Çok insanımız bilhassa gençleri zehirliyordu. Sonra daha başka bir uyuşturucuun şekilleri var. Bunu ben şimdi şu güzel mescitte Sultanımızın huzurunda anlatamam. Siz bilirsiniz. O kullanılanlar bunlar ne yapıyor? Kendinden geçiriyor. Mesela diyelim ki sahnede bir tanesini açamam, o kadar diyelim. Onu dinledikleri zaman kendilerinden geçiyorlar. Hayvani duygular dahi konluyor. Hatta o gibi toplantılarda dışarıda ambulanslar bekliyor. Hastaneye götürüyorlar, faizliyorlar çünkü. Ondan sonra daha başka bütün enerjiyi kendisinde toplayın. Bunu diyebilirim ampul. Bununla bütün enerjiyi vücuduna depolamak suretiyle sonunda ne meydana getiriyor? Öyle bir hale geliyor ki, vücudumda çok büyük arızalar açıyor. Dişlerini döküyor. Bir diğer iğne ismini vermiyorum. O da böbreklerinde çok büyük tahribat yapıyor. Böyle bir hayat. Bu nedir? Bu kullanılan niye kullanıyorlar?
Bu kullanır kendilerinden geçiyorlar, tatmin olurlar bununla. Bu tatmin olma onları bir yere kadar götürüyor, sonu hep hüsranla neticeleniyor. Çünkü maddi olan ne varsa, onlar geçicidir. Cenabı Hak ile buyuruyor zaten. Ve Ziret ettim ya. Onların hayırsız olduğu, hayır olanın uhrevi ameller, Kurduğu beyan buyruluyor. Şimdi, onların kullandığı O fiil, yapmış oldukları hareketler nedir? Hep itici, hep bitecek olan, sonra sonu dediğimiz gibi hezimet kılan fiiller ama okuduğumuz ayet-i celiliyete manevi olan değerde hiçbir zaman eskimez bizim ahiretimize faydalı, yararlı olanlardır. Mesela biz yiyecekler, neler? Etiydi, sütüydü, ekmeğiydi, aşıydı vesairesiydi. Bunlar ne yapar? Şu vücudumuzu besler. Bu yiyecekler, mesela bir buz zorlanına konmasa da yaz günü diyelim dışarıda katsa kokmaya başlar. Bu havada bile derine göre bozulur Ama Allah'ımızın değer verdiklerinde bozulma olmaz.
İbadetlerinde, taatlerde, fikirlerde, fikirlerde, Bunlarda bozulma olmaz. Şimdi o maddi olan değerde şu vücudumuzu bessel, bu vücudumuzla toprağa girdiği zaman ortaya çıkacak manzara malum. Manevi olan gıdalarıysa mesela biz burada yatsı namazını kıldık. Bu nedir? Bu ebedidir. Bizimle beraber gece ötekiler gitmez. O bizimle gidecek. O nevizi besler, ruhumuzu besler. Yunus Emre'nin dediği gibi, tender ölür, canlılar bilesi değil. Yani ruhlarda bir ölüm yok. Şimdi aklımızı başımızdan toplayıp da düşünecek olursak, nedir? Ebedi olanı seçeriz. Bizimle daim olan nimetleri seçeriz. Mesela onlar o zararlı olan maddeleri kullanıyorlar ve helak oluyorlar. Biz mesela, Zikubal ile neden kendimizden geçemiyoruz? Bizdeki değerler ruhani ve manevi ilahi değerler sayılamayacak kadar büyük bir nimete, maddi görüp, çok büyük bir nimet.
Onların ki burada, onları rezil edip, yok eden hayatını mahveden susardı ama ruhani kaynağı pek şu. Allah'ımızın kitabı, bir deniz, yedi deniz daha ilave edinirse Allah'ın yüce kudreti bitmez. Yedi batın yetmiş bin batın mana verirse, yine bitmez. Şimdi, onlar sahnelerini dinleyip bayılıyor. Biz Allah'ımızın kitabını dinlediğimizde neden feyiz etmiyor? Mesela görürsünüz o Ramazan-ı Şerif'ten de böyle Kuran-ı Kerim okunacağı zaman cemaat dışarı çıkar, alır üç beş kişi. Ondan sonra mesela burada Çoğu yerlerimizi ölen tesbih haklar, Onun yanında Kuran-ı Kerim'ler Sabahları, Vallahü'l-ellebillah illa ruh yatsı namazından sonra Amenerrasulü onu bir de dinlemeye tahammük yok. Mesela namaz zarane de bir imam için husus suresi imzaya topladılar. Namazı geç kaldırıyor diye adamı mesleğinden gitmek için gayret ediyorlar. Bir diğeri o sahnedeki neyi dinlerken kendinden geçiyor.