İhsan Mektebi programımızda inşallah Mahmut Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor sevgili dinleyicimiz. Uhud Gazvesi'ni ve o esnada yaşanan hadisatı müthiş gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam ediyordum ve Bin Kabus El Müzeni'den bir rivayetle inşallah devam ediyoruz programımıza. Ve bin Kabus El Müzeni ile biraderzadesi Haris Bin Ak Uhud vakasından haberdar olmadıkları halde mücerret Resul-i Ekrem'i ziyaret için Cebel-i Müzeyneden kalkıp Medine'ye gelmişlerken Resulullah'ın Uhud Gazasına teşrifini haber alınca derhal Medine'den çıkıp Ordu-i Hümayun'a geldiler. O vakitte ise daha yeni asakir-i İslamiye münezzim olmuş idiğinden hemen harp meydanına girip merdane cenge başladılar. İşte o vakit Vehbden görülen mertlik ve bahadırlık doğrusu her iki taraf askerlerine de hayret verdi.
Hatta iki defa Resul-i Ekrem Efendimizin üzerine hücum eden fırkalara karşı çıkıp düşmanları geri çevirdi. Sonra yine üçüncü bir fırkanın hücumunda Resul-i Ekrem Efendimiz, ya bunlara kim karşı çıkacak diye sordu. Vehb Bin Kabus yine ben ya Resulallah diye cevap verdi. Fahri Kainat aleyhi Efdalüs Salavat Hazretleri Vehb'in bu sözünden memnun olarak ya Vehb kalk ve cennetle mübeşşer ol diye buyurdu. Vehb'in Aksa-yı emeli huzur-u nübüvvette şehadet rütbesine nail olmak idiğinden o fırkaya karşı vardı ve onu da vurup geri çevirdi ve fakat kendisi de şehit olarak muradına erdi radiyallahu anh. Sonra Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Vehbin cenazesi yanına vardı. Ruhuna selam ve dua ettikten sonra ben senden hoşnudum buyurdu. Onun için Ömer'ül Faruk radıyallahu anh kabus oğlu gibi ölmeyi canıma minnet bilirim derdi.
Medine'de Muhayrık namında hem ehli ilim ve fazilet ve hem de gayet zengin bir Yahudi vardı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin Kütüb-i Semaviye'de mezkur olan Nebiyy-i Ahir zaman olduğuna inanmıştı. Fakat birdenbire kendi dindaşlarından ayrılıp da İslam'ını izhar edemiyordu. Uhud Gazası günü diğer Rüesai Yehudun yanına gidip kötü bir semaviye'ye nazaran bugün Uhud'da cenk ve cihad eden Zat-ı Şerif'in nebiyy-i ahir zaman olduğuna şüphe yoktur. Ona yardım etmek üzerimize farzdır demiş ise de Yahudiler de bugün Yevm-i Sebt'tir. Bir işe yapışamayız. Muharebeye nasıl gidelim demişler. Muhayrık'ın da onun şeriatı Yevmi sebt resmini nesh etti, kalkınız gidelim, o Nebiyy-i Zişan'a yardım edelim demişse de dinlememişlerdi. Muhayrık da dayanamayıp İslam'ını ilan ederek Huzuru Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme geldi.
Ya Resulullah eğer ben şehit olursam malımın cümlesini cihat yoluna sarf et diye vasiyet eyledi. Sonra kendisi müşriklerle harp etmek üzere ortaya çıktı ve merdane cenk ederek şehit olup Darı cennete kavuştu. İşte onun hakkında Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem muhayrık Yahudi milletinin hayırlısıdır buyurdu. Radıyallahu Anh. Yine o sırada müşriklerden Osman Bin Muğiraetül Mahzumi Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine ad sürdü. Ebu Amir'i Fasık'ın ehli İslam'ı düşürmek için evvelce kazmış olduğu kuyuya düşüverdi. Derhal Haris ibn-i Sımme Radıyallahu Anh yetişti ve kılınçla o mel'unu vurup öldürdü. Silah vefatını alıp götürürken Ubeyd bin Amir'i geriden yetişti ve Haris'in omuzunu yaraladı. Lakin Ebu Dücane radıyallahu anh beri taraftan saika gibi yetişti. Yani bir şimşek gibi yetişti. Übeydi derhal vurup idam eyledi, öldürdü.
