenindir. Ancak malının üçte birinden vasiyeti muteberdir. Zekatınızı vermekle, malınızı muhafaza, fukaraya tasadlukla hastalarınızı tedavi, dua ve tazarru ile bela ve musibeti gideriniz. Malının zekatını zekata müstahak olmayana veren zekatını vermemiş sayılır. Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan zekat konulu sohbeti sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda Sehavet, Cömertlik konulu sohbetle inşallah tekrar birlikte olacağız.