Ümmet-i Muhammed'in Üstünlüğü ve Cennet Ehli Olma Sırları
Ümmet-i Muhammed'in Üstünlüğü ve Cennet Ehli Olma Sırları kaydında Bu ümmet-i Muhammed'in üstünlüğü hakkında Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyurdular ki geçmiş ümmetlerin ömrüne nispetle sizin ömrünüz dikinde namazı vaktiyle güneşin batması arasındaki zaman gibidir. Sizin Yahudilerin ve Nasara'nın hali şuna benzer, işçi çalıştırmak isteyen bir adam dedi ki kim benim için birer kıraata günün yarısına…
Bu ümmet-i Muhammed'in üstünlüğü hakkında Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyurdular ki geçmiş ümmetlerin ömrüne nispetle sizin ömrünüz dikinde namazı vaktiyle güneşin batması arasındaki zaman gibidir. Sizin Yahudilerin ve Nasara'nın hali şuna benzer, işçi çalıştırmak isteyen bir adam dedi ki kim benim için birer kıraata günün yarısına kadar çalışır, Yahudiler günün yarısından ikindi vaktine kadar çalıştı, o kimse sonra kim benim için bir kıraata günün ortasından ikindi vaktine kadar çalışır, Nasara birer kıraata çalıştı, sonra şöyle dedi, kim ikindi vaktinden güneşin batmasına kadar ikişer kıraata çalışır? Dikkat ediniz. Siz ikindi vaktinden güneşin bakmasına kadar çalışanlarsınız, dikkat ediniz sizin ücretiniz iki kattır. Yahudiler ve Nasara kızdılar, biz çok çalışıyor, az ücret alıyoruz dediler. Allahutaala onlara hakkınızı vermekte size zulmettim mi buyurdu. Hayır dediler.
Allahutaala buyurdu ki o benim dilediğime, verdiğime, benim dilediğime verdiğim bir ihsandır. Ebu Hüreyre radiyallahu anh'dan rivayetle aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyurdular ki ümmetimin içinde beni en çok sevenler benden sonra gelen elini ve malını beni görmeye feda eden kimselerdir. Resulullah Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem onların şiddetli muhabbetlerini temenni eder. Onların birisi ki ehlini ve malını beni görmek için ve bana vasıl olmak için fedai değdi. O kimseler bu sıfatla sıfatlanmışlardır. Yine Enes radiyallahu anh hazretlerinden rivayet edilmiştir. Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, Allahü Teala'nın kullarından öyleleri vardır ki Rabbi Zülcelal'imiz bir şey için yemin etseler muhakkak o şey yerine getirilir. Ümmetimden Allahu Teala'nın emirlerini yerine getirenler eksik olmaz.
Onlara karşı koyanlar, küçük düşürmek isteyenler hiçbir zarar yapamazlar. Allahu Teala'nın emri gelinceye kadar onlar bu hasletleri üzere olurlar. Şam toprağında benim ümmetimden Allahu Teala'nın emirlerini yerine getiren kimseler eksik olmaz. Onları zelil etmek, onlara karşı çıkmak isteyenler hiçbir zarar yapamazlar. Allahu Teala Hazretlerinin emri şerifi gelene dekten murat, kıyamettir. Onlar o hasletleri üzere olurlar. Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh'tan rivayetle ben kardeşlerimi görmeyi severim. Ashab-ı Kiram dediler ki ya Resulallah biz senin ihvanın kardeşlerin değil miyiz? Buyurdular ki siz benim ashabımsınız, kardeşlerim o kimselerdir ki gelmemişlerdir. Benden sonra gelirler, ben onların feraatiyim. Yani evvel gidip azim olanları onlar için hazırlarım. Babın evvelinden buraya kadar zikrinunan Hadis verir. Sahih Hadislerden mevcuttur.
Enes radiyallahu anh'den rivayetle Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz ümmetim yağmur gibidir. Önce gelenler mi yoksa sonra gelenler mi üstündür bilinmez. Hadis-i Şerif ile evvelkilerin sonrakiler üzerine üstünlüklerinde tereddüt etmemelidir. Zira önce gelenler sonra gelenlerden zamanlarının sonraki zamanlardan kıymetli olacağından üstündürler. Hadisi Şerif'te tereddütten murat faydalı olmalarındadır. Dinin neşretmekte, hakikat ile faydalı olmaktadır. Yağmur önce ekini bitirir, sonra sapı üzerine durduğu halde o hale gelince olgunlaştırır. Terbiye eder. Yağmurun faidesinden evvelinde mi sonunda mı olduğu bilinmez. Böylece bu ümmette de evvelkiler dini kaim kıldılar, kurdular, sonrakiler zamanla insanların bozduğu dini doğru olarak önceki gibi kurdular.
