Velilerin Sırları ve Allah'a Yakınlık kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular. Velilerin özellikleri hakkında soruldu. Buyurdular. Allah'ın velileri celle celalühü görüldükleri zaman Halıku lemyezeni hatırlatırlar. Mümin onu gördüğü zaman. Rabbi Zülcelaline büyük bir tazim, büyük bir sevgi,…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular. Velilerin özellikleri hakkında soruldu. Buyurdular. Allah'ın velileri celle celalühü görüldükleri zaman Halıku lemyezeni hatırlatırlar. Mümin onu gördüğü zaman. Rabbi Zülcelaline büyük bir tazim, büyük bir sevgi, büyük bir saygı içerisinde olur. Rabbimiz böyle mi emrediyor? Aman dikkat edelim çocuklarımızı ilşab ve ıslahı mı bize bildiriyor Tahrim Suresi'nde, aman başımızın tacı deyip, emri ilahiyeye riayetidir. Nisa Suresi'nde yüz on dördüncü ayet-i celile'ye baktığında, demek ki bu Ayet-i Celile bizim vaktimizi boşa harcamamamızı, bir başkasının aleyhinde olmamamızı, insanların bir şart ve ıslahıyla meşgul olmamızı, Allah'ın yolunda ikramda bulunmamızı ve hayırlı sözler söylememizi güzel tavsiyelerde bulunmamızı mı emrediyor deyip ona riayet verir.
Rabbi Zülcelal'in büyük bir saygı içerisinde olur. Gördüğü zaman, gördüğü zaman o veli öyle onu etkiler ki Eyvah ömrümüzü berbat etmiş. Ne faizden kaçınabilmişiz, ne sinadan korunabilmişiz, ne hayırlı bir insan olmanın yolunu tutmuşuz diye Büyük bir sevgi ile Cenabı Hakk'a teslim olur bu nedametlerle. Hatalarını kendisine düşündürtürür o vediyi gördüğü zaman günahlarından dolayı da büyük bir nedamet hasıl olur gönlünde. Veliyullah şu beş hasletle, hususiyetle onlar, onlar seçilmiştir. Bu sıfatlarla tanınırlar. Öyle bir ilme sahip ki, ilmi sahih, ilmi itikadi ölçülere uyan, Kitap ve Sünnete muvafık faydalı olan ilimlerdir. Hem kendisi faydalanmıştır, hem de bir başkasını faydalandıran Allah'u Zülcelal'den ve Resulünden gelen bir bilme sahiptir. Talim eder, okur. Ama talim ettiği de eğer o hale gelmiş ise, o kayeye ulaşmış ise ilmini Allah'tan dağılır, Resulünden dağılır.
Seyyid Duranettin Hazretlerinin huzurunda oturan bizzat, murakabeye dalar. Der ki üstadım, sen bu ilmi kimden aldın? Böyle tefekkür ederken o zat da buyurur ki bizim ilmi kimden aldığımızı mı soruyorsun? Biz ilmi Resulullah'tan aldık sallallahu aleyhi ve sellem. Rızkı da temiz. Hazreti Davut ne güzel kuldur. Elinin emeğini yer. Bütün Peygamberan-ı ilzama baktığımız zaman, bütün nebilerin işleri vardır. Bir peygamber bunlar. Halkın irşad ve ısrarı ile meşgul olurlar. Allah'ımızın emirlerini bildirirler. Bunun yanında hepsinin bir meşgalesi vardır. Mesela efendimiz aleyhissalatü vesselam amcası Ebu Talib'in yanında bulunmuştur. Yediğim, içtiğim helal olsun diye çocuk yaşında daha çok genç bir yaşta iken Ebu Talib'in keçilerini otlatırdı. Yirmi beş yaşına kadar ilerisini söylemiyorum, Risalet fena efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem elbise mağazasında çalışmıştır. Ticaretleri malum.
Velilerin Sırları ve Allah'a Yakınlık ne anlatıyor?