Müşriklerin kemankeşlerinden okçularından Hayyan ibn-il Araka ile Malik bin Zübeyr yakın bir yerde taş arkasına saklanıp ok atarak Ashab-ı Kiram'ı izaç etmekteydiler. Yani zor durumda bırakmaktaydılar. Hatta Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin azatlısı Ümmü Eymen radiyallahu anha gazilere su ulaştırır ve yaralılara bakarken hayyan birçok atıp az kaldı ki biçare hatunu öldüre yazdı. Onun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Sa'd Bin Ebi Vakkas Radıyallahu Anh'a birçok verdi. At ya Sa'd. Allah Teala rast getire buyurdu. Sa'd Bin Ebi Vakkas dahi attı. Ok isabet etti. Hayyan yıkılıp derhal can verdi. O sırada Malik Bin Züheyr de ok atmak üzere yılan gibi başını taş arkasından çıkarır çıkarmaz Hazreti Sa'd ona da birçok attı. Onu da başından vurup öldürdü. Elhasıl düşman her ne taraftan hücum ettiyse ehli İslam'dan fedai bahadırlar fevkalade cesaretle karşıladılar.
Artık müşrikler arzu ettikleri gibi kuvvei İslamiyeyi tamamıyla mağlup edemeyeceklerini anladılar. Bu suretle muharebe çarpışmaları biraz tavsadıysa da Ashab-ı Kiram öyle açık bir mahalde muhataralı bir yerde durmayı münasip görmeyip Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemle beraber Me' Men vadiye gittiler. Yani güvenli bir vadiye girdiler ve Cebeli Uhud'a arka verdiler. Ruesai Kureyş'ten Vedini İslam'ın büyük düşmanlarından olan Übey Bin Halef Mekke'de bulunduğu sırada Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme tesadüf ettik de, ya Muhammed bir at besliyorum. Onun üstündeyken seni vurup öldüreceğim deyince Resul-i Ekrem de ona inşallah Teala sen onun üzerindeyken ben seni öldürürüm, buyurmuştu. Übey Bin Halef, Bedir'de esir olup bedel itasıyla bedel vererek kurtulmuşken uslanmayıp yine o sözü tekrar edermiş. Resulullah bu kere Übey Bin Halef'ten ben emin değilim.
Şayet ki arkadan hücum edecek olursa beni agah ediniz, uyarınız diye Ashab-ı kirabına tembih eylemişti. Nagah bu sırada Übey bin Halef nara atıp ya sen ya ben diyerek dolu dizgin Resul-i Ekrem'in üzerine hücum edince ashabı kiramdan bazıları onu karşılamak istediyse de Resulü Ekrem dokunmayınız diye buyurdu. Eline bir harbe alıp attı, onu vurup attan düşürdü. Melun'un bir eheh kemiği kırıldı. Hemen feryat ederek Muhammed beni öldürdü diyerek kavminin yanına kaçtı. Ebu Süfyan bakıp gördü ki beresi var ise de yarası yok. Kan akmıyor. Beyhude telaş edersin. Bir şey yoktur diye teselli etti. Übey Bin Halef de mukaddema daha önce Muhammed bana ben seni öldürürüm derdi. Filvaki öldürdü. Çünkü bu darbeden benim için kurtuluş yoktur dedi. Vakıa dönüp Mekke'ye gider iken öküz gibi bağırarak yolda helak olmuştur.
İbn-i Kamiye Mekke'ye avdet edip birkaç gün sonra dağa gittiğinde Cenabı Allah'ın emriyle ona bir beyaz keçi musallat olup boynuzlarıyla süserek onu öldürmüştür. Resul-i Ekrem Utbe Bin Ebi Vakkas'a da yılını tekmil etmesin diye beddua eylediğinde o da senesi içinde helak olarak canı cehenneme gitmiştir. Lanetullahi aleyh. Resul-i Ekrem ashabı Kiramıyla Cebeli Uhud Vadisi'ne gidip toplandılar. Müteferrik olan ehli İslam'da yani dağınık olan ehli İslam'da oraya gelip barındılar. Hazreti Ali, Resul-i Ekrem efendimize su getirip yüzünü yıkadı ve abdest alıp öğle namazını kıldı. Hint ise diğer yoldaşları olan Kureyş karılarıyla meydan-ı hali bulunca gelip Şühedanın burunlarını ve kulaklarını vahşiyane kestiler ve onlardan bilezikler ve gerdanlıklar yaptılar.
Ebu Süfyan da Cebel Uhudun o vadisinde bir cem'iyet-i İslamiye peydah olduğunu görünce onları dağıtıp mahvetmek maksadıyla müşriklerden bir fırka ile başka yoldan onların üst tarafına çıkmak istedi. Resul-i Ekrem, Ya Rabbi artık oraya çıkamasınlar diye dua etti ve duası müstecab oldu. Ebu Süfyan ne kadar çabaladıysa da yukarı çıkamadı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin duası berekatıyla artık tufanı harp ve fitneye sükunet geldi Fakat Rasulullah'ın sağ olup olmadığına Ebu Süfyan'ın şüphesi olduğundan onu anlamak istedi. Binaenaleyh o cemiyeti İslamiye'ye hitaben üç kere içinizde Muhammed var mı diye sordu. Resul-i Ekrem, Ashab-ı Kiram'a susunuz, cevap vermeyiniz diye buyurdu. Ebu Süfyan üç kere ya içinizde Ebubekir var mı diye çağırdı. Yine ses çıkmadığından üç kere de Ömer ibnul Hattab var mı diye bağırdı.
