Yusuf Kıssası ve İmanlı İnsan Yetişmesi kaydında Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Nek'te bir programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Azizine İşler misin? Ahud Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Zerrahü'l azizesin Hz. Yusuf Aleyhisselam isimli eseriyle Yusuf Kıssası'nın tefsirini sizlere aktarmaya devam ediyordu. Evet Yusuf değişik imtihanlardan geçti ve Mısır'ın başına Hazine Bakanı, Maliye Bakanı olmuştu ve Züleyha ile karşılaşmış ve evlenmişlerdi. Kaldığımız yerden inşallah devam ediyoruz Yusuf Suresi'nin tefsirini sizlerle paylaşmaya.
Kalp Yusuf'u ruh melikine beni ceset aleminin hazinelerine mutasarrıf kıl dedi. Allah cesedin zahiri ve batıni bütün asası üzerinde tecelli eder. Onun kahrı bir nimet lütfu başka bir nimettir. Görme nimeti vardır. Kul bunu Allah'ın ayetlerini ve ince sıfatlarını görmekte kullanırsa lütfa nail olur. Bundan gözle istifade eder, kendisi der. Onu lezzet ve şehvetlerinde kullanırsa ve nefsini muhafaza etmezse kahır görür, zarar bulur. Diğer azanın amellerini buna kıyas edebilirsin. Bunun için Yusuf ben gayet muhafazakarım ve bu işi iyi bilirim. Yani nefsimi ona zarar verecek şeylerden muhafaza ederim. Çünkü ona neyin fayda, neyin zarar vereceğini bilirim. Onu onun faydasına olan yerlerde kullanırım, zarardan men ederim dedi. Bunun için Böylece Yusuf'u evvela kendi vücut aleminde ve yeryüzünde sağlamca yerleştirdik. Orada istediği yerde istediği şekilde yurt tutar, hayat sürer buyrulmuştur.
Hadis de varid olmuştur ki Allah kardeşim Yusuf'a rahmet etti. Eğer beni memleketin hazinelerine memur et demeseydi Melik onu o saatte memur edecekti. Acele ettiği için bir sene tehir etti. İbni Abbas'tan rivayet olunduğuna göre Yusuf, Mısır melikinden emanet yani yönetim istediği günden bir sene geçtikten sonra minik onu çağırdı. Mührünü ve kılıncını Yusuf'a teslim etti. Ona altından bir serir koydurdu, taht koydurdu. Ayrıca serir inci ve yakutla tezyin edilmişti, süslenmişti. Yusuf dedi ki: Serir ile mülkünü muhafaza ederim, mührün ile işlerini idare ederim. Taca gelince bu atalarımın ve benim giyeceğim bir şey değildir. Melik de Yusuf'a ben seni tazim için bunu başına koydum ve senin kendimden daha efdal olduğunu ikrar ettiğim için böyle yaptım dedi. Yusuf tahtına kuruldu, etraftan melikler gelip tebrik ettiler. Mısır meliki de bütün işlerini ona bıraktı.
Bugünlerde Yusuf otuz yaşlarındaydı. Mısır'da adaleti ikame edip bütün halkın sevgisini kazandı. Bütün Mısır beldelerini haber gönderip ziraatle meşgul olmalarını ve ekinsiz bir yer bırakmamalarını, gerek vadileri gerek tepeleri olsun ekinle doldurmalarını ve buna yedi sene müddetle devam etmelerini emretti ve hasılatı başaklarında bırakmalarını beyan eyledi. Onlardan beşte bir devlet hesabına vergi olarak aldı, gerisini ambarlara doldurdu. Mısır Sultanı da aynı hükme tabi oldu. Bu yedi seneden sonra kıtlık yilları geldi. Allah bu müddet içinde onlara yağmur vermedi de yeryüzüne bir damla düşmediği için bir danecik olsun Nebat bitmedi. Halk muhtelif heyetler halinde gelip Yusuf'a ey Yusuf, evlerimizde biriktirdiğimiz yiyecek namına ne varsa tükendi. Senin yanında bulunanlardan bir miktar bize sat dediler. Yusuf ambarların açılmasını emretti.
