Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Elimizdeki eser Ehlullah'tan anlatıyor Allah'ın Celle Celalühü dostlarından bahis belirliyor. Onlar hakkında Yeryüzünde Cenabı hakk'ın, Cenabı hakk'ın terminatıdır. Yeryüzünün ayakta durması, yeryüzündeki huzur, yeryüzündeki neşke onların bulunmasına bağlıdır. Onlarla yeryüzü kaim ayakta duruyor. Şimdi yerin payandası nedir? Şu tarzda, yeri sakin hale getiren, sarsılmaktan muhafaza eden nedir? Dağlardır. Nebeh Suresi'nde Rabbi Zülcelal'imiz, İsrail billah Biz dağları kazıklar kılmadık mı yerin dengesini sağlaması için. Bunu da izah da şu şekilde beyan ediyorlar, izah ediyorlar. Bir çadır düşünün, çadırın orta direği var. O çadırı ayakta tutuyor. Onun yanında da kazçlar diyoruz. Bunlar da yine onu muhafaza etmiş oluyor o çadırı. Ayakta kalmasını çadırın temin ediyor.
Bunun gibi nasıl ki o kazıklar çadırı ayakta tutuyorsa, dağlarda yüksekliğinin on dokuz katı yere inmek suretiyle dengeyi sağlıyor. Sarsılmaktan koruyor. Muhafaz ediyorum. Allah'ın celle celaluhu sevgili dostları da böyledir. O da, o da arzın sarsıntıya uğramasından biiznillahi teala koruyor, muhafaza ediyor. Biz kendi aramızda deriz ya, yeri göğü tutan duadır. Herhalde gelişigüzel dua değildir. Hayırlı insanların yapmış olduğu dualardır. Bir seferinde aleyhissalatü vesselam Efendimiz, Sebil Dağı'nda bulunurken, dal harekete geçti. Buyurdular ki, ey da şimdi üzerinde bir Nebi ile bir de veli var. Bir Muhammed Mustafa var. Bir de senin sevdiğin dostlarından sıddık-ı azam var. Sükut edin buyurdu ve daha sakinleşti. Şimdi bizim demek ki yeryüzünde gezip dolaştığımız bu arz onların hürmetine ayakta duruyor. Sebebi ise bu hutbelerden birinde geçti.
Diyanetin tespit etmiş olduğu bir hutbede çok güzel izah edildi. Esrahibi billah. Harada ve denizde sıkıntı meydana geliyorsa biz bu denizde olan sıkıntıya geçtiğimiz günlerde de şahit olduk. Tsunami diyorlar. Deniz kabarıyor. Neredeyse harita yer değiştirecek gibi. Yeryüzünün haritası değişecek şekilde Cenabı hak muhafaza buyursun bir sıkıntı yaşandı. Harada malumunuz, bu izah buyruluyor. Eğer sulaha, salihler bulunacak olursa Cenabı hak koruyor. Zaten kıyamet, hayırlılar üzerine de kopmuyor. Hadis-i şeriflerde gördüğümüz kadarıyla kıyamet şerliler üzerine kopar diye geçiyor. Demek ki şerli işler ortalığın birbirine karışmasına sebep oluyor. Tarihte biz bunu görüyoruz. Kamer suresine baktığımız zaman Salihlere, Allah'ın nebilerine karşı yapılan yanlışlıklar çok büyük zararlar açıyor. Birkaç tanesini burada zikredelim. Koskoca Nuh gibi bir peygamberi zişana söyledikleri söze bakın.