Velilerin Sırları ve Allah'a Yakınlık kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular. Velilerin özellikleri hakkında soruldu. Buyurdular. Allah'ın velileri celle celalühü görüldükleri zaman Halıku lemyezeni hatırlatırlar. Mümin onu gördüğü zaman. Rabbi Zülcelaline büyük bir tazim, büyük bir sevgi,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şam-ı Şerife yapmış olduğu ticaretler ve yapmış olduğu rızkın temiz olması diyemeyiz onun için her şeyi güzeldir. Bütün peygamberlerin işi olmakla beraber sadece bir örnek olsun efendimiz aleyhissalatü vesselam rızkını helalinden eğimin için bir ticaret yapmıştır. Mekke'de koyunları, keçileri, hayvanları otlatmıştır. Çocukluk devresindedir. Hatta meşgul olmayan birisine selam bile vermemiştir. Ve rızkı sahih olur. Çünkü rızkın temiz olması ibadet ve taatimizin kabulüne vesiledir. Salih amel, düzgün amel, Kuran azimüşşan'a muavatı taat, rızkın temizliği ile alakalıdır. Rızkı helal ise o kimsenin ahlakı da güzeldir. İbadet ve taati de hiç şüphesiz Rabbimizden öyle diliyoruz, makbuldür. Çok yüksek bir kaleye, çok yüksek bir hedefe göz itmiştir. Gayreti çok yüksektir. Çabası çok yüksektir. Hedefini her zaman gözetlemek denir.
Mesela, İhsan Mektebinde ise bu mektepte başarılı olacağım diye gecesini gündüzüne katarak, ibadeti ile taatiyle, insanlarla güzel geçimiyle rızkının temizliği, ilim ve bilfan ile yol kat etmeye çalışır. Nefsinin mertebelerini geçer. Ruhunun mertebelerini geçer. Sırrının mertebelerini geçer. Çünkü himmeti adi rızayı İlahiyi talep ederek, Allah'ımıza hayırlı bir kul olabilmek için azami bir gayret içerisindedir. Benim vazifem büyüktür der. Huzur-u ilahiye varacağım. Çünkü derecem Kuran Azimüşşan'daki ayetlere göredir. Rabbimiz katında benim kıymetim, ne kadar ayet-i cemileye muvafık bir yaşantım varsa o kadardır, değil. Himmetini her zaman üstün tutar. Ayak takımlarıyla olmaz. Ayak takımlarının da irşad ve ıslahı için çaba gösterir. Ama kendisinin hedefi çok yüksektir. Benim nasıl gönlümde Habibullah'ın ve zatı kibriyanın muhabbeti yer edecek diye bir tehdit çıkıyor. Veli budur.
Şu keskin bir görüş var onda. İç gözleri açık, gönül gözleri açık, çok keskin bir görüş var. Hiç hedefinden sapmaz. Her an Rabbimizin kendisini gözetlediği bilinci şuuru içerisindedir. Nefsi de artık emri ilahiyeye tam itaatın. Habibullah'ın emrine tam teslim. Ulema-i Kiram'ın ve Sülaha'nın yolunda daim ve kaimdir. Hiç şartmaz. Yine Muhammed Bahaeddin, Gabbdesallahu Sırri Hazretleri, Onların üç özelliğini sayar velilerin. Birincisi. Eğer sen bunu görürsen, sohbetine de müşerref olursan, niyetin sahih, düşüncen düzgün, bu hakikaten Allah'ın dostudur fikri ile onu görecek olursa, yoksa gözlük eğer siyahından takılmışsa, siyah renkli bir gözlükse, öyle bakanlar Habibullahı göremediler. Araf Suresi'ndeydi. Habibin onlar sana bakarlar ama göremezler buyuruyor Mevlamız. Eğer gözlük siyah camlar takılmışsa gözlüğe, elbette ki göremeyecektir ve bilemeyecektir.
Fakat düşüncesi, fikri, gönlü düzgün olacak olursa, onlar baktığı zaman Hakk'ın velisine, gördüğü zaman Allah'ın velisini, Kalp. Kalbi ona sevgi duyuyor. Ah bir nasip olmaz mı görsem diye, içinde bir aşk ve muhabbet meydana geliyor. Sevgi hasıl oluyor. Gecesi gündüzü adeta oluyor. Meclis, bir yerde konuşacak olursa, vücudunun her zerresi onun kelamına uyanık bir halde olur. Sadece kulağı değil, sanki bütün zerratı onun sözlerini duyuyor. Bütün azasında bir uyanıklık. Bu aslında şu demektir. Bütün azasıyla Mevla-yı Zülcelal'e dönüş meydana geliyor. Şehmetle bakan hız, ibretle bakıyor. İsyana giden hayat hep irşad ve İstanbul'a olacak yerleri takip ediyor. Üçüncü olarak Artık onu görüşüyle, onu görmesiyle, onunla kurmuş olduğu hareketle kötülüklerden de nefret içinde hasıl oluyor. Diyor ki bu arkadaş çevresi beni berbat etmiş.