Ondan da bir ses çıkmayınca artık Ebu Süfyan diğer ashabı Kiram'ı sormadı. Çünkü dini İslam'ın kıyamı ancak onlarla olduğunu kati kanaatle bildiğinden başkalarını arayıp sormaya lüzum görmedi ve hemen dönüp kendi kavmine eğer sağ olsalar elbette cevap verirlerdi. Bunların üçü de vefat etmiş ve artık iş bitmiş dedi. Hazreti Ömer'ül Faruk, artık Ebu Süfyan'ın bu sözüne dayanamayıp, Allah'ın düşmanı yalan söyledin. Saydığın zatlar hep sağadır. Yarın sana zarar verecek kuvvetlerimiz bakidir dedi. Ebu Süfyan, muharebe nöbetledir. Bugün Bedir gününe bedeldir dedi. Hazreti Ömer radıyallahu anh evet ama beraber değiliz. Zira bizim maktullerimiz cennette ve sizin maktulleriniz cehennemdedir dedi. Ebu Süfyan, ali ol Hübel, aziz ol Hübel diyerek Kabe'de en büyük put olan Hübel namına teşekkür etti.
Ebu Süfyan, Uhud Harbi'ne gitmezden evvel Hübel'in yanına gitmiş, gideyim mi gitmeyeyim mi diye kura çekmiş, evet çıkmış ve bu galebeyi Hübel'den bilerek teşekkür etmişti. Züplütü'l Buhari de Bera Bin Azip radiyallahu anh der ki, sonra Ebu Süfyan ey Hubel sen ali ol diye Nazmen şiir okumaya başladı. Sonra Resulullah ashabı kiramına hitaben Ebu Süfyan'ın bu sözüne karşı cevap vermeyecek misiniz buyurdu. Ashabı Kiram da ya Resulallah ne diyelim dediler. Onun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin emriyle Hazreti Ömer radıyallahu anh, Allah ala ve ecel dedi. Ebu Süfyan, bizim uzağımız var. Sizin uzağınız yok diyerek uzağı ile mübahat eyledi. Meydan okudu. Hazreti Ömer de Allah bizim mevlamızdır. Sizin mevlanız yoktur dedi. Ebu Süfyan, beri gel ya Ömer dedi. Hazreti Ömer de Resulullah'tan izin alıp biraz ileri geldi. Ebu Süfyan, ya Ömer Allah için doğru söyle.
Biz Muhammed'i katlettik mi diye sordu. Hazreti Ömer de, yok vallahi Rasul-ü Ekrem şimdi senin söylediğin sözleri işitiyor diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Süfyan, ben sana İbn-i Kamiye'den daha ziyade inanırım dedi. Sonra Ebu Süfyan dönüp gidecek olduk da, gelecek sene sizinle Bedir'de buluşalım dedi. Hazreti Ömer radiyallahu anh da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin emri ve talimiyle inşallah dedi. Müşrikler galip gelmişken Cenabı Hak Azze ve Celle onların kalplerine korku verdi. Hemen muharebeden feragat ederek Mekke yolunu tutup geri gittiler. O vakit Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem acaba Sa'd ibn-i Rebi ne haldedir? Şuheda arasında mıdır? Yoksa yaralılar içinde midir? Ona doğru on iki kargıyla hücum olunduğunu gördüm diye buyurdu ve onu arayıp bulmak için Muhammed Bin Mesleme'yi gönderdi. O da Şühedanın olduğu mahalle vardı.
Birkaç kere ya Sa'd Bin Rebi diye çağırdı bir ses çıkmadı. Sonra tekrar Resulullah beni gönderdi. Ya Sa'd deyince zayıf bir sesle ben ölüler içindeyim diye cevap verdi. Muhammed Bin Mesleme onu Şuheda arasında bulup gördü ki pek çok kılıç kargı ve ok yaralarıyla cismi delik deşik olmuş ve haleti nez'a gelmiş. Yani son nefesini verme anına gelmiş. O halde Sa'd Bin Rebi radıyallahu anh gözünü açtı ve Muhammed Bin Mesleme'ye hitaben Resulullah'a benim selamımı tebliğ eyle ve söyle ki ben cennetin kokusunu duyuyorum. Kavmime de benden selam eyle ve söyle ki kirpikleriniz kımıldadıkça peygamberinize ihlas hususunda inşallah mazur olamazsınız dedi ve der Akab. Akabinde teslimi ruh etti radiyallahu anh. Sa'd Bin Rebi Akabe'de Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme bey'at eden Kibar-ı Ashab-ı Kiram'dan olup Sa'd Bin Zürare'den sonra Ensar'ın ulusu idi.