Ümmet-i Muhammed'in Üstünlüğü ve Cennet Ehli Olma Sırları ne anlatıyor?
Ümmet-i Muhammed'in Üstünlüğü ve Cennet Ehli Olma Sırları kaydında Bu ümmet-i Muhammed'in üstünlüğü hakkında Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyurdular ki geçmiş ümmetlerin ömrüne nispetle sizin ömrünüz dikinde namazı vaktiyle güneşin batması arasındaki zaman gibidir. Sizin Yahudilerin ve Nasara'nın hali şuna benzer, işçi çalıştırmak isteyen bir adam dedi ki kim benim için birer kıraata günün yarısına…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu Hadis-i Şerif'te işaret olunmuştur ki muhakkak bu ümmetin ahiri sonra gelenleri hayır ve salahta dinin kuvvetli olmasında öncekiler gibi olur. O rivayet üzerine Hadis-i Şerif'e bildirildiği gibi Mehdi Hazretlerinin gelmesi mahallinde İsa bin Meryem Ala Nebi yine Vali Aleyhisselam Hazretlerinin gelmesi nüzulü vaktinde geçmiş ümmetlerin aksine olarak çok kuvvetli olup önce gelenlere benzeyecektir. Zira onların geçmiş ümmetlerin sonra gelenleri dini tebdil ve Kitabullah'ı tahrif ettiler. Hadid Suresi'ndeki on altıncı ayet-i celilede Kuran-ı Kerim'den evvel kitap verilenler gibi olmayın. Onlar kendileri ile peygamberleri arasındaki zaman uzayınca kalplerine kasvet yerleşip çoğu dinden çıkıp kitaplarına göre ameli terk ettiler. Sure-i Ali İman'da yüz onuncu ayeti kerimenin tefsirinde Allahu Teala sizler bütün insanlar içinde en iyi bir ümmetsiniz, cemaatsiniz buyurulmuştur.
Onlar ümmeti Muhammed'dir. Ondan evvel Hazreti Musa'dan, Hazreti Davut'dan, Hazreti Süleyman'dan, aleyhimüsselam, gayrı bir peygamber harp ile emrolunmamıştır. Onlar küffar ile harp ederler. Küffarı, kafirleri dinlerine dahil ederler. Onlar insanlar için hayırlı ümmet olurlar idi. Allahu Tebarake ve Teala Hazretleri insanlar için hayırlı olan ümmet seçti. Yine raviler ifade buyururken, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri'nin sizler bütün insanlar içinde en iyi bir ümmetsiniz, cemaatsiniz, kavli şerifin de Al-i İman suresi yüz onuncu ayeti buyurdu ki siz yetmiş ümmeti Allahu Teala katında onların en iyisi ve mükerremi olarak tamamladınız, buyurmuştur. Daha önce geçen yetmiş ümmetten Allahu Teala katında en iyisi ve mükerremi bu efendimiz aleyhissalatu vesselamın ümmetidir. Hazreti Ömer radıyallahu anh'den rivayet bulunmuştur.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki bütün peygamberlere ben girmeden evvel cennete girmeleri haram kılınmıştır. Yine bütün ümmetlere benim ümmetim girmeden evvel cennete girmeleri haram kılınmıştır. Cennet ehli yüz yirmi saf olur. Sekseni bu ümmetten, kırkı sahip ümmetlerdendir. Efendimiz buyurdular ki sallallahu aleyhi ve sellem Nuh aleyhisselam kıyamet gününde gelir. Ona denilir ki risaletini kavmine tebliğ ettin mi? Nuh Aleyhisselam der ki, evet ya Rabbi, ümmetinden sual olunur ki Nuh size tebliğ etti mi onlar inkar edip bize korkutucu kimse gelmedi derler. Sonra Nuh Aleyhisselam'a denilir ki, şahitlerin kimdir? Buyurur ki Muhammed Mustafa Aleyhissalatü Vesselam'ın ümmetidir. Efendimiz buyurdular ki siz gelirsiniz ve Nuh Aleyhisselam tebliğ etti diye şehadet gidersiniz.