Ne fikrimi, ne düşüncemi benim salih etmiş, her tarafımı bozmuş deyip iyi insanlarla yoldaş olmaya başlar. Ahmet Zerruk Gabbyesallahu Sırra Hazretleri de. Veli şu üç hasletle tanınır. Allah'ın emrini her şeyden üstün tutar. Bir düğününde de öyle, artık anlayalım. İyice anlayalım. İşte var, çocuğa baş gelemedik, etrafa baş gelemedik, işte utanırız dedik, eski köye yeni adet derler, bilmem falan diye bu düşüncelerden tamamen uzaklaşıp, Allah'ın emrini en ileri derecede tutar. Boşuna veli dinmez onlara. Bu yönden de belki sıkıntı da duyarlar. Allah'ın arzusunu, isteğini her işin önünde tutar. Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh Efendimiz bir defasında huzuruna gelen birine böyle bir kızar, böyle bir celallenir. O da La ta'dam ve kasaplarını yutarlar. Ayet-i celilesini duyunca, tüyleri elbisesinden çıkacak kadar, celallenen Hazreti Ömer radiyallahu anh, Ayet-i Celilenin karşısında durak var.
Böyle olmasıdır. Her tavrımızın emri ilahiyi, mesela dünyalık baş gösterdi. Dünyalık baş gösterdiğinde ticari ahlaksızlığa düşmemek, dinin kıvamı ayakta durması, zenginlerin cömertliğiyledir deyip, ehli ilahiyeye riayet etmek, çılgınlık yapmamak. İnsanların kötülüklerine karışmadığı gibi. Pek de onlarla haşır neşir olmaz. Sizin çok sevdiğiniz bir kimse olsa üçüncü bir şahsı pek istemezsiniz. Çünkü onunla hep yaşıyorsunuz, konuşuyor, görüşüyorsunuz. Sanki birbirine aşık gibi. Bir üçüncü kimseyi istemez. Gerçi adalet sıfatını takınmamız gerekir. Misal olsun diye söylüyorum. Cenab-ı Hakk'a kalbi de nice olunca, Halık El Lem Yezel'i çok sevince, ona çok muhabbet edince, böyle insanlarla oturmaymış, kalkmaymış, eğlenmeymiş, gülmeymiş bunlardan uzaktırlar. Çünkü, Allah ile dostluğun alametinden birisi ne? İnsanlarla hemhal olmaktan gönlü daralır.
Meşru olan bir işimi, düğünü mü var, nişanı mı var, vesaire nesi varsa hayırlı olsun, mübarek olsun der aynıdır, fazla durmaz. Çünkü toplanan insanların, bir araya gelen insanların ne konuşacağı belirsiz. Akrabası da olsa, onların gönüllerini alır. Hallerini ve hatırlarını sorar. Hasta ise geçmiş olsun der ve diğer sıkıntılarında beraber olur. Neşesinde de beraber olur. Ama, bunu çok ileriye götürüp de gönlünü yanlış sözlerle, oradan buradan ifadelerle bozmamaya çok dikkat eder. Yoksa mutlak akrabalık, hak ve hukukuna riayet eder. Ve hilitizenü sünneti bir sıdk samimiyetle, Sünnet-i Seniyyeye de riayet edilir. Uzakta Velilerin üç edebi vardır. Üç huyu vardır. Birisi, Salametü's-Sadr. Gönlünde bir nur var onun. İbadet ve taatin sadece bedenen değil, Nuhen de yapmış. Namazda almış olduğu tek bir Allahu Ekber derken onun ruhu da tek bir almış. Diğer taatlerde de öyle.
Karşılaştığı insanlara selam vermekte de öyle. Hal ve hatırlarını almakta da öyle. Bir cenazeye iştirakinde, bir hastaya geçmiş olsun demesinde, bir muhtacın ihtiyacını karşılamasında her halinde bir uzuv içerisindedir. Yaptığı iş, söylediği söz kalbine uygundur. Kalbinin evetlemediğini dili söylemez. Çünkü bu münafıklık sıfatı olur. Velinin buyuruyor üç huyu vardır. Birisi esrarı. Biz onların gönlünden kin, kibir gibi hastalıkları kaldırdık Araf suresinde geçer. Gönüllerinde kin, kibir ne varsa onları kaldırdık buyuruyor Mevla'yı Zülcelal'imiz. Esrarı. Cennette onların altlarından ırmaklar atarken kalplerinde dünyada kalmasinden ne varsa hepsini çıkarır alırız. Sabrı karıştıran, gönlü karıştıran hem insanlardan hem de cinlerden şeytanlar vardır buyuruyor Nas suresinde. Tamamen onlardan kurtulmuştur. Kalbinde büyük bir huzur var.