Yusuf Kıssası ve İmanlı İnsan Yetişmesi ne anlatıyor?
Yusuf Kıssası ve İmanlı İnsan Yetişmesi kaydında Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Mısır ahalisine birinci sene dirhem dinar mukabilinde, ikinci sene inci cevher mukabilinde, üçüncü sene canlı hayvan mukabilinde, dördüncü sene köle ve cariye mukabilinde, beşinci sene gayrimenkul ve akar mukabilinde, altıncı sene evlatları mukabilinde, yedinci sene kendilerini köle olarak teslim etmeleri mukabilinde verdi ve neticede bütün Mısır ahalisi köle hükmüne geçti. Denilirdi ki şimdiye kadar böylesine müdebbir celalli ve asamedli bir sultan görmedik. Yusuf Mısır melikine Rabbimin işini nasıl gördün, bize aldığı tedbire ne buyurursun? Melik cevap verdi ben de senin fikrindeyim ve ben de senin kölenim. Yusuf Aleyhisselam da dedi ki seni ve Allah'ı şahit tutarak söylüyorum ki Mısır ahalisinin her birini yekdiğerine bedel olarak azat eyledim ve bütün mülklerini iade eyledim.
Yusuf şüphelendiği kimselere bir deve yükünden fazla yiyecek vermedi ki adli muhafaza edip halk kıtlığa düşmesin. Bu müddet içinde de açları unuturum diye doyasıya taam yemedi. Süpyan b. Uyeyne'den rivayet olunduğuna göre mümin hasenatının mükafatını hem dünyada görür hem de ahirette. Facirse dünyada menfaatlenir, ahirette ise nasibi yoktur dedi ve Biz rahmetimizi kime dilersek ona nasip ederiz. Yaptığı işi Rıza-yı Hakk'a muvafık yapma gayreti içinde olanların ecrini zayi etmeyiz ayetini okudu. Hadiste varide olmuştur ki ihsan erbabına cennette dereceler vardır. Hatta sadece kendi ehli hyaline ve etbaına ihsan ile muamele edenlere dahi. İhsan tabirinin muhtevası geniş ise de hakikati her işini Allah'ın seni her an gördüğüne inanarak yapmaktan ibarettir. Bu da sadece gözle görülen şeyleri görürcesine hareket etmek gibi dar bir anlatış içinde değil.
Masivadan tamamen yüz çevirmek suretiyle her yaptığını Allah rızasını düşünerek yapmakta rüsuh peyda etmek yani maharet sahibi olmak Allah Teala Hazretlerine teveccüh-i tam ile yani her şeyimizle göz kulak ve kalbimizle yönelmek, teveccüh etmektir. Bu da elinde, dilinde ve gönlünde gönlünde Allah'tan gayrisinin arzu ve sevdası bulunmaması halinin tahakkuku ile gerçekleşir. Bu durum müşahede tabiriyle anlatılmıştır. Çünkü kul kulluk vazifelerini hakkıyla eda etmeye gayret ederse Allah'ın asarını, eserlerini ve hayatını, ayetlerini, işaretlerini basiret gözüyle devamlı olarak müşahede eder. Arifler bunu hayalin gözündedir, zikrin dilindedir. Hubun sevgin kalbimdedir, nereye kaybolacaksın? Mealindeki beyt ile ifade etmişlerdir. Muttaki olmayan müminin ahirette nasibi muttaki olana göre azdır.
