İhsan Miktebi programımızın bugünkü bölümünde Hz. Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı izlemeye kaldığımız yerden devam ediyoruz Hazreti dinleyçilerimiz. Bundan önceki programımızda Yermuk Harbi'nde İkrime radiyallahu anh ve Hazreti Halid Bin Velid arasındaki yakın diyalogdan, yakın alakadan söz etmiştik. İkrime küme küme cenazeler altında kalmış fakat henüz berhayat olduğu anlaşıldığından bizzat Hz. Halid bin Velid İkrime'nin başını dizine koyarak ona bir yudum su vermişti. Hz. Halid Radıyallahu Anh'ın hamlesi de Bizanslıların mukavemetini kırmış, Bizanslılar ricate başlamıştı. Hazreti Halid düşmanı takip ile Bizans kumandanı dernetcarın mevkiine kadar ilerlemişti. Dernetcar ile zabitleri mendillerle gözlerini örtmüşler, zaferimizi görmeyecek olduktan sonra bari gözlerimiz hezimetimizi görmesin demişlerdi.
Bu sırada Müslümanların sağ cenahı hayat ve memat mücadelesi içindeyken Bizans ordusunun sağ cenahına kumanda eden İbn-i Kanaatir Müslümanların sol cenahına taarruz etti. Müslümanların sol cenahı lahm Gassan kabilesinden müteşekkildi. Bunlar ilk hamlede gerilemişlerdi. Eğer zabitleri de cebanet gösterseydiler Müslümanlar belki Yermuk Harbi'ni zayi edebilirlerdi. Fakat bunlar kadınların çadırlarına kadar ricat etmişlerdi. Bu sırada kadınlar da harbe iştirak ettiklerinden ve asakir-i İslamiyeye de sebat ve mukavemet eylediklerinden düşmanın ileri harekatı tevkif olunmuştu. Fakat diğer tarafta Kubas bin Eşyam, Said bin Zeyd, Yezid bin Ebi Süfyan, Amr ibnül As, Şurahbil bin Hazene gibi kumandanlar mevkilerinde sebat etmişlerdi. Kubas'ın elinde birçok kılıçlarla mızraklar kırılmış fakat kendisi katiyen yese duçar olmamıştı.
Kubas sahneyi harpten çekilmekten ise ölmeyi tercih eden bir adama kılıcını ahiret verecek bir ikimize var mı der. Her taraftan kendisine kılıçlar uzatılırdı. Ebü'l-Aver atından sıçrayarak askerlerine şu sözleri söylemişti. Cidde iktam dünyada insana şeref ahirette rahmet bahşeder. İkisini de kazanmaya çalışalım. Said Bin Zeyd Radıyallahu Anh bitap kaldığı zaman bile diz çökerek harbe devam etmişti. Bizanslılar tarafından vuku bulan bir taarruzu Hazreti Said Bin Zeyd radiyallahu anh o kadar şiddetli def etmişti ki düşman kumandanını da öldürmeye muvaffak olmuştu. Çok merdane hareket eden Yezid'in pederi Ebu Süfyan oğlunun yanından geçerken şu sözleri söylemişti. Oğlum, her asker bütün kudretiyle harp ediyor. Seneki kumandansın Hiçbir askerin sana tefavuk etmemesine dikkat etmelisin. Şurahbil düşman tarafından ihata edildiği halde bir dağ gibi sebat etmiş ve şu ayeti okumuştu.
Cenabı Hak cennet mukabilinde müminlerden canlarını mallarını satın almıştır. Bunlar Allah yolunda dövüşürler, öldürülürler ve öldürülürler. Bu zamana kadar tali harp Bizanslılar lehindeydi. Hazreti Ebu Ubeyde ve Halid bin Velid bu karışıklıktan fevkalade şaşırmıştı. Ya Ensar ya Muhacirin nerede kaldınız, Müslümanlar mahvoluyor, diye bağırdılar. Zevcesinin gözüne ilaç koymakla meşgul olan Zübeyr Bin Avvam Hazretleri bu sadayı işitince derhal silahını alıp atına binerek Mücahidini Din ile birlikte düşman fırkası üzerine hamle ederek Allahu ekber sadalarıyla hücum etmeye ve saldırmaya başladılar. Mücahidini Kiram'ın yeniden fedakarane hücumlarına karşı düşman mukavemet edemediğinden ordularına firar etmişlerdi. O gün akşam olmuştu. Ertesi sabah ezanı Muhammedi okunmaya başladı. Müezzinlerin güzel sadaları Mücahidini İslam'ın şevk ve gayreti dini üyelerini galeyana getirdi.