Ona ne söylerseniz söyleyin nefsine dokunacak hiç aldırış etmez. Çünkü kalbinde öyle bir huzur var ki tecelliyemasak. Allah'ımızdan gelen bir nur Esma-i ilahiyenin, ismi ilahinin tecellileri var. Sıfatlarının var. Fiillerinin var. Manevi doğuşlar var. Öyle ki kalbin nur olmuş. İbadet ve taat sadece ceseeden değil ruhen de yapılıyor. Böyle olan kimselerdir veli. Cömert. Allah'ın kullarına da, kullarına da yanlış bir düşünce içerisinde bulmazlar. Nasıl olur onlar? Allah'ın kullarına Rabbim yaratmıştır diye, halık sıfatından dolayı ilgi duyarlar. Onlar öyle bir kimsedir ki, Allah'ın bu veli kulları, özellikleri anlatmakla bitmez bu gibi insanları. Hayırlı işlerde yaşar da taşar. Niyet ve düşünceleri düzgündür. Her zaman ileride olan insanlardır. Hayrında da ileri, bir kötülüğü önlemede de ileri, iyiliğin icrasında da ileridir.
Allah için sevgide de ileri, Allah için buğuzda da ileri, Allah için vermekte, Allah için men gitmekte de ileridirler. Gönülleri huzurla doludur. Cenabı Hak onları kendisine yaklaştırmıştır. Kötülüklerden tamamen uzaktırlar. Seçilmiş kimselerdendir. Öğülmüş kimselerdendir. Onlar ilahi korku gönlünde olan kişilerdir. Allah'a dostturlar, tevazuludurlar, ona teslim olmuşlardır, rıza sıfatını elde etmişler, Allah'tan gelen celle celalühü her şeye razıdırlar, Allah da onlardan razıdır celle celalühü. Sabreden kimselerdir, cihad eden kişilerdir, oruç tutanlardır, ibadet edenlerdir, ilahi korkuyu taşıyanlardır, Rabbimizin rahmetinden ümit vardırlar, azabından korkan kimselerdir. Her yaptığını Allah için yapanlardır. Samimidirler. İmanlarında yakine inmiş, kesin inanç sahibidirler. Hazandaki ilahiyeden çekinirler. İbadet ve taat de daimdirler. Doğrudurlar, yolunda sarf eden kimseler erturlar.
O kadar güzel halleri var ki onların, Rabbimizle buluşmaları, gelişmeleri sayesinde, onlar dinimize olmayan nefislerine olan hakaretlerde de hiç katiyen bunu düşünmezler, çok ikram ederler, insanda bulunurlar. Öyle bir sevgi gönüllerine yerleşmiş onlar, vahşeti temit, kendilerinden bile uzaklaşmışlardır onlar. Bunu nasıl izah edeceğiz? İnsan kendisinden uzak olur mu? Nefsinden uzak. Şeytanın aldatmasından uzak. Dünyanın kendisini büyülemesinden uzak. Niyeti bozuk kimselerden uzak. Velhasıl, kendisinin Rabbısına ait olduğunu, ondan geldiğini ve ona gideceğini, ayeti kerimesiyle bir gün huzurunda duracağım Rabbim vardır diye kendi içinde bile galiptir o. Gurbet denir çünkü gurbeti ruhu ruhu bu bedenden çıkıp Mevla ile buluştuğu zamandır. Bu dünyada da yaşantıları sadece rıza-ı ilahiyeyi elde etmek için çıkmışlardır onlar. Allah ile dostturlar.
Tamamen kalbi huzura kavuşmuş, gelişmiş kimselerdir. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar etsin. Yine velilerin güzel hallerindendir. Veliyullah, İbn Hacerü'l Eskalani Rahmetullahi Ala Hazretleri buyuruyor. Veliyullah, Allah'ın dostları. Ne demek bu? Sahabe-i Kiram sordu. Dediler ki Ya Rasulullah hangi amel efdaldir? Tekrar sordular. Tekrar sordular. Biz diyoruz ki Ya Rasulallah size hangi amel üstündür? Buyurdu ki Cenabı Hakk'ı tanıyarak yapılan zerre kadar amel, onun marifetine, onu tanımaktan uzak olarak yapılan dağillarca taatten üstündür diye buyurdu. Veliler budur. İbadet ve taatte de öyle bir gayretli ki, hiç kimseden çekinmez bir şekilde, hınayanın kınamasından çekinmeden, Allah'ımıza olan vazifede çok riayetkardırlar. İbadetlerinde de hal bir sıkırlar. Abdülkadir Geylani hazretleri de onlar hakkında. Veni yeryüzünde Allah'ın manevi çiçeğidir diyor. Siz onu koklarsınız.