Diyorlar ki, böyle bir peygambere gece gündüz insanları Allah'ın yoluna davet eder, Aman çılgınlık yapıp da ebedi azaba girmeyin, sıkıntı görmeyin, huzur içerisinde bir hayat sürün demesine rağmen onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı. Bunu Rabbimiz, Habibi'nin sende Allah Aleyhisselam gönlünü teshir için, gönlünü sürura kavuşturmak için misaller veriyor. Habibim üzülme, üzülme. Sen ayı ikiye dönsen dahi onların diyeceği sözler belli veya huulu sihrün müstemir diyeceklerdir. Bu alışla gelen bir iştir. Muhammed böyle yapar zaten bu sihirbaz. Bunun işi gücü budur. Bunların böyle demelerine sen aldırış etme. Mübarek parmaklarıyla Cenabı hakk'ın izniyle ayet ikiye yarılıyor. Bunu görmelerine rağmen bu büyük bir mucize inkara kalkıyorlar. Ya Nuh, ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, bu senden önce Nuh Aleyhisselam'a ve aynısı söylendi. Ne dediler? Yalancı dediler.
Sonra o delirdi dediler. Onu söylediler. Onlar delirdi derken o delidir, işte içimizdeki haşa engin kimselerden demek suretiyle ne oldu netice? Öyle oldu ki semanın adeta kapıları açılır gibi oldu. Nasıl ki bir barajın kapısı kapakları açıldığı zaman her tarafı sil alıp götürüyor, Hiçbir mahsulat diye hiçbir şey bırakmıyor. Aynen bunun gibi semanın kapakları açıldı da büyük bir belaya uğradılar. Büyük bir belaya uğradılar, helak oldular. Ondan sonra Cenabı hak yine bize anlatıyor. Kimi anlatıyor? Ad kavmini anlatıyor. Ad kavmi. Onlara Hud aleyhisselam geldi. Onu da yalanladılar. Dediler kimsenin söyleyeyim, şimdi astarı yoktur. Biz atalarımızdan nasıl devralmışsak o dine tabi oluruz. Biz seni tanımıyoruz dediler. Sonra ona büyük de hakarette bulundular. Mevlamız ne yaptı? Böyle bir Cenabı Hakk'ın salih kulunu inkar etmelerinin neticesi rüzgarla helak oldular.
Öyle oldu ki insanlar sürüklendi. Adeta hurma kütükleri gibi yere serildiler. Helal oldular. Halbuki uyardı. Gelin dedi. Hud yapmayın. Bu yaptığınız sizin doğru değil. Gidin Cenabı Hak'ın yoluna. Ona ibadet edin. Ona taatte bulun, hım sözümü dinleyin, dinlemezler, dinlemezler. Cenabı hak öyle bir bela verdi ki soğuk ve şiddetli bir fırtınaya tutuldular ve rüzgarda da helak oldular. Devrilmiş hurma kütükleri gibi kaldılar. Sterildiler, kaldılar. Ne oldu? Bu çılgınlığın neticesi oldu işte. Nedir onlar? Arzda Allah'ın böyle arzı muhafaza eden, koruyan manevi direkleridir onlar. Payandadır. Bakıyoruz yine biz Semud kaldı. Kanun. Onlara Salih aleyhisselam geliyor. Salih Peygamberimiz ondan bir mucize istiyorlar. Mevla'yı Zülcelal'imiz deveyi lütfediyor, ihsan ediyor. Yalnız Salih aleyhisselam diyor ki suyu aranızda paylaşacaksınız. Bir gün o, bir gün siz içeceksiniz.
İlahi taksime göre öyle de bir mucize ki su bir gün devenin içmesine, bir gün de kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar. Yalnız deveye verilen günde deve öyle bir süt veriyor ki Rabbimizin izniyle hepsine yetecek kadar süt veriyor. Yine de bunlara hazır. Yine de kabul etmiyor. Çıldırmış çünkü. Sonra bir adam ama o adamın yüzü, şu çirkin, azgın bir kimse. Kudar bin Salih adında hızı zorba bir adam. Gitti diveyi kesti. Diveyi kesti. Bu azgınlığın neticesi üzerlerine çok korkunç bir ses Mevra-i Zülcelal gönderdi. Hayvan ağırlığına konan kuru ot gibi oluverdiler. Böyle hayvanların kaymaması için atlarına buna bölgelere göre değişen tabirler kullanırlar. Atkı derler. İşte ot diye geçirdiler. Onun gibi oldular. Fil ashabına nasıl ki Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak için yola çıkıyor ya. Çünkü, işte Kabe'ye hasetli geliyor. Ben de diyor bir bina yapacağım, insanlar buraya gelecekler.
