Merhabalar sevgili dostlar. İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde bu sahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan zekat konulu sohbetle devam ediyoruz. Kalı Nisaburi Hazin'in beyanları vechile Karun'un helaki şöylece olmuştur. Zekat ayeti ahkamına tevfikan Musa Aleyhisselam Karun'dan malının zekatını istediği halde imtina ettiği gibi Beni İsrail'i de teşvik eder ve onlara size Hazreti Musa her ne emrettiyse tuttunuz. Şimdi de malınızı elinizden almak ister. Bunun çaresini düşünmeli derdi. Son zamanlarda Hazreti Musa Aleyhisselam'a her türlü ezayı reva görmekten çekinmez bir münafık idi. Ve hatta Musa Aleyhisselam'a zina iftirasında bulundu. Bir fahişe kadına bin dinar verdi. Bayram günü Ala meleğin Nas iftira etmesini söyledi. Beni İsrail'in zihnini iğfal edeceğim zannıyla. Halbuki kendisinin ömrünün son günü gelmişti. Bayram günü kibrri gurur ve azametle bayram mevkiine geldi.
Musa Aleyhisselam da zina edenleri recmederiz diye zina edenlerin cezasını vaazında söyleyince Karun Musa Aleyhisselam'a dedi ki sen de zina edersen hüküm öyle midir? Musa Aleyhisselam da evet benim hakkımda da hüküm öyledir dedi. Karun beni İsrail senin hakkında filan hatuna zina etti diyorlar dedi ve hatunu çağırttı. Lakin hatun doğruyu söyledi. Karun'un kendisine iftira etmek üzere bin dinar verdiğini açıktan söyledi. Karun rezil rüsva oldu. Cenabı Hak Musa Aleyhisselam'ı temize çıkardı. Cenabı Hak Azze ve Celle hazretlerinin bu lütfuna karşı şükür olmak üzere Musa Aleyhisselam secdeye kapandı ve secdede Karun'un helakini Rabbisinden istedi. Cenabı Hak Kadiri Mutlak Hazretleri arzı Musa Aleyhisselam'ın emrine muti kıldı. Beni İsrail Hazreti Musa Aleyhisselam tarafına geçti. Karun'un yanında yalnız iki kişi kaldı. Musa Aleyhisselam yeryüzüne emretti. Karun'un olduğu taraf hareket etti.
Karun yere battı, helak oldu. Beni İsrail'in süfeha takımı dediler ki Hazreti Musa Karun'un malına tamah etti de helakine sebep oldu. Bunun üzerine Musa Aleyhisselam Karun'un bilcümle malının yere batmasını Cenabı Hak'tan istirham etti. Karun'un bütün malı da yere battı. Herkes Karun'un şerrinden kurtuldu. Onun helaki aleme darb-ı mesel oldu. İşte nifakın akıbeti helak ve felakettir. Karun vakasında birçok mevizayı ibret vardır ki nasihat dinlemeyen ve kibr-ı gururu kendine adet edinen ve malının zekatını vermeyen ve tağyiri Hak ile bir mümine iftiraya cüret edenlerin akıbet cezalarını muhakkak surette çekeceklerini bir dersi ibret olmak üzere Kuran-ı Kerim'in de Cenabı Hak Azze ve Celle beyan buyurmuştur. Meğer ki tövbe edip nedim ola. Bu fena ahlaklarından vazgeçmelerini bu vesile ile Cenabı Hak kullarına tavsiye buyurmuştur.
Dünkü gün Karun'un mertebesini isteyenler bugün sabah vakti derler ki, necib şey ki Allahutaala dilediği kulunun rızkını bol ve dilediğinin rızkını dar eder. Eğer Allahutaala bizim üzerimize ihsan etmeseydi bizi de batırırdı. Ve ne acayip şey kafirler intikam-ı ilahiden asla kurtulamazlar diyerek evvelki dünyalığı istemek temeliyatlarına nedamet ettiler ve Karun'un mertebesini istemenin hata olduğunu bildiler ve hatalarını itirafla Cenabı Hakk'ın lütfunu ikrara mecbur oldular. İşte Cenabı Razıık ı Hakiki Hazretleri bazı kullarının rızkını bol ve bazısını dar verir. Bu da meşiet-i ilahiyesine muallaktır. Bazı kullarına rızkını bol vermesi kulun fazlına mebni değil Cenabı Hakk'ın dilemesiyledir. Keza bazı kullarına da rızkını dar vermesi o da kulunun kusuruna mebni değildir. Eğer Allah bütün kullarına eşit olarak bol rızık verseydi yeryüzünde muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı.
