Uhud Savaşı ve İmanın Sırları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz azizine işlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bugünkü bölümümüze. Uhud Savaşı'yla bağlantılı olan ayet-i kerimeler mealleri ve açıklamalarını aktarmaya devam ediyorduk. O vakit siz harp meydanından boyuna uzaklaşıyor,…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz azizine işlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bugünkü bölümümüze. Uhud Savaşı'yla bağlantılı olan ayet-i kerimeler mealleri ve açıklamalarını aktarmaya devam ediyorduk. O vakit siz harp meydanından boyuna uzaklaşıyor, bir kimseye dönüp bakmıyordunuz. Halbuki Rasulullah arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Cenabı Hak sizi keder üstüne kederle cezalandırdı. Bazınızın katli hatta Resulullah'ın katli olduğuna dair şayi olan yalan vesaire gibi gam ve kederler her tarafınızı ihata etmişti ki fevt ettiğiniz zafere ve emvali ganimete mahzun olmamanız ve hezimet gibi şeylere mükedder olmamanız için Cenabı Hak sizi bu gibi belaya ile müptela kıldı ki bunlar üzerinizden kalkınca mesrur olup geçmişe mahzun olmayasınız. Halbuki Allahutaala sizin cemi amalinizi bilir.
Bütün yaptıklarınızı bilir. Ashabın ekserisi firar edince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ey Allah'ın kulları bana gelin. Ben Allah'ın Resulüyüm. Muharebe edin. Firar etmeyin dedi Mervîdir. Rivayet edilmektedir. Sonra o kederin ardından Cenabı Allah üzerinize öyle bir eminlik öyle bir uyku indirdi ki içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümrede canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyet zannı gibi hakkın gayrı bir zan besliyorlar ve bu işten bize ne diyorlardı. Habibim sen onlara de ki Nusret ve düşmana galebe Allah'ın yediğindedir. Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki eğer bizim re'yimizle olsaydı Muhammed'in sözleriyle buraya gelip de burada katlolunmazdık.
Habibim sen onlara cevabendeki eğer siz kendi evlerinizde olmuş olsaydınız kendi üzerine katlolunması takdir olunan kimseler katlolunacakları mahalle çıkarlar ve mukadder olan muayyen vakitte orada katlolunurlardı. Allahü teala sizi mağlup etti ki kalplerinizde olan şeylerle müptela kılıp ve kalbinizde olan şek ve şüphe gibi fenalıktan sizi tathir yani sizi temizlesin ve kalbinizde olan ihlası veya nifakı izhar etsin, ortaya çıkarsın. Mümin olan münafıktan ayrılsın. Zira Allah Teala kalplerde olan şeyleri bilir. Hak Teala Hazretleri münafıkların şu bizim re'yimizle olsaydı biz buraya gelip katlolunmazdık sözlerine üç suretle cevap vermiştir. Birincisi evinde bulunmak o makamda katli mukadder olan kimsenin katline mani olamayacağı. İkincisi bu inhizam sebebiyle müminlerle münafıkların seçili vermesi.
Üçüncüsü bu iptila sebebiyle müminlerin taip ve müstahfir olarak günahlarından tathir olunacağı yani tövbe eden ve istiğfar dileyen bir şekilde günahlarından temizleneceklerini ifade ediyor ayet-i kerime. Hakikat iki ordu karşılaştığı gün içinizden geri dönenler yok mu? Onları irtikap ettikleri bazı şeyler yüzünden ancak şeytan kaydırmak istedi. And olsun Cenabı Allah yine onları affetti. Çünkü Cenabı Allah şüphesiz çok yarlı arayıcıdır, Alimdir, ukubet de ceza da acele edici değildir. Kesbettikleri bazı günahlarla Murat, emri Resulullah'a muhalefet edip yerlerini terk etmeleridir. Şeytanın ayaklarını kaydırmasının günahları sebebiyle olduğunu beyan etmek müminleri ibrete davet etmektir. Çünkü bütün hataların vuku bulması insanın kendi keşfettiği, kazandığı günah olduğunu beyanla şeytanın şerrinden mason kalmak da hatalardan tevakkiyye, sakınmaya bağlı olduğunu bildirmektir.
Uhud Savaşı ve İmanın Sırları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz azizine işlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bugünkü bölümümüze. Uhud Savaşı'yla bağlantılı olan ayet-i kerimeler mealleri ve açıklamalarını aktarmaya devam ediyorduk. O vakit siz harp meydanından boyuna uzaklaşıyor,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ey müminler o kimseler gibi olmayın ki onlar kafir oldular ve kendi ihvanları ticaret için arz üzerine misafiretle diğer beldelere gidip öldüklerinde veyahut muharebeye gidip katlolunduklarında onlar derler ki eğer bizim yanımızda olsalar ve gurbete gitmeselerdi ölmez ve katlolunmazlardı. Vefatlarına veya katillerine gurbette bulunduklarını sebep addederler ve katli ve vefatı Allah'tan bilmezler. Şu halde siz onlar gibi olmayın. Çünkü her şey Cenab-ı Allah'ın halkı ve takdiri iledir. Şu sözleri kalplerinden edamet ve hasret olması için Allahü Teala onların kalplerine getirdi ve söylediler. Binaenaleyh sui akidelerinin, kötü inançlarının cezasıyla mücazat olunurlar. Cezalandırılırlar. Halbuki insanı dirilten ve öldüren Allah'tır ve Allah sizin amellerinizi görür ve bilir.