Sonra Efendimiz böylece size insanlara şahit ve örnek olmanız olan Bakara suresinin yüz kırk üçüncü ayeti kerimesini okudular. Bu ayeti kerime nazil olunca Yahudi ileri gelenleri Muaz Bin Cebel'e kıble hakkında dediler ki Muhammed bizim Kıblemizi hasedinden dolayı terk etti. Bizim Kıblemiz Enbiya Aleyhimüsselam kıblesidir. Bizim insanlar arasında adil olduğumuzu aleyhissalatü vesselam Efendimiz bilir dediler. Muaz Radıyallahu Anh muhakkak halk üzere ve adil olan biziz. Allahu Tebareke ve Teala Hazretleri, maali şerif bunun gibi sizi adaletli ümmet kıldık. Ayeti kerimesinde bunu beyan buyurdu. İbrahim Aleyhisselam ve zürriyetini seçip ayırdığımız gibi sizi de seçilmiş ve adalet üzere olan ümmet kıldık buyruldu. Bu da onun gibidir. Dinde eksikliği fazlalığı olan din ehlinin ikisi de zemmedilmiştir. Bize Abdulvahid bin Ahmet Ebu Said-i Kudri Radıyallahu anh hazretlerinden haber verdi.
Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ikindi namazından sonra bizim aramızda durdu. Orada kıyamete kadar olacak şeyleri terk etmekten zikretti. Bir gün hurma ağaçları arasında bir duvarın yanında durup buyurdu. Agah olun, dikkat edin. Dünyanın ömründen geçen zamana nispetle kalanı bugünün kalan zamanı kadar bile değildir. Bu ümmet yetmiş ümmeti hepsinin iyisi ve ekremi olarak tamamlar. Cenabı hak yukarıda zikronunan ayeti kerimenin devamı olan böylece insanlara şahit olacaksınız kavli şerifini okudular. Sonra böylece insanlara şahit olacaksınız. O dedi ki insanlardan hakkı terk edenler üzerine Ümmeti Muhammed şahittirler. Resul de bizim üzerinize sizin üzerinize şahittir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam Hazretleri de onları ta'dil ve tezkiye edici olur. Bunun beyanı şudur ki muhakkak Allahü Teala şanıhu, evvelin ve ahirini cem eder.
Yani Allahü Teala kıyamet günü bütün insanları yüksek bir yerde toplayınca kafirlere size hiç uyarıcı, sakındırıcı peygamber gelmedi mi buyurur, Onlar bize korkutucu, sakındırıcı ve müjde verici kimse gelmedi derler. Cenabı hak Enbiya Aleyhimüsselamı, bundan sualden enbiya cevap verirler ki biz onlara vahiy tebliğ ettik. Allahutaala enbiyadan yine sual eder, halbuki her şeyi bilir, şahit tutmaktan dolayı sorar, o zaman ümmeti Muhammed getirilir. Ümmeti Muhammed şehadet ederler, muhakkak enbiya tebliğ ettiler. O ümmetler derler ki bunlar nereden bilirler? Bizden sonra geldiler. Sonra bu ümmetten sual olunur, onlar derler ki Ya Rabbi sen bize resul gönderdin, o resul ile kitap nazil kıldın, o kitapta bize haber verdin, Resullerin ile gönderdiğin haberlerin hepsi doğrudur. Ondan sonra Muhammed Aleyhissalatü Vesselam getirilir, ümmetinin halinden sual olunur.
Onların temiz ve doğru olduğuna şehadet eder. Bana Cebrail Aleyhisselam evvelki gelişinde dedi ki Allahu Tebareke ve Teala Hazretleri sana selam söyledi ve buyurdu, ya Muhammed ümmetinin üçte birinin azap ve hesap görmeden cennete girmesini mi istersin? Yoksa bütün günahkarlarına şefaat etmeyi mi istersin? Cebrail Aleyhisselam benden sonra işaret etti, şefaatini ihtiyar ettim, sonra ne vakit ki Cebrail Aleyhisselam gitti, ben istedim ki size haber vereyim, o saat yine geldi ve dedi ki muhakkak Rabbül Alemin sana selam söyler ve buyurur ki ey Habibim, ümmetinin yarısının hesapsız ve azapsız cennete girmesini mi istersin yoksa ümmetinin bütün günahkarlarına şefaat etmeyi mi istersin? Ben şefaati ihtiyar ettim ve istedim ki size haber vereyim.