Muhammed Bin Mesleme huzuru Nebevi'ye gelip Sa'd'ın selamını ve kelamını tebliğ ettik de Resul-i Ekrem, Ya Rab. Sen Sa'd Bin Rebi'den razı ol diye dua etti. Resulullah efendimiz bilahere şehitleri muayene buyurdu. Hazreti Hamza'yı gördü ki burnu ve kulakları kesilmiş, karnı yarılmış, cismi parça parça edilmiş. Resul-i Ekrem bundan o kadar mahzun ve mükeddar oldu ki hiçbir vakitte o mertebe müyesser olduğu görülmemişti. O vakit Cibril-i Emin nazil oldu ve Hazreti Hamza'nın göklerde Allah'ın arslanı ve Resulullah'ın arslanı diye yazılmış olduğunu haber verdi. Şurası gariptir ki sevgili Necerim, o gün sabahleyin Abdullah Bin Cahş'la Sa'd Bin Ebi Vakkas bir kenara çekilip Cenabıhakk'a dua etmişler. Sa'd Bin Ebi Vakkas, Ya Rab bir büyük düşmana rast gelip cenk ederek ona galip ve muzaffer olayım demiş.
Abdullah Bin Cahş da ona amin dedikten sonra ben de bir büyük düşmana rast gelip cenk edeyim ve nihayet şehit olayım. Burnum ve kulaklarım kesilsin. Yarın Ruzi cezada Allahutaala Hazretleri bana burnun ve kulakların nerede kesildi deyince, Ya Rab, senin resulünün yolunda kesildi diyeyim diye dua etmiş. Bu kere Cühedanın muayenesinde Sa'd Bin Ebi Vakkas radıyallahu anh, Abdullah Bin Cahş'i o halde görünce taaccüp eylemiştir. Her ikisinin duası da mintara fille kabul buyrulmuştur. Hazreti Hamza radıyallahu anh Resulü Ekrem Efendimizden iki yaş büyüktü. Abdullah Bin Cahş da o vakit kırk yaşını mütecavizdi. Ensar-ı Kiram'dan Ebu Cabir de o kadar parça parça edilmiş ki güç hal ile parmaklarından bilinebildi.
Numan bin Kavkıl Bedir Gazvesi'nde bulunup Uhud'da şehit düşenlerdendir ve Gavi'nin rivayetine göre Uhud günü kavkıl, Ya Rab, senin mukaddes adına and ederim ki bugün ben cennetteki yüce makamıma ayak basmadıkça güneş batmayacaktır demiş ve hakikaten o gün şehit rütbesine nail olmuştur. İbn-i Kavkıl'ın şehadeti üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz İbn-i Kavkıl'ı ben cennette gördüm buyurur aziz şehidin yemininin aynıyla tahakkuk ettiğini bildirmiştir. Kavkalı IBAN ibn Said şehit etmişti. IBAN ibn Said, İbni Az kardeşleri Halid ile Amr Müslüman oldukları halde o Müslümanlığı tehir etmiştir. Hudeybiye ile Hayber arasında Müslüman olmuştur. IBanla kardeşi Amr'ın şehadeti Hicretin on beşinci yılında Yermuk Harbi'nde Recep'in beşinci pazartesi günü vuku bulmuştur. Hayber'in fethinden sonra Ebu Hureyre radiyallahu anh, Ya Resulallah bana da bir pay ayır dedi.
İban da, Ona verme ya Resulallah dedi. Bunun üzerine Ebu Hüreyre, şu da kim oluyor? İbn-i Kavkıl'ın katili dedi. Vay şu dağ kediciğine de şaşılır. O yemenin aslına bak başından üzerimize yuvarlanıp geldi. Müslüman bir kişinin katlini bana yükleyerek beni lekelemek istedi. Fakat Allah kalkıla benim ellerim üzerinde şehit olmak saadetini ikram etti de beni onun iki elinde kafir bir halde öldürerek hakir kılmadı dedi. IBAN kendisini katillikle ithamın doğru olmadığını ve İslam camiasına girerek tövbekar olmakla mazideki günahların afolacağını ve şehidin cennete gireceğini en veciz ve beliğ bir üslupla ifade ediyor ve bu sözüne karşı Resulullah efendimizin de sükut buyurması bu hükmü takrir ve tesbit etmiş bulunuyor. Kıymetli dinleyicilerimiz inşallah İhsan Mektebi programımıza bir sonraki bölümde devam edeceğiz.
Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Aleyhiiraü'l Aziz'in Uhud Gazvesi isimli eseriyle.