Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor elhamdülillah. Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz. Yusuf Aleyhisselam kıssası ile inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yusuf Aleyhisselam zindana atılmıştı. Bundan önceki ayetlerimizde görmüştük ve bakalım zindanda neler olacak. Onunla beraber zindana iki delikanlı girdi. Biri ben rüyamda kendimi şarap üzüm sıkıyor gördüm dedi. O biri de ben de rüyamda kendimi başımda ekmek götürüyor gördüm, kuşlar da ondan gagalayıp yiyor gördüm dedi.
Bize bunun tabirini haber ver çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz. Zindanda bazı kimseler vardı ki kurtulmaktan ümitlerini kesmiş, hüzünleri alabildiğine artmıştı. Yusuf onları üzülmeyiniz, sabrediniz, ecre nail olursunuz diye teselli etti. Onlar Yusuf'a dediler ki Barekallah ne güzel yüzün var, ne güzel hulku hilkatin var. Bize göre senin civarındakiler de mübarektir. Kimsin sen ey Civan? Yusuf, ben Yusuf'um dedi. Safiyullah Yakup'un, o da Zebiyullah İshak'ın, o da Halîlullah İbrahim'in oğludur. Zindan müdürü Yusuf'a eğer elimde salahiyet olsaydı seni buradan kurtarırdım. Yalnız sana ikram olmak üzere civarını temizleyip tezyin edeceğim. İstediğin odada kal. Bazı büyükler dediler ki Yusuf yeryüzünde halife ve melik olduğu zaman hükmü altındakilere ve zindandakilere merhamet etmesi için hem kölelikle hem zindana atılmakla müptela kılındı, imtihan edildi.
En yakınlarının cefa ve hasetleri ile de müptela kılındı ki uzak yakın kimden gelirse gelsin her türlü belaya tahammül edebilsin. Bir de kimsesiz bırakılmakla müptela kılındı, kimsesizlere merhamet etsin diye. Haberde varid olmuştur ki kıyamet gününde bir kul getirilir. Seni bana kulluktan ne alıkoydu denilir. Kul Ya Rabbi beni müptela kıldın. Başıma bir sürü amirler diktin. Beni sana ibadetten alıkoydulardır. O kula Yusuf Aleyhisselam'ın zindandaki ubudiyeti misal olarak getirilir ve sen Yusuf kulumun düştüğü sıkıntıdan daha fazla mı sıkıntı içindeydin? O zindandayken dahi bir an ubudiyetten gafil olmadı denilir. Kul ilzam olunup kusurunu itiraf eder. Sonra bir zengin getirilir. Seni bana kulluktan, malını benim yolumda infaktan alıkoyan neydi, denilir. O zengin, Ya Rabbi malımın çokluğu beni meşgul etti, müptela oldum.
Buna da Süleyman Aleyhisselam misal getirilerek sen Süleyman kulumdan da mı zengindin, onu niye o kadar mülkü meşgul etmedi denilir, sonra bir hasta getirilir, seni bana kulluktan alıkoyan neydi denilir. Ya Rabbi beni müptela kıldın der. Ona da Eyyub aleyhisselam misal getirilir ve senin bela ve hastalığın Eyyub'unkinden daha mı zararlı ve şiddetliydi? Onun o müthiş hastalığı niye onu meşgul etmedi? Sonra isyanı sebebiyle Allah'ın rahmetinden ümidini kestiği için ibadeti bırakan birisi getirilir ve rahmetinden de niye ümidini kestin denilir? O, isyanımın çokluğundan der. Ona da Firavun misal getirilir. Sen Firavun'dan daha mı fazla isyan ettin? O bile benim her şeyi kuşatmış rahmetimden ümidini kesmedi ve boğulurken de olsa Kelime-i Tevhidi söyledi.
Ulasa Yusuf esaretle ve kölelikle, sıkıntıyla ibadetini bırakanlara, Süleyman meliklere ve Ahniya'ya, zenginlere, Firavun rahmet-i ilahiyeden ümit kesenlere misal getirilecek ve ilzam olunacaklar. Yani sesleri kesilecek. Cenabı Hakk'ın enbiya ve evliyaya verdiği iptilalar, minetler ve belalar onlara ceza olarak değil hediye olarak verilmiştir. Hadis-i şerifte varid olmuştur ki Allah bir kulunu sevdiği zaman onun üzerine belalarını döker de döker. Bazı büyükler şöyle buyurmuşlardır. Bir ibadet ve taate kalp iman ve itaatle dolu olarak rağbet edilirse bir fayda verir. Sevap arzusuyla ibadet yapmanın, ikab, ceza korkusuyla isyandan kaçmanın fazla bir faydası yoktur. Bir saliha bir topluluğa şöyle sordu Size göre cömertlik nedir? Malı Allah yolunda fazlaca infaktır dediler. Kadın, bu ehli dünyanın cömertliğidir, havassın cömertliği nedir dedi. İtaat ve ibadette bütün gücümüz sarf etmektir.