Ertesi gün Rumlardan bir elçi gelerek Hazreti Halid'in Mahan tarafından mükaleme edilmek üzere davet olunduğunu söyledi. Hazreti Ebu Ubeyde ya Halit seni mahan davet ediyor yalnız şu cihan-ı uzattan istediğin kadar al da git belki sulh olarak cizyeyi kabul ederler dedi. Hazreti Seyfullah mahiyetine yüz kadar şici-i mücahidinden alıp mahan ile mükareme etmek üzere vardılar. Mercolm, Rumların şaşıalarını göstermek fikriyle çadırının etrafını sırmalı döşemelerle döşetmiş ve kendisi de müzeyyen bir kürsü üzerine oturmuştu. Hazreti Halid, ufekasıyla atından inip hemen toprak üzerine oturdular. Mahan taaccüble huzurumda bilaistizan ve hem de ala döşenmiş müzeyyen sergi dururken biz toprak üzerine niçin oturdunuz? Hazreti Halid, biz Cenab-ı Allah'ın huzurunda bile toprağa oturuyoruz. Cenab-ı Allah'ın toprağı senin yaptırdığın bisati müzeyyenden daha aladır.
Yani o süslü halıdan daha yücedir, dedi. Mahan bu hali kendine tahkir telakki ederek sizi katlettiririm diye korkmaz mısınız? Bu kadar askere karşı ne yapabilirsiniz? Hazreti Halid sen bizi ölüm ve kalabalıkla mı korkutuyorsun? Cidden Müslüman olup da liva-yı Muhammedi'nin gölgesine iltica edenler hiçbir şeyden çekinmezler. Mahan ya Halid, hiddeti bırakalım da karındaş gibi görüşelim. Hazreti Halid sen vahdaniyeti halıkı ve nübüvveti resulü tasdik etmedikçe benimle karındaş olamazsın. Bu mükalemenin neticesi orada bulunan ümerai askeriyenin gazabını mucib olduğundan cümlesi birden Hazreti Halid'in üzerine hücum eylemek üzere kıyamet ettiler. Mahan bunları men eyledi ise de merkum'un harekatı, fasidelerini müşahede eden Hazreti Seyfullah ve Rufekası derhal kılıçlarını çektiler. Mahan bu ne cesaret. Hazreti Halid bizi sizden korkar mı zannettiniz? Sahan ya Halit kılıncını yerine bırak.
Sen buraya elçi sıfatıyla geldin. Muharebe etmeye değil. Ordunuza avdet edebilirsiniz. Yarın muharebeye devam ederiz dedi. Bunun üzerine Hazreti Halid kılıncı kınına koyarak mahiyetiyle beraber avdetle vukui hali Ebu Ubeyde Radiyallahu Anh Hazretleri'ne arz eyledi. Ertesi günü Tarafeyn arasında hunirizane bir muharebenin tevsi-i daire-i dehşet edeceği karargir oldu. Hazreti Ebu Ubeyde okçulara mahsus tabi yapılmasını emreyledi. Rumlar dahi tabi inşa ediyorlardı. Mahan umum askere nöbet atışı eder gibi hep birden Müslümanlara ok atılmasını emreylemesiyle atılan oklardan beş yüz kadar asakir-i İslamiye'ye cerihadar olunduğundan mecruhin can acısıyla bir vaveyla kopardılar. Ebu Ubeyde Radıyallahu Anh askere Allah ve Peygamber uğrunda gelen musibetler sizi rahatsız mı eyledi, demesiyle sükunet hasıl oldu.