Yapıyor ama içini de bir tanesi berbat ediyor. Nice bir hal alıyor. Duvarlarını o necasetle sığıyor. İçine girilmez bir hal arz ediyor. Kabe'yi muazzama'ya olan hasetliğinin neticesi çok pis kokmaya başlıyor. Develeri hazırlıyor geliyor. Mekke'nin kenarına kadar Kabe'yi yıkacak. Sonra da Halid'ımız, o kuşlar vasıtasıyla biri ağzında sanki böyle nohuttan küçük, mercimetten büyük gibi mermiler, çok yakıcı mermiler atıldı. Öyle ki beş yüz santigrat, bazen öyle mermiler var ki beş yüz santigrat ta yerin diplerine geçiyor. Ne kadar siz sığınmalar yaparsanız yapın. Ne kadar korumaya alırsanız alın. Onu bile geçecek silahlar yapıyorlar. Bu artık insanların yapmış olduğu silah. Mevla-yı Zülcelal'imizin, Celle Celalü, Fil suresinde Es sahibi billah, Görmedin mi? Allah fil sahiplerine ne yaptı Rabbi Zülcelal'imiz? Görmedin mi demek görür gibi bilmedin mi Habibim? Bak ne oldu?
Büyük hakikatlere dokununca ne oldu? Allah'ın nebilerine dokununca ne oldu? Yeryüzünün yine teminatı durumunda olan, yeryüzünün kıblesi olan, bütün sırlarla dolu. Bir de Ahiret sure. Oraya girenlerin emin olacağı mübarek yere, Allah'ımızın tecellisinin inmiş olduğu yere yapılan hakaretle fil sahiplerine ne yaptı Rabbin Celle Celalü görmedin mi Habibim? Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? Burada ne buyruluyor? Sadece fil ashabına onların kurmuş oldukları tuzağın helak ile neticelenmesi değildir sadece. Ebu Cehil'in efendimiz aleyhissalatü vesselam'a kevinin önüne büyük bir derin kuyu kazıp üzerinde örterek, ya Muhammed eğer bize gelirsen ben sana iman edeceğim deyip onu tuzağa düşürmek istedim. Tam yaklaştığı zaman Cebrail Aleyhisselam bildirdi. Gel ya Muhammed diye heyecanlanınca kendisi düştü.
Beni Nadir Yahudilerinin, Beni Kurayza Yahudilerinin kurmuş oldukları tuzak, evlerinin başlarına büyük bir taş yerleştirip Habibullah'a biz seni dinlemek istiyoruz, sen bize dini anlat, İslam'ı anlat, belki olabilir ki kalbimiz Zümşar'da iman vereceksin. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem belki iman edenler, ilerler düşüncesiyle yaklaşırken Cebrail aleyhisselam bildiriyor. Büyük bir hile kuruyorlar. Vesaire. Allah'ın velilerine de kurulan, ulema-i kirama da kurulan tuzaklar ne oluyor? Boşa çıkıyor. Neticesi çok acı oluyor. İlk anda belli olmuyor. Ama sonu elimizde İbni Acibe diye kısa ismi tefsirlerde okuyoruz bunu. Ilim çevresi mütalaa ediyor elhamdülillah. Bizlere de anlatıyorlar. Orada bir bölümde ayet I celileleri tefsir ederken belli bir yerde de onları derliyor, toparlıyor. Sanki bir özet halinde sunuyor.
O özetlerden birinde eğer diyor Allah'ın veli kullarına böyle bir tuzak kurulacak olursa, gizli gizli tuzaklar hazırlanacak olursa son nefesleri Cenabı hak muhafaza buyursun, kötü ölümdür.