Bazı arifler demişlerdir ki Dünya fena bulan bir altın, ahirette fena bulmayan bir çanak, çömlek kabilinden basit bir şey idi ahiret dünyadan yine de hayırlı olurdu. Kaldı ki dünya fena bulacak bir toz topraktan ibaret ahiret fena yokluk bulmayan bir altın kimdir. Ebu Hureyre'den rivayet olunduğuna göre şöyle demiştir. Biz bir gün Ya Rasulallah, cennet hangi şeyden yaratıldı diye sorduk. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sudan diye buyurdular. Cennetten bize bahsedecek misiniz dedik. Buyurdular ki bir tuğlası gümüşten, bir tuğlası altından, sıvası da misktendir. Toprağı zaferan, taşı inci ve yakuttur. Oraya giren namütenahi nimete nail olur, ebedi kalır. Ölmez, libası eskimez, gençliği fena bulmaz. Ehli cennetin her geçen gün güzellikleri artar. Dünyada ise ihtiyarlıkları artar. Onun için ibadet ve taata riayet ve ihtimam lazımdır.
Çünkü bunlar cennete girmenin tohumları ve cennetin edilir. İbrahim bin Edhem'den hikaye olunduğuna göre bir gün hamama girmek istemiş, sahibi ücretsiz sokmamıştı. İbrahim ağladı ve şeytan evine ücretsiz sokmuyorlar. Enbiya ve sıddıklar evine nasıl olur da ücretsiz sokarlar dedi. Görmez misin ki Yusuf tabiatın muktezası olan işlere muhalefet ederek nefsini hevadan men etti. Mevla-yı Müteal'in taksimine razı oldu. Kuyunun ve zindanın zorluklarına ve sıkıntılarına katlandı. Ubudiyetten gaflet etmedi. Allah da onu Mısır diyarına sultan etti. Kuyunun ve zindanın darlığına mukabil onun memleketini makamını alabildiğini genişletti. Allah'a ubudiyetinin mukabilinde Mısır ahalisini onun emrine musahhar kıldı. Beşeri tabiata muhalefet edip ismetini muhafaza etmesinin mükafatı olarak Züleyha ile iffetiyle istivac eyledi.
Kişi ister nimet içinde ister mihnet içinde olsun takvayı elden bırakmaması yani Allah'ın emirlerine tam riayet gayreti içinde olması lazımdır. Ehli nimetin takvası şükürdür. Bu da küfrana karşı kalkandır, koruyucudur. Şükür nimeti şikayet ve küfran ise ashabı artırır. Ehl-i mihnetin takvası ise sabırdır. Sabır da dünyada perişan ve muzdarip olmaya karşı bir kayedir, bir korumadır, kalkandır. Aklı selim sahibi takva ipine sarılır. Çünkü o kopmaz, akıbeti ise gayet güzeldir. Bunun dışında kalan hal huryanlık yani insanın bütün ayıplarının açığa çıkıp perişan rüsva olmasıdır. Bu takva ipine sarılmamanın neticesidir. Ey Rabbimiz bizi hidayet yolunda hata işlemekten mahzun kıl. Nefis ve hevanın pençesine düşmekten muhafaza et. Seni yakinen arif olanlardan kıl. Hidayet yolunda senin emirlerini imtisal edenlerden, emirlerine sarılanlardan kıl. Bizi sana yönelt.
Senden gayrılardan bizim alakamızı kes, ağır. Yusuf'un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler. Yusuf hemen onları tanıdı, onlarsa onu tanımıyorlardı. Baktaki Yusuf onların zahire yüklerini hazırladı. Dedi ki bana baba bir erkek kardeşinizi de getirin. Görmüyor musunuz size tam ölçek veriyorum. Ben misafirperverlerin hayırlısıyım. Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size hiçbir kile yok. Bana yaklaşmayın dedi. Kardeşler de dediler ki onu babasından istemeye çalışırız ve herhalde bunu yaparız. Yusuf kardeşlerine sermayelerini yüklerinin içine koyuverin. Olur ki ailelerine avdet ettikleri zaman onun farkına varırlar da belki yine buraya dönerler demişti. Rivayet olunduğuna göre Şam diyarına kıtlık arz olunca Yakub Aleyhisselam oğullarını toplayıp dedi ki ey oğullarım, içine düştüğünüz kıtlığı görmüyor musunuz? Oğulları, görüyoruz ey babamız fakat bizim suçumuz nedir?