O alemi en güzel kokularla koklatan bir nurdur. Ancak onların manevi kokusunu alanlar sadıklardır. Kalbi dilişi ve düzgün olan kimselerdir. O koku onların kalplerini işler. Ve Rabbi Zülcelal'ine de aşık olurlar bu manevi kokularla. Ancak onları mahremi olan kimseler tanır. Onların alanına giren, onların ruhaniyet alanına giren, velayet şifresini bilip, o alana girenler tanır. Onun dışında herkes bilemez. Onlar Allah'ın sanki nazlı bir gelinidirler. Yine buyuruyorlar, Allah'ın velileri. Yeryüzünde Allah'ın nurudurlar. Abdurrahman El-Cami Hazretleri buyuruyor Delveli. Allahü Zülcelal'de tamamen emri İlahiye teslimiyette yok olmuş. Varlığı da onunla devam eden hayırlı kimselerdir onlar. Sehl bin Abdullah Allahü Zülcelal'in ve YENTEHUNE AMMA NEALLAH'ın, Allah'ımızın yasakladıklarından da uzaktırlar. Ondan kaçarlar ve kaçındırırlar. Efendimize tabidirler.
Ve hala bunların halleri, yaşantıları, tamamen Cenab-ı Hak'ta büyük bir güvenle teslimiyet içerisindedirler. Davranışları da, onun güç ve kuvvetine tamamen inanıp teslim olmuş, bağlanmışlardır. Maruf-u Kenyi Hazretleri de, Velinin alameti düştü. Allah Celle Celalühü Onların gaybı ve kederleri Mevla'dır. Kalden uzaklaşmak kadar onlara acı hiçbir şey gelmez. Raviyetü'l Adeviyye annemizin buyurduğu gibi, bir an Allah'tan gafil olmak, bize cehennem ateşinde yanmaktan daha kötüdür demiştir. Onların gayret ve çabaları hep Mevla'dır ve firar ruhum bile her zaman ona yönelirler. Bir evliyaullah'a samimi olarak canı gönülden nazar etmek, senin ve benim elli yıllık ibadetimden daha da üstündür. Sehre verdiği Hazretleri, Suhre verdiği Hazretleri, Eşşehir, Ömer'in Suhre verdiği, Dakikdesallahu sübhanallahü ve onları tarif ederken, Aslında bu güç ve kuvvet sadece bunlarda değil, hepimizde var.
Allah bizim gönlümüze ne vermiştir? Bir nur vermiştir. Kendisine iman edecek hususiyeti yerleştirmiştir. Kabiliyeti vermiştir. İdrak vermiştir. Akıl vermiştir. Ruh vermiştir. Fehim anlayış vermiştir. Kendisi ile münasebet kuracak aletleri de yerleştirmiştir. Kaf Suresi'nde ifade buyurulduğu üzere. Onları harekete geçirmişlerdir. Dağın içerisindeki madeni bizzat fabrikaya götürüp dişlemek suretiyle, o madende bulunan altın ve gümüşü çıkartmışlardır. Onlar onlar kendilerinde bulunan Hilafetullah sırrını, Hilafetullah sırrını, yeryüzünde Allah'ımızın adına emirlerini icra etme sıfatını, ve Adem'e kesimlerin hepsini öğrettik. Sır ve madenini bir mürşid-i kamilin kapısında teslim olarak, edep ve erkanla bunları ortaya çıkartarak, Allah'ın seçtiği ve sevdiği halis kullarda bulmuşlardır. Yine onlar öyle bir hale gelmiş ki, edebi ile erkanıyla adeta edep onlarda aklın tercümanı olmuştur.
Velhasıl vasıf ve sıfatları bitecek gibi değil. Son olarak onlar şu güzel hasletleri üzerlerinde toplamışlardır. Cometdirler, Velhay'ya Rabbi Zülcelali, mütcelalimizden utanırlar. Doğrudurlar. Emanetleri yerine getirilenler. Tevazuludurlar. Alçak gönüllüdürler. Ve şeca. Küfre karşı çok cesurdurlar. Hilim sahibidirler. Sabırlıdırlar ve şükür sahibidirler. Velhamdülillahi Rabbil Alemin. Enfakru. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.