Sayın dinleyicilerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi'nin Hayat Sanatı kitabından Asır Suresi bölümünü paylaşıyoruz. Asır Suresi. Kuran-ı Kerim'de Allah Teala şöyle buyuruyor. Asra yemin olsun ki hiç şüphesiz insan hüsran da zarardadır Ancak inanıp salih amel işleyenler birbirlerine hakkı ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır. Asır bir zaman birimidir. Uzun veya kısa. Kısa olan Belkıs'ın tahtının getirilme hadisesidir. Cinlerden bir ifrit sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben buna güç getirecek güvenilir biriyim, dedi. Kitaptan bilgisi olan biri ben onu gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm, dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi. Bu şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur.
Kim de nankörlük ederse bilsin ki Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir. Lem'ih göz açıp yumma kadar bir zaman. Buyruğumuz yalnız bir tektir. Göz açıp yumma gibidir. Kün, ol emri bir şeyi dilediğinde onun buyruğu sadece ol demektir. Hemen oluverir. Kün Feyekun ibaresi Kuran-ı Kerim'de Sure-i Bakara yüz on yedi, Sure-i Ali İman kırk yedi ve elli dokuz, Sure-i Enam yetmiş üç, Sure-i Nahl kırk, Sure-i Meryem otuz beş, Sure-i Mümin altmış sekizinci ayetlerinde geçer. Tefsir-i Kebir sahibi Fahreddin-i Razi Hazretleri ol emri hakkındaki değişik tevilleri sıralar veren kuvvetli tevil olarak şunu kaydeder. Cenabı Hakk'ın ol demesinden maksat eşyanın yaratılmasında ilahi kudretin süratle nüfuz ettiğini göstermektir. Bir de bu Hak Teala'nın eşyayı düşünmeksizin ve denemeksizin yarattığını gösterir.
Mesva sonsuzluğu belirtmek için genelde hulut hukuk, hulut ebeden ifadesi kullanılmıştır. Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendi günahın için hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir. Dehrr, Casiye Suresi'nde de geçtiği gibi Ragıp'ın açıklamasına göre asıl manası alemin varoluşunun başlangıcından son bulmasına kadar bütün süre yani zamanın tamamı demektir. Burada da bu manayadır. Bilinmeyen uzun manalara da dehr denilir. Zaman kelimesiyse bunun aksine olarak az sürüye de çok sürüye de denir. Hin zamanın az veya çok sınırlı bir süresine denir. Zamanın tamamı için kullanılmaz. Vakit gibi zamanın bir parçasına denilir.
Buradaki hin kelimesi nehrin başlangıcı olan alemin yaratılışıyla insanın yaratılışı arasında kalan bunlarla sınırlanan süreyi ifade eder. Muhterem direnişlerimiz, Hayat Sanatı kitabının müellifi, muhterem Ramazan Dinç Efendi şöyle devam ediyor. Dilimizde asır mutlak zaman ve özellikle içinde bulunan zaman ve karn yani seksen veya yüz senelik bir zaman manalarında yaygın olmuştur. Burada tefsirciler başlıca ikindi namazı, ikindi vakti, dehr ve zaman özellikle Muhammed Aleyhisselam'ın asrı yani Resulullah'ın gönderildiği zaman ahir zaman manaları üzerinde yürümüşlerdir. İbnü Cerir, dehr öğle saatlerinden bir saat, ikindi manaları hakkındaki rivayetleri zikrettikten sonra der ki bu hususta doğru olan görüş şudur. Rabbimiz Teala asra yemin etmiştir. Asır zamanın ismidir, ikindidir, gece ve gündüzdür. Bu ismin içerdiği manalardan birini tahsis etmemiştir.
Onun için bu ismin lazım olduğu her mana bu yemin de dahil olur. Demek olur ki Asr çeşitli manalara gelen bir müşterek lafız olduğu ve birini tayinde ipucu bulunmayıp hepsine de yüklenmesi sahih olabileceği cihetle asır denilen her şey manasıyla tümüne hamletmek en doğrusudur. O halde burada tefsircilerin zikrettikleri manalardan her bir yönünü düşünmek gerekir. Resulullah'ın Aleyhisselam ashabından iki kişi birbiriyle karşılaştıklarında biri diğerine Vel' Asr suresini okumadan sonra da biri diğerine selam vermeden ayrılmazlardı. Bizim de asrımızın gidişini ve ömürlerimizin geçişini düşünerek birbirimize hak ve sabır tavsiye etmeye ve Allah Teala'ya tam iman ile güzel amellere teşvike ihtiyacımız pek çoktur. Kuran-ı Kerim'de Rabbimiz sabaha, kuşluk vaktine, ikindiye, gündüze, geceye, güneşe vebaya yemin etmektedir.
