Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Insanlar iki hususta taklittedir buyuruyor. Birisi sıhhat ve afiyet ve bir de boş vakit. Vaktin değerlendirilmesi hususunda İhşirah suresinin en son Ayet-i Celilesi hem bize vaktimizi değerlendirmeyi, hem de tatilimizi, istirahatimizi, her şeyimizi ifade eder bu Ayet-i Celile. Mesela tatilde ne yapacağız, işte bir yere gireceğiz, orada ne işler göreceğiz hep bunların ifadesi Allah'ımızın Kelam-ı İlahisinde geçiyor esrar. Diyelim ki biz bir öğrenci olarak okuldayız, okulumuz bitti, sırtüstü yatın buyurmuyor Cenabı Hak. Ben Sad, tekrar yoruldum. İstirahatı ne olacak bunun? O istirahat anında bile bunu batılılar ifade ediyor mesela Newton diyor ki ben fizik çalışırım, fizikle meşgul olduktan sonra cebirle uğraşırım, matematikle uğraşırım rahat ederim. Üstat-ı Ali'mize o zamanki ifade ile yüksek mimar mühendis derlerdi.
Şimdi bu tabir kullanılmıyor. Bunlardan birisi diyor ki insanın kafasının gönlünün rahatlığı diyelim ki Kuran Azimüşşan okuyor, yoruldu Kuran Azimüşşan okurken. Bu yorgunluğu diyor atış, çekilip bir tarafa oturuş değildir. Eline tesbihini alır, Kuran-ı Kerim okumuş. Artık durumuna göre diyelim bir cüz okumuş ama yorulmuş. Yorulunca eline tesbihini alıp, Estağfurullah el azim, estağfurullah el azim. Şimdi Kuran-ı Kerim'i okuduk ya, okuduğumuz ayetlere acaba bizim yaşantımız ne kadar muvafık diye almış tespih eline, estağfurullah el-alim, benim halim durumum Ayet-i Celileye uymuyor diye. Mesela ne uymuyor bizim hangi halimiz, hangi tabiatımız uymuyor. İnsan, insan bela ve musibetlerle kuşatılmıştır. Bela ve musibet onun alnının ortasına yazılmıştır. Esanı Ayet-i celilesine bildiriliyor. Ananın karnında zaten bir zorluk. Zorluk üzerine zorluk buyuruyor Cenab-ı Hak.
Bakın ananın karnında başladı bu iş. Daha sonra doğduğunda zaten güldüğü yok ya ağlıyor çocuk ağlıyor. Ondan sonra, bundan sonrasında malum işte. Bütün sıkıntı, dertleri. Diyelim ki çocukluktan kurtulduğu bir okul dönemi var. O da bir sıkıntı. Derslerini öğrenmesi ve başarırsın. Bu o anda sıkıntılı ama okulunda bitirdi. Bitirdi ama bunun daha birçok görevleri var, vazifeleri var. O yüksek okulları var. Onları da bitirse dahi nesi var? Yüksek lisansı var, bunun asistanlığı var, doçentliği var, profesörlüğü var. Yine bitmez. Hem maddi hem de manevi birçok sıkıntıları. Gelin bunu hülasa edelim. Rabbimizin Kuran-ı Kerim'de ifade buyurduğu üzere, Bakara Suresi'nde yüz elli beşinci Ayet celle bütün cenazelerde okuruz biz. Burada bütün bildiriliyor.
Başımıza gelen sıkıntılar, çocukların emekli oldum, rahat edeyim, benim hem çok güzel bir evim de var, tatil evim de var, orada rahat ederim desen yine eğleniyorum. Bir bakıyorsunuz tansiyon çok yükselmiş, şeker başlamış, kalp başlamış, romatizmalar başlamış, kireçlenmeler vesaireler, böbrek, ciğer yine rahatsızlık bitmez. İnsan bununla kuşatılmıştır. O zaman ne yapacağız biz? Şunu yapacağız. İşin bütün sonucunu hidayetle, Allah'ımıza teslimiyetle, ona ubudiyetle, ibadet ve taatle bitireceğiz. Şimdi doğudaki sıkıntı Van'da Erciş'te sıkıntı. Bunu biz nasıl halledeceğiz bu sıkıntıyı hakikaten büyük bir değer. Adamın Sarraf üzerine kendisi altın satıyor, bu kıymetli eşyayı pazarlıyor. Olduğu gibi yerin dibine bakmış. Ticaret yerleri mahvolmuş. Diyorlar bizim işimiz gücümüz her şeyimiz bitti diyor. Baktı evimiz de öyle.