Zat-ı Uluhiyetime yemin ederim ki fisebilillah katlolunur veyahut ecelinizle vefat ederseniz Cenabı Allah'tan nail olacağınız mağfireti azime ve rahmet-i ilahiye onların cem edecekleri dünya menfaatinin cümlesinden hayırlıdır ve hangi vechiyle ölseniz veya katlolunsanız ancak huzur-u ilahide cem olunacaksınız. Fahri Razi'nin beyanına nazaran bu ayet-i celile münafıkların ezha-ı İslamiyeyi teşvik için ortaya attıkları şüpheye cevaptır. Yani İslami manada düşünen zihinleri karıştırmak için ortaya attıkları şüpheye cevaptır. Ölüm vakidir. Kurtuluş yoktur. Şu halde elbette vaki olacak olunca Allahü tealanın rızasını tahsil yolunda ölmek dünya lezzetinden daha hayırlı değil mi demektir. Tefsir-i Hazin'de beyan olunduğu vechile bu ayet-i celilede ubudiyet makamının üç mertebesine işaret olunmuştur. Birincisi insanın ibadeti Allah'ın azabından korkusuna.
Binaenaleyh olur ki lema firatum min Allah ile işaret olunmuştur. İkincisi cennete tamah ederek nail olmak için ibadet eder ki ve Rahmetün lafzıyla işaret olunmuştur. Üçüncüsü ancak rızayı ilahiye nail olmak için ibadet eder ve ibadetinden başka bir maksadı da olmaz. Bu gibi kimselerin ihlası diğerlerinden ziyade olduğundan Cenab-ı Hakk'ın tecelliyatına mazhar olurlar. Bu cihetle de cümlesiyle işaret olunmuştur. Allahü Teala'nın sana nazil olan rahmeti sebebiyle Habibim sen onlara yumuşaklıkla söz söyledin. Eğer sen kötü ahlaklı, kalbi katı onlara fena söyler ve şiddetle muamele eder olsaydın onlar senin etrafından dağılırlardı. Eğer onlar kusur ederlerse affet ve onların günahlarına da Rabbinden mağfiret iste ve bazı işlerde onlarla istişare et. Bir işi yapmak kastettiğinde Cenabı Allah'a tefviz-i umur et. Yani işlerini ona havale et.
Zira Allahü Teala zatına tefviz-i umur eden kullarını sever ve onlara muhabbet eder. Sözde yumuşaklık. Söylenecek sözü lisan-ı münasiple yumuşak söylemek hem kalbe daha fazla tesir eder, hem daha çabuk kabul edilmesini temin eder, hem de başlanan bir işin devamını sağlar. Cenabı Hak bunun için Musa ve Harun aleyheyhisselama Firavun'a gidin de ona yumuşak söz söyleyin buyurmuştur. İmam Fahr-i Razi tefsirinde der ki rıfk ve mülayemet Cenabı hakk'ın hukuku ihlal edilmediği vakitlerde caizdir. Bu hudut tecavüz edildiği vakit caiz değildir. Bunun için Cenabı Hak ey Peygamber-i Zişan, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onların tepesine bas buyurmuştur. Müminlere de haddi zinayı yani zina cezasını ikame hususunda yerine getirme hususunda zina eden kadınla erkek hakkında ceza tatbik edilirken Allah'ın dininin bu hükmü üzerinde sizi merhamet tutmasın denmektedir.
Hakikat şudur ki her iki halde de ifrat ve tefrit dinde makbul değildir. Fazilet orta yolu tutmaktır ki bu da sıratı müstakimdir. Bu sırdan dolayı Cenabı Hak vasatı methetmiş ve sizi orta yolu tutan bir ümmet kıldık buyurmuştur. Bilinmelidir ki Biketi Muhammediye'den maksat yani Peygamber Efendimizin gönderilmesinden maksat Resulullah'ın Allah'ın emirlerini mahlukata tebliğ etmesidir. Bu gaye ancak kulların kalplerini bu işe meylettirmekle tahakkuk eder. Bundan başka bu yolda mutmain olmaları da lazımdır. Bunun için de Nebinin Rahim ve Kerim olması ve cezaların tatbikinde sıratı müstakimden ayrılmaması, bazı günahlarını görmemesi, kötülüklerini affetmesi ve onlara her türlü iyiliği göstermesi, şefkat etmesi lazımdır. Bu sebepten dolayı nebilerin bütün kötü ahlaktan müberra olmaları sünneti ilahiyede vacip olmuştur.