Zaman ve zamanla alakalı bu nesnelere yemin etmek zamanın nimet olduğunu bildirir. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir kul kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz. Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenabı Hak her çeşit özür ve bahaneyi kaldırmıştır. İbn-i Ömer radıyallahu anh anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem omuzumdan tuttu ve sen dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol, buyurdu. İbn-i Ömer şöyle diyordu. Akşama erdin mi? Sabahı bekleme. Sabaha erdin mi? Akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap. Hayattayken de ölüm için hazırlık yap. Vakti değerlendirme hakkında en tehditkar ayet-i celile şudur. Küfredenlere gelince onlara cehennem ateşi vardır.
Hüküm verilmez ki ölsünler. Kendilerinden biraz azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Ve onlar orada şöyle feryat ederler. Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan başka yararlı bir iş yapalım. Bunlara ya size orada düşünecek olanın düşüneceği kadar ömür vermedik mi ki? Hem size peygamber de geldi. O halde tadın çünkü zalimleri kurtaracak yoktur. Asr Suresi'nin anlamını bir de Mehmed Akif Ersoy'dan dinleyelim. Halık'ın namütenahi adı var. En başı Hak. Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak. Hani Ashab-ı Kiram ayrılalım derlerken mutlaka sure-i vel-Asr okurmuş. Bu neden? Çünkü metnin o büyük surede asarı bela. Başta iman-ı hakiki geliyor sonra sala. Sonra hak sonra sebat. İşte insanlık. Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.
Aziz dinleyenlerimiz Hayat Sanatı kitabının müellifi, Muhterem Ramazan Dinç Efendi bu bölümü Ehlullah'ın sözleriyle noktalıyor. Zamanla ilgili çok güzel sözler söyler, Ehlullah. Ebu Zer Radıyallahu Anh şöyle rivayet eder. Allah'ın Resulü'ne sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti İbrahim'in Aleyhisselam sahifelerinde neler vardı diye sordum. O şöyle buyurdu. Tamamı misallerden ibaretti. Akıl sahibinin dört saati vardır. Bir saat Rabbi Azze ve Celle'ye münacat eder. Bir saat nefsini hesaba çeker. Bir saat Allah'ın yarattıkları hakkında tefekkür eder. Bir saati de yeme içme ihtiyacı için boş bırakır. İmam-ı Azam Hazretleri felaketlerin en büyüğü vakti boşa geçirmektir. İmam-ı Şafii Hazretleri, bugün için yaşa, yarın için hayal kur, dünden öğren. İmam-ı Şafii radıyallahu anh şöyle buyuruyor. Ben nice kitaplar okudum. Nice sohbetlere katıldım. Nice hikmet ehlinden söz duydum.
Anladım ki bütün bunların özü üçtür. Zaman bir kılıçtır. Sen onu kesmezsen o seni keser. Sen hak ile meşgul olmazsan batıl seni meşgul eder. Sakın kendinde bir varlık hissetme. Ahmed bin Hanbel radıyallahu anh ilim tahsiline geniş zaman kalsın diye günde bir ceviz büyüklüğü kadar yermiş. Yedi yüz elli bin veya bir milyon Hadis-i Şerif'i ezbere bilirmiş. İbn Nefs zamanı kullanma mevzuunda öylesine titizlik göstermiştir ki tükenen kalemlerini açmakla vakit kaybetmemek için yazmaya başlarken yanına birçok kalem koyup tükeneni bırakıp yenisini almıştır. Şah-ı Nakşibend Kuddus-i Sirruh, gecelerini uykuyla kısaltma, gündüzlerini günahla karartma. Abdülkadir Geylani Hudusu Sirruh, dünya üç gündür. Dün, bugün, yarın. Dün geçti. Yarının geleceği belli değil. Öyleyse bugünün kıymetini bil. Bir başka bölümde birlikte olmak ümidiyle sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.