İhsan Mektebi programımızda inşallah Mahmud Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eseriyle devam ediyoruz derdini işlerimiz. Uhud Gazvesi esnasında yaşanan kahramanlıkları, mücadeleleri sizlere aktarıyorduk ve şimdi Resulullah Efendimizin yaralanması sahnesi ile devam ediyoruz. Düşman müşriklerse bu bozgunculuk vaziyetinden fırsat bularak fahri alem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretlerinin üzerine hücuma başladılar. Ve etrafındaki cemaati İslamiyeyi dağıttılar. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine pek çok oklar ve taşlar atmaya başladılar. O sırada Utbe b. Ebi Vakkas ki Sa'd b. Ebi Vakkas'ın radıyallahu anh'ın kardeşidir. Bu hain Hazreti Peygamber efendimizin dudağını yardı ve bir dişini kırdı. Abdullah ibn-i Kame nam mel'un da mübarek yanağının üstünü yardı ve zırhının iki halkası kırılıp koparak bu yarılan yere batıp içeri girdi.
Resul-i Ekrem efendimiz kendi kanının yeryüzüne damlayıp da ondan dolayı kavmine azap nazil olmasın diye yüzünden akan kanları siler ve Ya Rabbi kavmim cahildir. Sen onlara hidayet et diye dua ileride. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir defasında Cibril-i Emin'e sual edip gökten indiğin vakitlerde sana hiç zorluk ve yorgunluk geldi mi? Dedikte Cibril, Evet dört yerde diyerek şunları izah etti: Birincisi, İbrahim ateşe atıldığı zaman ben arşın altındaydım. Cenab-ı Hak bana Kuluma yetiş buyurdu. Ben yetişip bir ihtiyacın var mı? Dedim. Sana ihtiyacım yok dedi. İkincisi İbrahim bıçağı İsmail'in boğazına koyduğu vakit yine arşın altındaydım. Kuluma yetiş dedi. Ben bir göz açıp yumacak kadar vakitte yetişip bıçağı ters çevirdim. Üç- Uhud günü küffar sana zarar verip azı dişini kırdıkları zaman, Allah Teala kuluma yetiş, kanı yere damlamasın.
Eğer habibimin bir damla kanı yere düşerse azametim hakkı yerde ne bir nebat ne bir ağaç bitiririm dedi. Ben de hemen iki elimle kanını tuttum sonra da onu havada kaybettim. Dördüncüsü ise Yusuf kuyuya atıldığı zaman, Kuluma yetiş dedi. Ben yetiştim. Yusuf daha kuyunun dibine varmadan kuyunun alt tarafından bir taş alıp Yusuf'u onun üzerine oturttum. Ebu Hüreyre radıyallahu anh der ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Uhud gazasında kırılıp şehit olan mübarek dendan-ı şerifine işarette Allahü Teala'nın gazabı, Allahü Teala'nın peygamberine şu muameleyi yapan kavim üzerine iştidat eyledi şiddetli bir şekilde geldi. Yine Allahü Teala'nın gazabı fisebilillah, Resulullah'ın katle eylediği kimse üzerine içtihat eyledi buyurdu.
Gerek Peygamberi Zişan'ın aleyhine muharebe ederek peygamberin cerhine cüret eden kavim ve gerek bir peygamber tarafından muharebede katledilen kafir ki, Übey b. Halef Allah'a azimüşşan'ın şiddeti gazabına uğramış demek. Enes radıyallahu anh der ki Uhud Gazası günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin raci saadeti yaralandı, başı yaralandı. Mübarek başının derisi yarıldı ve mübarek ön dişi ile azı dişi arasında olan dendan-ı şerifi kırıldı. Mübarek yüzünün kanını siler ve kendi peygamberinin vechini cerh eden yüzünü yaralayan bir kavim nasıl iflah olabilir? Buyururdu. Binaenaleyh kıbbeli ilahiden, yani ilahi makamdan ilahi bir taraftan kullarımın işinden hiçbir şey sana ait değildir ayet-i kerimesi nazil oldu ki kafirlerin, düşmanların, ihlal veya ıslahı emrinde senin için bir şey yoktur. Malik-i umur, yani işlerin sahibi Allah Teala Hazretleridir.