Son derece yorgun olan Mücahidini Kiram gayreti İslamiyeleri iktizasınca tekrar gayrete gelerek harbe başladılar ve her türlü tehlikeyi göze aldılar. Düşman kesretle cevanibi erbaadan sıkıştırmış idi. Orduyu İslam iki defa inhizama uğramıştı. Hazreti Halid, bilen davaz ile ey asakir-i müslimin, Bedir harbinde Resul-i Ekrem'in yolunda canını feda edenler sizin karındaşlarınız değil mi idiler? Bu muharebede firar etmek neden icap ediyor diye nida etti. Münhezim askerler anamız ve babamız sana feda olsun ya Resulallah diyerek tekrar hamle etmeye başladılar. Kays Bin Huberri'nin şiddetli bir taarruzu Bizanslıları sarsarak gerilmeye mecbur etmiş ve Said Bin Zeyd radiyallahu anh da fırsattan istifade ederek merkezden taarruz etmiş, Rumların mütezelzil oldukları bir sırada Hz. Halid Bin Velid dahi onların kalpgahına pek şiddetli hücum etmişti.
Süvarilerle piyadelerin arasına girmiş, süvariler piyadeleri bırakıp kaçmışlardı. Piyadeler atların ayakları altında ezilmişti. Harbin en şiddetli zamanında şayan-ı kayp bir hadise de şu idi. Ubaş bin Kays harp esnasında bir ayağını zayi etmiş fakat hadiseye bilahere agah olmuş ayağını aramaya başlamıştı. Süvar namındaki şair bu hadiseyi şiirlerinde yad etmiştir. General Mahhan da mecruh olduğundan askere nezaret edemiyordu. Hazreti Seyfullah başında siyah sarık ve elinde kana boyanmış kılınç olduğu halde elfet, Elfet diyerek sağa sola selli seyf ediyordu, kılıç sallıyordu. Nihayet Rumların kumandanı katledildi. İmparatorun biraderi dahi telef oldu. Bunun üzerine düşman ordusu büsbütün bozuldu. Asakir-i İslamiye arkalarını takibe başladı. Arabatlarının önünden kaçıp kurtulmak ne kadar müşkil olduğu malumdur.
Rumların meydanı harfle düşüp kalanlarına nispetle kaçarken telef olanları kat kat ziyade idi. Birçok alayları da yermuk ve vakuza uçurumlarına düşüp telef oldular. Mecruh general, yaralı general Mahan da tebdili kıyafetle askeri arasında şaşkın şaşkın gezdiği sırada kendisini tanıyan mücahidinden Numan Cehletü'l Ezdi tarafından bir kılıçla diyarı helaka gönderildi. Birçoğunu da kaçarken ehli İslam kadınları telef etti. Rumların rüesa ve umerasından pek çoğu telef oldu. Rumların telefatı mecmuu yüz bini geçti. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh yermuk Harbi'nin başladığı günden beri bir dakika uyumayarak haber bekliyordu. Hazreti Ebu Ubey de zafer haberini isal için Huzeyfetübnul Yemani'yi Medine'ye gönderdi. Hazreti Ömer muzafferiyet haberini alınca Cenabı Hakk'a arzı şükran için secdeye kapanmıştı. İşte bu muzafferiyeti azime bütün aktar-ı şamiyenin müteakiben fethine vaadi olmuştur.
Huzeyfetü'l Adevî Radıyallahu Anh der ki Yermük Şuhedası arasındaki amcazademi bir miktar su alarak aramaya çıktım. Yere serilmiş gözleri kapanmış haldeydi. Elimi yüzüne sürünce gözünü açtı. Su içer misin dedim. Susuzluğunu tahassürle işaret etti. O sırada mecruh düşen bir başka mümin kardeşinin hazin bir ah sadasını işitti. Suyu ona götür dedi. Vardım ki mecruh Hişam Bin As imiş. Suyu içeceği zaman diğer bir yaralının sadayı hazinini işitince suyu ona götürmem için işaret etti. Üçüncü mecrha suyu götürdüğümde oraya varıncaya kadar teslimi ruh etmiş. İşama içireyim diye geldim, o da irtihal etmiş. Amcazademe geldim. O da vefat etmiş. Rahmetullahi ve Rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain. İsar ve hakiki kardeşlik mefhumunu nazarı ibretle teemmül edelim kardeşlerim. Değerli dinleyicilerimiz, Mahmut Sami Ramazanoğlu Hz. Halid Bin Velid isimli eserini sizlere aktarmaya devam edeceğiz.
İnşallah bir sonraki bölümde tekrar buluşuncaya dek Allah'a emanet olunuz.