O saat yine geldi ve dedi ki muhakkak Rabbin selam söyledi ve buyurdu ki ey habibim ümmetinin üçte ikisinin hesap ve azap olunmadan cennete girmesini mi istersin yoksa ümmetinin bütün günahkarlarına şefaat etmeyi mi? Ben şefaati ihtiyar ettim ve istedim ki size haber vereyim. O saat yine geldi ve dedi ki muhakkak Rabbin sana selam söyler ve buyurur ki Vedduha suresinde ya Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem, onlar bana ve sana iman getirseler ve beş vakit namaz kılsalar, farzları eda etseler ve senin sünnetini yerine getirseler sen razı oluncaya kadar şefaat etmene izin veririm. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bana kafir gelir, bana kafi gelir. İleride kıyamet günü Rabbin sana şefaat makamı vermekte hoşnut dolacaksın. Tespih et, namaz kıl ki Allah'ın rızasına eresin buyuruldu. İbn-i Abbas Radıyallahu Teala Anhınma Hazretleri'nden rivayet olunmuştur.
Cenabı hak Hicr suresinin ikinci ayetinde kafirler dünyada hezimet yahut ölüm anında kıyamet azabı vukuunda Müslüman olmaklığı temenni ederler. Denildi ki kafirler cehennemde müminlerin günahkarlarını görüp siz Müslümanlar iken cehennemdesiniz, İslam'ın yani siz Müslümansınız, size dininiz İslam ne faide etti derler. Bir zaman sonra Cenabı Hak fazla ve rahmetiyle o Müslümanları ateşten çıkarıp cennete gittiklerinde kafirler o vakit ne olaydı biz de ehli İslam'dan olsaydık derler. Kafirlerden Müslüman olmayı temenni etmeyen çok az kimse vardır buyurulmuştur. Hicr suresinin ikinci ayetinde. Yine ifade edildiğine göre bize nakledildi ki Osman bin Maz'un Radıyallahu Anh Hazretlerinin bir oğlu vefat etti. Ondan dolayı üzüntüsü çok olup mahzun oldu. Evinde oturdu, evinde bir mescit bina etti, orada ibadet ederdi.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki onu benim yanıma getirin, onu cennet ile müjdeleyin. Sonra onu efendimizin yanına götürdüler. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyurdular ki bil ya Osman ki muhakkak cehennemin yedi kapısı vardır ve cennetin sekiz kapısı vardır. Cennet kapılarından her birine gittiğinde oğlunu orada görüp Allahü Teala'dan sana şefaat eder halde olduğunu görmeye razı olmaz mısın? Osman bin Maz'un Radıyallahu anh ya Resulallah razı oldum dedi. Sual edildi ki ya Resulallah bizim oğullarımız da böyle olur mu buyurdular ki evet olur. Kıyamete kadar ümmetimden sabreden ve sevap isteyen herkese de böyleydi diye buyuruldu. Resul-i Ekrem Efendimiz buyurdular sallallahu teala aleyhi ve sellem, bir alem vardır ki Beyda ve melsadır, beyaz ve düzdür, gümüş gibidir. Bu dünyanın yedi büyüklüğünde ve melekler ile doludur.
O şekildeki bir iğne açan yere düşmez belki meleklerin üzerine düşer. Onlardan her bir melek elinde bir alem bayrak vardır ki üzerinde La ilahe illallah Muhammedurresulullah yazılmıştır. Her bir cuma gecesi toplanırlar, o alemin etrafında Allahu Tebareke ve Teala'ya yalvarırlar. Ümmeti Muhammed'in selameti üzerine dua ederler, sabah oluncaya kadar derler ki Ya Rabbi Ümmeti Muhammed'e acı onlara azap etme çünkü sabah olup kıyametten emin olurlar. Ya Rabbi uslidenleri cumaya hazırlananları af eyle, istediklerini bağışla diye dua ederler. Bayraklarının uzunluğu kırk fersah olur, dua ettiklerinde ağlayarak seslerini yükseltirler. Rabbül Alemin onlara ne istersiniz diye buyurur, derler ki ümmeti Muhammed'e affetmeni isteriz. Allahu Zülcelal affettim buyurur. Ümmeti Muhammed'e Ramazan-ı Şerif'e beş şey verir ki onlardan başka kimseye vermemiştir.