Yakup, Mısır'a gidiniz, Mısır azizinden yiyecek satın alınız. Oğulları, Ey Allah'ın Peygamberi bizi Firavunlar diyarına göndermeye gönlün nasıl razı oluyor? Seneki onların bize düşmanlıklarını bilirsin. Biz de onlardan gelecek şerden hiçbir zaman emin olamayız. Mısır diyarı ise oradaki zalim sultanlar sebebiyle cepparlar diyarı diye yad olunur dediler. Yakub Aleyhisselam, ey oğullarım, bana Mısır'da adi bir hükümdarın hüküm sürmeye başladığı haberi geldi. Ona gidiniz benden selam söyleyiniz, o sizin ihtiyacınızı yerine getirir dedi ve on evladını Mısır'a gönderdi. Yakup'un Yusuf'a kavuşma günleri yaklaşınca hali bir katten vuslata inkılap etti. Elem gitti rahatlık geldi. Allah halkı kıtlık belasına güçareti ki Yakup'un oğulları Mısır'a gidip erzak istesinler diye. Yakup'la o günleri bekliyordu. Mısır'la Kenan arası sekiz merhale idi. Fakat Allah Teala Yusuf'un yerini Yakup'tan gizledi.
Allah indinde belirlenmiş vakit tamam oluncaya kadar da Yusuf'un bunu ısrar etmesine izin vermedi. Bu sebeple Mısır'a Yusuf'un yanına geldiler. Yusuf, kardeşlerine tanıdı fakat onlar onu tanımadılar. İbni Abbas rivayetine göre Yusuf'u kuyuya attıklarından o güne kadar kırk sene geçmişti. Bu müddet zarfında birbirlerini hiç görmemişlerdi. Rivayete göre Yusuf Aleyhisselam'ın huzuruna biraderi gelince aralarında şöyle konuşma geçti, siz kimsiniz, işiniz ne? Casus olmayasınız. Maazallah biz bir babanın oğullarıyız. Babamız ihtiyar bir zattır, çok sadıktır. Peygamberlerden biri, resmi Yakup'tur. Kaç kardeşsiniz? On iki kardeştik. Birimiz Sahra'ya gidip öldü. Buraya kaç birader geldiniz? On birader. On birinciniz hani? O babamızın yanında kaldı. Ölen oğlunun yerine onunla kendini teselli ediyor. Kim size şahitlik eder peki? Burada hiç kimseyi tanımıyoruz ki gelsin bize şehadet etsin.
Öyleyse birinizi rehin olarak yanında bırakın. Baba bir kardeşinizi de bana getiriniz de doğru söylediğinize hükmedeyim. Bu konuşma üzerine biraderleri arasında çektiler, Şemgun'a isabet etti. Denildi ki Yusuf Aleyhisselam her birine bir yük zahire vermişti. Federlerinin yanında kalan baba bir kardeşi adına da fazlaca bir yük istediler. Onu da verdi. Ancak doğru söylediklerini bilmek için o kardeşlerini de getirmelerini şart koştu. Evet, bugünkü İhsan Mektebi programımızın'nın da sonuna geldik sevgili bineceğim. Bakalım kardeşleri babalarına döndüklerinde neler anlatacaklar, olaylar nasıl gelişecek, Rabbimiz bize nasıl anlatacak olayları bunu da inşallah bir sonraki programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadde Sallallahü Sirrahü'l azizin yorumuyla birlikte arayacağız.
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.
Kaynak: Genel
Yusuf Kıssası ve İmanlı İnsan Yetişmesi | Mihmandar