Sevap umarak mı? Evet dediler. Kadın şöyle dedi. Siz burada bire on alırsınız. Kim bir iyilik getirirse ona on misliyle mükafat vardır buyrulmuştur. Burada sehavet Allah'a mahsustur. Sizin sehavetiniz nerede, ben onu soruyorum. Biz bilemedik, size göre nedir ey saliha? Ameli Allah için işlemektir cennet için değil. Allah için musibetten kaçmaktır ateş korkusuyla değil. Allah için işlemektir, sevap arzusuyla değil. Allah için işlemektir, azap korkusuyla değil. Bu da ancak tecrit, tefrit ve hakikat-i vücuda husul ile müyesser olur. Yani her şeyden soyutlanmak, sadece ve sadece Allah'a baş başa kalmak ve Allah Azze ve Celle'ye bulaşmakla mümkün olur, kolay olur. Kol amelin böylesi ile Hakk'a vasıl olur ve Allah'ı her muradını yerine getirir bir Rab olarak bulur, bilir. Her şeyin bütün amellerin Hak Teala'nın kabza-i kudretinde olduğunu mücadele eder. Allah'ın hükmüyle hükmeder.
Allah'ın bildirmesiyle bilir. Muvayyibatın gaybların esrarına, sırlarına vakıf olur Yusuf Aleyhisselam'ın vakıf olduğu gibi. Ebu Bekir el-Kedtanî demiştir ki: Hızır aleyhisselamdan naklen ben sana mescidindeyken cemaatle Abdurrezzak'tan hadis dinliyorlardı. Sana civarından gelmiş bir delikanlı bana niye Abdurrezzak'ın kelamını dinlemesin dedi. Ben Rezzak olan hakkın kelamını dinliyorum, sen benim Abdurrezzak'ı dinlememi söylüyorsun dedim. Delikanlının benimle fazla meşgul olmasına dadanarak eğer sadık birisiysen benim kim olduğumu söyle bakalım dedim. Sen Hızır'sın dedi. İşte Allah'ın öyle kulları vardır ki bu hayatı fanilerini geçip hayatı bakiye ile tebdil eylemişlerdir. Bu her şeylerini hak yolunda sarf ve infak sayesinde onlara Hakk'ın lütfuyla müyesser olmuştur.
Vücutlarını hakiki varlığı kazanmak yolunda ifna eylemişler, feda eylemişler her işlerini mahza Allah için ve Allah uğrunda yapmışlar. Dünya ve ahiret sevdasından kurtulmuşlar. Eşyanın hakikatine vasıl olmuşlar, davalardan kurtulmuşlar, manayı bulmuşlar. Yusuf o iki arkadaşına dedi ki size rızıklandırılacağımız bir taam gelecek oldu mu? Ben muhakkak onun ne olduğunu size daha gelmezden evvel haber veririm. Bu Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Çünkü ben Allah'a inanmaz bir kavmin dinini terk ettim ki onlar ahireti de inkar edenlerin ta kendileritir. Ataları Müvrahim'in, İshak'ın, Yakup'un dinine uydu. Allah'a herhangi bir şeyi ortak tutmamız bize yaraşmaz. Bu Tevhid dini bize ve bütün insanlara Allah'ın lütfu inayetindendir. Fakat insanların çoğu buna şükretmezler.
Ey zindan arkadaşlarım darmadağınık bir sürü düzme Tanrılar mı hayırlıdır yoksa hepsine ve her şeye galip kahhar olan bir tek Allah mı? Mı? Sizin Allah'ı bırakıp da taptığınız, kendinizin ve atalarınızın uydurmuş olduğu kuru isimlerden başka bir şey değildir. Allah bunlara hiçbir burhan indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur, fakat bunu insanların çoğu bilmezler. Evet, Yusuf zindandaki arkadaşlarının rüyaları karşılığında önce bu nasihatlerde bulunuyor ve arkasından rüyalarını yorumlamaya başlıyor sevgili dilleyiciler. Ey zindan arkadaşlarım, rüyanıza gelince biriniz efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılıp tepesinden kuşlar yiyecektir. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz mesele böyle olup bitmiştir. Yusuf bu ikisinden kurtulacağını bildiğine dedi ki beni efendinin yanında an.