Ramazan'ın ilk gecesi olduğu zaman onlara bu ümmete rahmet nazarı ile nazar buyurur. Her kime ki Allahu Sübhanehü ve teala rahmet nazarı ile bakar, ona azap etmez. İkincisi Allahu Teala meleklere buyurur, bu ayda ibadetleri bırakın, ümmet-i Muhammed'e istiğfar edin. Üç, Allahu Teala şanuh Celle Celalü cennet meleklerinin reisi Rıdvan'a buyurur cenneti süsle ve kapılarını aç ümmeti Muhammed'den bir kimse bu ayda ölürse cesedi gelinceye kadar ruhu cennete dahil olsun, dört. Rabbi Zülcelal'imiz cehennem meleklerinin reisi Malik'e cehennemin kapılarını bağlaması için emreder. Eğer bu ümmetten isyan edenlerden birisi ölürse Ramazan ayı geçene kadar cehennemde azap bulunmasın. Beşincisi Cenabı Hak onlara Kadir gecesini verir. Hatta eğer bir kimse o gecede Allahü Teala Hazretlerine ibadet ise günahlarını affeder. O gece de cehennemden azat olur.
O gece de bütün Ramazan ayı müddetince azat olanlar kadar mümin azat olur. İsa bin Meryem aleyhisselam gökten iner müminlerin emiri Hazreti İsa'ya gel bize imam ol der. Hazreti İsa buyuruyor sizin bazınız bazınız üzerine eminsiniz denildi ki ya Resulallah niçin o zamanda Allahu Teala Müslümanlar üzerine emiri kendilerinden yapar buyurdular ki bu ümmetin emirlerini kendilerinden kılmak bu ümmete ikramdır ve şanlarının büyüklüğündendir. Allahu Zülcelal buyurur ya Adem, Adem aleyhisselam der ki lebbeyk buyur Ya Rabbi. Hayır senin elindedir. Allahutaala buyurur nara, müstahak olanı gönder, Adem'dir ki nara müstahak nedir, ne kadardır? Rabbi Zülcelal'imiz her birinde dokuz yüz doksan dokuzu o zaman çocuk yaşlı olur, hamile kadınların çocuğu dünyaya gelir, insanlar sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi görünürler, Allahü Teala'nın azabı çok şiddetlidir.
Ya Resulallah hangimiz o binden, o binde birden oluruz diye sorduk. Bana müjdelediler sizden bir Ye'cüc ve Me'cüc'den bin olacaktır. Sonra buyurdu nefsim kudretinde olan Allah'u zülcelal'e yemin ederim ki cennet ehlinin dörtte biri siz olursunuz. Biz tek bir getirdik sonra siz cennet ehlinin üçte biri olursunuz. Yine tek bir getirdik siz cennet ehlinin yarısı olursunuz. Yine tek bir getirdik. Müslim hadis kitabını şerhiden Rahimehullah demiş ki bir rivayette bir ahir hadiste buyurdular ki siz cennet ehlinin üçte ikisi olursunuz. Cennet ehli yüz yirmi saf olacak. Seksen safı ümmetimden olacaktır. Müjdeler olsun size ki şüphesiz sizden bir şahıs ehli cennet yecüc ve mecücden bin şahıs ehli nar olur. Sonra buyurdular ki o Allahutaala hakkı için ki benim nefsim yedindedir. Ben rica ederim ki cennetlik olan bir kişi siz olursunuz.
Sizin bütün insanlara nispetle yazlık bakımından durumunuz beyaz bir öküzün üzerinde bulunan bir siyah kıl gibidir. Bu derece az olmanıza rağmen ehli cennetin yarısı olursunuz. Muhakkak benim havuzumun iki ucunun arası ile muhakkak benim havuzumun iki ucunun arası eyle ile adem arasındaki mesafeden uzaktır. Eyle bir beldedir ki Bahr-i Ahmer kızıl denizin Şam tarafındadır. Oradan Aden'e bir buçuk aylık miktarı yol olur. Muhakkak onun bardaklarının sayısı yıldızlardan çoktur. Bir kimse kendi havuzına başkalarının develerinin girmesine nasıl mani olursa ben de ümmetimden başkalarını havuzumdan men ederim. Dediler Ya Resulallah siz bilir misiniz? Buyurdular ki evet sizi bilirim. Sizin için bir alamet olur ki başka ümmetlerde olmaz. Siz yüzleriniz, elleriniz ve ayaklarınız abdestin eserinden ak nurlu bulduğunuz halde gelirsiniz buyrulmuştur. Daha bu ümmetin fezaili hakkında ifade edilmiştir.
Yalnız bu ümmet ifade edilirken Kuran-ı Azimüşşan'ı okuyan, okuduğuyla amel eden, hikmeti ile kamil olan, hayatının her anını sünneti seniyye ile tezyinden kimselerdir. Velhamdülillahi rabbil alemin el-Fatı.
Kaynak: Genel
Ümmet-i Muhammed'in Üstünlüğü ve Cennet Ehli… | Mihmandar