Fakat o ne miktar dilerse rızkı o kadar indirir. Binaenaleyh bazı kullarına bol, bazılarına da az miktarda rızık verir. Şüphe yok ki o kullarının her halinden hakkıyla haberdardır, her şeyi kemaliyle görendir. Zekat kimlere verilir? Sadaka ancak fukaraya, miskinlere, zekat tahsildarlarına ve müellefe-i gluba, azat olunması için köleye ve borçlulara fisebilillah askerlere, yolculara verilmek üzere Allahutaala Hazretleri tarafından emrolunmuş farisadır. Zira Allahutaala zekatın masrafını bilir ve ilminin muktezasıyla hükmeder. Bu sekiz kısım zekat verilecek yerlerden yani masraflardan zekat tahsildarlarıyla müellefei kulub ve köle azadı da zamanı hazıra da şimdiki zamanda bulunmadığından zekat verilecek masraflar da diğer kısımlara münhasır kalır.
Birincisi fakirlerdir ki ihtiyaçlarının şiddetine binaen Cenabı Hak Azze ve Celle birinci derecede zekatı fakirlere vermek üzere takdim buyurmuştur. Bir kimse zekatını kendi zevcesine ve usul ve furu'una yani anasına, babasına, dedesine, ninesine ve çocuklarına ve torunlarına veremez. Çünkü onların nafakası zaten üzerine borçtur. Keza sülale-i Tahireden Ehl-i Beyt-i Resul ahfadına zekat vermek caiz değildir. Çünkü zekat malın kiridir. Şeref-i Hanedanı Resul için zekat almak tecviz olunmamıştır, uygun görülmemiştir. Keza zekat, Müslüm olmayanlara verilmez. Çünkü zekat Müslüman olan fakirlerin hakkıdır. Onların mallarında sağilin ve kemali iffetinden dolayı dilencilik etmeyen yoksulun da bir hakkı vardır, buyrulmuştur. Zekatı fukaradan olan akrabaya vermek efdaldir.
Evvela muhtaç olan erkek ve kız kardeşine, sonra bunların evlatlarına, sonra amcalara, halalara, sonra bunların evlatlarına, sonra dayılara, teyzelere ve bunların evlatlarına ve daha sonra da diğer akrabalara verilmek efdaldir. Sonra komşulara vesaireye en ziyade muhtaç olanlar tercih edilir. İkinci derecede miskinlerdir ki bunlarda bir miktar kazanç veya sanatları var ise de ihtiyaçlarına kafi gelmeyip maişetleri sıkıntılı olan kimselerdir. Zekat üçüncü derecede zekat tahsildarlarına, dördüncü derecede müellefei kulubba, beşinci derecede azad olunacak kölelere verilir ki bunlar da zamanımızda yoktur. Altıncı derecede borçlu olan kimselerdir. Onlar da malları masraflarına, borçlarına kafi gelmeyen kimselerdir veyahut başkalarında alacağı var ise de tahsili mümkün bulunmayan kimselerdir. Bunlara da zekat verilir.
Yedinci Fi sebilillah yani Allah Teala Hazretleri rızası yolunda cihad eden Asakir-i İslamiyenin ihtiyaçlarını temin için vermektir. Zekatın sekizinci mertebesi de misafirler, yolculardır. Her ne kadar memleketlerinde malı var ise de vatanından uzak düşüp garip olan kimselerdir ki bu gibilere de ancak ihtiyacı miktarı zekat verilebilir. Değerli de Necdet'im İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan zekat konulu sohbetin bir kısmını sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda cimrilik ve zekattan yüz çevirmenin çirkinliği konulu sohbeti inşallah birlikte paylaşacağız.