Eğer Allahutaala size yardım ederse size galip olabilir kimse olmaz ve eğer yardım etmez de sizi rüsvay kılarsa bundan sonra size yardım edecek kimdir ve kimler yardım edebilir? Elbette yardım edemez ve ancak Allahü Teala'ya müminler itimat eylesin ve mütevekkil olsunlar ki Allah'ın yardımına istihkak kesbetsinler. Fahri Razi'nin beyanı veçile bu ayet-i celile ibadete terhip ve masiyetten tenfirdir. Yani ibadeti teşvik ve masiyetten soğutmaktır, uzaklaştırmaktır, nefret ettirmektir. Çünkü Cenabı Allah'ın nusretine sebep Cenabı Allah'a itaatle rızasını tahsil etmektir. Binaenaleyh nusrat-ı ilahiyeye nail olmak için kulların emri ilahiye muti olmaları itaat etmeleri lazım geldiğine bu ayet-i celile delalet eder. Masiyete cesaret eden Nusret'e nail olamaz. Enbiyadan hiçbir nebi için hıyanet etmek caiz olmadı ve eğer bir kimse hıyanet ederse kıyamet gününde hıyanetiyle beraber gelir.
Her nefse kesbettiği amelin cezası tamamen verilir. Halbuki onlar zulüm olunmazlar. Hıyanet gizlice gayrın hukukuna tecavüz etmektir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem emvali ganimetten bir iplik veya iğne olursa da taksim olunmadıkça almayın. Zira hıyanet dünyada rüsvailik ahirette azaptır buyurmuştur. Fahr-i Razi'nin beyanına nazaran bu ayet-i celile emval-i ganimetin taksimi bazı mevania mebni tehir üzerine, yani bazı manilere binaen bazı manilerden engellerden dolayı gecikmesi üzerine ashabtan bazıları söz etmeye başlayınca Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Cebel-i Uhud kadar altınınız olsa sizden bir dirhemini men etmem yoksa beni hıyanet edecek mi zannettiniz demesi üzerine nazil olmuştur. Hıyanet eden kimse kıyamet gününde çirkin bir suretle tasvir olanıp boynunda takılı olarak rüsvay alem olacağı beyan buyrulmuştur.
Hıyaneti terk edip de Allah'ın rızasına ittiba eden kimse enva-ı hıyanet'i irtikap ederek Allah'ın gazabını icap eden, günahla dönen kimseye müsavi olur mu? Elbette olmaz. Zira Allah'ın gazabını icap ettiren masiyeti irtikap eden kimsenin makamı cehennemdir. Cehennem makam yönünden varılacak ne çirkin makam oldu. Rızayı ilahiye ittiba edip rızanın esbabı olan ibadeti işleyen kimseler illallah Deracat-ı Aliyyeye sahiptirler ve Allahü teala onların amellerini görür ve muktezasına göre, gereğine göre ceza verir. Zat-ı Uluhiyetime yemin ederim ki muhakkak Allahü teala müminlere ihsan etti.
Zira Allahü teala o müminlerin kendi cinslerinden Rasul gönderdi ki o Rasul onlar üzerine Allah'ın ayetlerini okur ve onları hayra sevk etmekle günahlardan tathir eder, temizler ve Kuran'ı onlara öğretir ki o Kuran onların kalplerini tathir eden hikmeti de müştemil olduğundan Kuran'la beraber onlara hikmetle talim eder. Halbuki Resul bağ olunmazdan evvel, gönderilmezden evvel onlar açık bir dalalet içindelerdi. Tefsir-i Hazin'in beyanına nazaran Yevmi Uhud'da ehli iman Resulullah'a ittiba ederek cihat için Uhud'a gidip münafıklar da cihattan dönünce bu ayetin nazil olduğu Mervîdir rivayet edilmektedir. Rıdvan ile murat cihat fisebilillahtır. Allah'ın gazabıyla dönmekten murat cihadı terk etmektir. Vacib Teala Hazretleri bu ayet-i celilede Resulünü beş sıfatta tavsif buyurmuştur. Birincisi o resulün kendi cinslerinden olması.
İkincisi Cenabı Allah'ın ayetlerini ümmeti üzerine tilavet etmesi. Üçüncüsü, ümmetini günahlarından tahkir etmesi, temizlemesi. Dördüncüsü, ümmetine Kuran gibi bir kitabı talim etmesi ve beşincisi, ümmetine hikmet talim etmesi. İnşallah bu konuya ayetleri açıklamaya devam edeceğiz sevgili Necler miyiz? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l Aziz'in Uhud Gazvesi isimli eserinden inşallah teala.