Fakat şeytan o kimseye Yusuf'u efendisine söylemeyi unutturdu da bu yüzden Yusuf daha nice yıllar zindanda kaldı. Bilesin ki ölüm çok zordur, insanı her şeyden keser. Sonunda insanda üç sıfat kalır. Safabul kalbin temizliği. El unsu bidikrillah kişinin zikrullah'a ünsiyeti. El Hubbu Villa Allah için sevgi ve muhabbetullah. Kalbin safhası da dünya kirlerinden temizlenmekle olur. Bu da ancak marifetullahı kazanmaya bağlıdır. Marifetullahı kazanmak da zikre tefekküre devamla mümkün olur. Ezkarın zikirlerin hayırlısı da tevhittir. Hadis-i şerifte varide olmuştur ki Zikrullahi, imanın alemi yani nişanlıdır. Nifaktan temizlenmenin çaresi şeytandan korunmak için bir kale ve ateşe karşı muhafazadır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet olunduğuna göre şöyle buyurmuşlardır: Allah kardeşim Yusuf'a rahmet etsin.
O şarap dara beni efendinin yanında an demeseydi zindanda beş seneden sonra yedi sene daha kalmayacaktı. Rivayet olunduğuna göre zindanda on iki sene kaldı. Şayan-ı taaccup'tur ki yani hayret edilecek bir şeydir ki söylediği kelamı de on iki harftir. Yusuf'la beraber zindana giren iki arkadaşı beş sene müddetle Yusuf'la beraber kaldılar. Sonra bu beş senenin tamam olmasına üç gün kala az önce zikrettiğim rüyalarını gördüler. Bazı büyükler kavli kerimini şeytan Yusuf'a Rabbini hatırlamayı unutturdu da Yusuf Rabbinden gayrısından yardım istedi. Bu da Gayretullah'a dokunarak Yusuf'u yedi sene daha zindanda bıraktı diye tefsir ettiler. Burada ihtiva manasında değildir.
Bahrul Ulum'da der ki güzel işlerde bile olsa sıkıntılardan kurtulmak için Allah'tan gayrıdan yardım istemek gayrılar için bir şey değiştirmez ama mahlukatın en şerefli kılınanları olmaları cihetiyle nebilik makamında bulunan enbiyanın Allah'tan gayrıdan yardım istemeleri yakışmaz. Peygamberler her an terapi etmektedirler. Böyle bir hareketse derecenin düşmesine sebep olur. Şu da bilinmelidir ki peygamberler küçük hatalarından itab olunurlar. Diğerleri ise büyük günahlarından hitap olunurlar. Hikaye olunduğuna göre Cebrail zindana Yusuf'un yanına geldi. Yusuf onu görünce hemen tanıdı. Ona dedi ki ey peygamberlerin kardeşi ne oluyor ki ben seni hata edenler arasında görüyorum. Cebrail ona dedi ki ey temizler temizi Muhakkak ki Allah beni seninle ve babalarınla mükerrem kıldı. Allah sana selam ediyor ve diyor ki: Benden başkasından yardım isterken haya etmedin mi?
İzzet ve celalim hakkı için seni daha senelerce zindanda bırakacağım. Yusuf dedi ki: Ey Cebrail, o şimdi benden razı mıdır? Evet, dedi Cebrail. Öyleyse gam yemem dedi Yusuf. Yusuf'un cedde İbrahim gibi gayriden istianeyi yardım istemeyi terk etmesi gerekiyordu. Nitekim İbrahim Aleyhisselam ateşe atıldığında Cebrail gelip bir hacetin var mı dediğinde İbrahim, senden bir isteğin yoktur dedi. Cibril, peki ya Rabbinden deyince, İbrahim, onun halimi bilmesi bana yeter, istemeye hacet yoktur demişti. Malik b. Dinar'dan rivayet olunduğuna göre Yusuf Aleyhisselam şarapdara beni efendinin yanında an deyince Allah Teala buyurdu ki: ''Ey Yusuf benden gayri vekil edindin, ben de senin hapsini uzatacağım. Yusuf, ağlayıp bir iki, ey Rabbim hüzün ve belaların çokluğundan kalbime kasvet gelmiş. Bundan sonra benden böyle bir kelime sudur etmez.
Hasan Basri bu ayeti her okudukça ağlar ve derdi ki başımıza bir iş gelince insanlara koşuyoruz. Bu halimizde akıbetimiz ne olacak? Rabbim kendisinden ayırmasın, kendisinden başkasından istetmesin, kendisinden başkasından medet umdurmasın sevgili dostlarım. İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. İnşallah bir sonraki bölümümüzde Yusuf Aleyhisselam'ın başına neler gelecek, onu ne gibi olaylarla göreceğiz. Inşallah. İhsan Mektebi programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü'l Aziz'in anlatışıyla yorumuyla birlikte öğreneceğiz. Sultanü'l arif'in, Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi.
Seslendiren Aladdin Biçici.